Şehirli Köylüler: Modern Zamanın Büyük Dönüşü

Bir zamanlar "taşı toprağı altın" diyerek yollara düştüğümüz, çocuklarımız kurtulsun diye kapak attığımız o ışıltılı şehirler, şimdilerde ruhumuzu daraltan devasa birer hapishaneye mi dönüştü? Eskiden kırsalın çilesinden kaçıp kentin konforuna sığınmak bir başarı öyküsüydü. Oysa bugün, o konforun bedelini beton yığınları arasında yalnızlaşarak ve doğaya hasret kalarak ödüyoruz.

Kaçıştan Dönüşe: Kapitalizmin İstilası

Eskiden köy hayatı; tezek kokusu, bitmek bilmeyen tarla işleri ve bedeni yoran bir mesai demekti. Şehirli iki çocuğuna bakamazken, köylü; yüzlerce hayvanın, uçsuz bucaksız bostanın ve geniş bir ailenin yükünü omuzlardı. Bu yorgunluktan kaçanlar, şehirlerin vaat ettiği o "zahmetsiz" hayata koştular. Ancak kapitalist sistemin şehirleri istila etmesiyle dengeler değişti.

Bugün gelinen noktada; aşırı kira artışları, bitmek bilmeyen enflasyon, hava kirliliği ve kalabalıklar içinde yaşanan o derin yalnızlık, rotayı yeniden terse çevirdi. Şehirlerin o "getlo"laşmış varoşlarından yükselen isyan, emeklilik hayallerini aşarak her yaştan insanı köye dönüş yollarına döktü.

Toprağın Dilini Yeniden Öğrenmek

Peki, dönmek yetiyor mu? Şehirden köye göç eden modern insan, unuttuğu bir dille karşılaşıyor: Doğanın dili. Ağacın, suyun ve toprağın alfabesini çoktan unuttuk. Şimdi internetten sipariş verdiğimiz koliler kapımıza kadar gelse de, toprağı işlemenin o kadim sabrını yeniden keşfetmeye çalışıyoruz.

Teknoloji köylere girdi, mesafe algısı değişti ama insanın içindeki o "boşluk" hissi ancak doğayla temas edince doluyor. Şehir bizleri yutarken, iç dünyamızın çoraklaştığını, neşemizi kaybettiğimizi ancak bir ağaç gölgesine sığındığımızda anladık.

Bir Kaçış mı, Yoksa Öze Dönüş mü?

Şehirdeki o soluk benizli ağaçlar gibi biz de aynı kaderi paylaştık. Kırsalda sürünün muhafızı olan köpekler bile, şehirde örselenmiş duygularımızı tamir eden birer "terapi aracı" haline geldi. Cafcaflı sosyal hayatlar, yerini kültürel bir mezarlığa bırakırken; insan artık kaybettiği o saf değerleri, suyun kaynağında arıyor.

Sonuç olarak; yolun sonu nereye çıkar bilinmez ama modern insan artık betonun soğukluğunu değil, toprağın sıcaklığını istiyor. Şehirli köylüler olarak çıktığımız bu yolculuk, belki de sadece bir adres değişikliği değil, kaybettiğimiz ruhumuzu geri kazanma çabasıdır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.