Bünyamin KURT
Daha önceki krizlerden ibret almadık, bari bu kez aklımızı başımıza alalım!
Kim yanlış yapıyor, AB ve İspanya mı, Yoksa Bizdekiler mi?
1. Yenilenebilirde 1988'den Günümüze Acı Tablo: 2019'un Bile Gerisindeyiz! İthalatı sürekli artırıyoruz!
2. AB İthalat Bağımlılığında Kırılma: Avrupa Ne Zaman Uyandı?
3. Jeopolitik Şoklar ve "İran Savaşı" Sınavı bu kez bize ders olsun!
4. Kömür İnadı: AB, İspanya ve Dünyanın Terk Ettiği Kirli ve ithal bu Kaynağı hâlâ artırıyoruz
5. Nükleer Yanılgısı: Almanya, İtalya, Avusturya, İspanya vb. Avrupa Çıkarken, Biz Neden Yanlışa Sarılıyoruz?
6. AB'nin Şebeke Gerçekleri: PHES, Batarya, Yeşil Hidrojen ve Esneklik Çözümleri
7. Sonuç: İnanılmaz Yüksek İthalat Faturasının ve Yanlış Politikaların Bedelini Biz Ödüyoruz
Bir yanda kömürden hızla uzaklaşan, nükleeri sisteminden planlı bir şekilde çıkaran ve şebekesinin omurgasını rüzgâr ile güneşe emanet eden Avrupa Birliği ve İspanya... Diğer yanda ise inatla ithal fosil yakıtlara ve nükleere sarılarak makroekonomik dengelerini zorlayan Türkiye.
1988'den Günümüze Acı Tablo: 2019'un Bile Gerisindeyiz!
Bu sorunun cevabını bulmak için grafikteki* 1988 yılına dönüp bakmak yeterli. O yıllarda Türkiye'nin elektrik üretiminde yenilenebilir enerjinin payı %60 gibi muazzam bir seviyedeyken; İspanya'da bu oran %26, AB genelinde ise sadece %16 idi.
Bugün geldiğimiz noktada tablo tamamen tersine döndü. İspanya yenilenebilir payını %60 sınırına dayamış, Avrupa Birliği %50'ye yaklaşmışken; Türkiye yenilenebilir enerjideki o tarihsel liderliğini kaybederek rakiplerinin çok gerisine düştü. Durumun vahameti sadece 1988 ile kıyaslandığında değil; 2019 yılındaki yenilenebilir enerji üretim oranımız (%44) dahi bugünkü güncel oranımızdan (%43) daha iyi durumdaydı.
Çok kimse karıştırıyor, bu oran üretim oranı, kurulu kapasite oranı değil, asıl önemli olanda zaten üretim oranıdır. İspanya ve AB her yıl kendi rekorlarını kırarken, bizim kendi içimizde oransa geriye gitmemiz, rüzgâr ve güneş potansiyelimizin şebekeye entegrasyonunda ne kadar yavaş kaldığımızın en net kanıtıdır.
İthalat Bağımlılığında Kırılma: Avrupa Ne Zaman Uyandı?
Avrupa ve İspanya'nın bu dönüşümü çevresel bir romantizm değil, tamamen "makroekonomik bir hayatta kalma" refleksidir. Bu stratejik uyanış iki ana kırılma noktasında gerçekleşti:
1. 2008-2009 Dönemi: İlk nesil yoğun rüzgâr ve güneş yatırımlarının yüksek gerilim şebekelerine entegrasyonuyla birlikte, yıllarca artan enerji ithalat bağımlılığı ilk kez bu dönemde yatay bir seyre girerek ivme kaybetti.
2. 2022 Enerji Krizi: İthal fosil yakıt fiyatlarının zirve yapmasıyla Avrupa, REPowerEU planını devreye sokarak kurulumları şaha kaldırdı. Sadece 2025'te ~7,9 GW yeni güneş kapasitesi ekleyen İspanya, dışa bağımlılık oranını günümüzde epey azallttı ve bu ivmeyi kesin olarak aşağı yönlü kırdı.
Jeopolitik Şoklar ve "İran Savaşı" Sınavı:
Yenilenebilir enerjinin ve toplam elektrik satışları içindeki temiz yerli kaynakların asıl gücü, barış zamanından ziyade savaş ve jeopolitik kriz anlarında ortaya çıkar. Yakın zamanda tanık olduğumuz İran savaşı gibi şiddetli bölgesel çatışmalar küresel tedarik zincirlerini sarsıyor. Avrupa ve İspanya bu krizden çok daha az hasarla çıkar. Kendi sınırları içinde, güneşten ve rüzgârdan elde ettikleri yerli enerjide süper ilerlediler. Kişi başı kurulu güçte 4-5 katımıza sahipler. (bkz. IRENA verileri)
Biz ise ithal kara kömürde %65, Petrolde %90 ve doğalgazda ise %95'in üzerinde dışa bağımlı olduğumuz için, sınırlarımızın ötesinde patlayan her krizin faturasını artan fiyatlar, döviz kurlarındaki dalgalanmalar ve artan cari açıkla çok kötü ödemek zorunda kalıyoruz.
Kömür İnadı, Nükleer Yanılgısı ve Şebeke Gerçekleri:
• Kömürsüz 74 Gün: İspanya, 2025 yazında sessizce tarihi bir dönüm noktasına ulaştı; 3 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasındaki rekor 74 gün boyunca ülkenin elektrik sistemi tamamen kömürsüz çalıştı. Kömürden çıkış hedeflerini 2030'dan 2025'e çektiler.
• Nükleerden Çıkış: Almanya, Avusturya, Tayvan, İtalya vb. gibi İspanya da 2030 yılında nükleere tamamen son veriyor. (bkz. Ember verileri: Nükleerin kapasite oranı İspanya nükleeri %5'in altında düşüyor)
• Şebeke Esnekliği: Değişken yenilenebilir üretimin iletim hatlarında yaratacağı frekans dalgalanmalarını; devasa nükleer santrallerle değil, PompaJ HES, batarya enerji depolama sistemleri (BESS) ve yeşil hidrojen entegrasyonuyla çözüyorlar.
Tüm AB kömürü sistemden silerken, Türkiye'nin kömürden elektrik üretimi 2000'den bu yana durmaksızın tırmanmış ve 100 TWh'nin üzerine fırlamıştır (bkz. ember verileri). Üstüne bir de nükleer kapasite için yüz milyarlarca dolarlık ithalat kalemi olarak bel bağlanmıştır. Hala artırılma planları yapılmaktadır.
???? Sonuç: Bedelini Biz Ödüyoruz
Onlar kendi öz kaynaklarına yönelip ısınma ve sanayideki elektrifikasyon süreçlerini hızlandırarak makroekonomik bağımsızlıklarını sağlarken; biz ithal Petrol, kömür, yabancı doğalgaz ve dışa bağımlı nükleer sarmalında boğuşuyoruz. Büyüme stratejimizi böyle ithal yakıtlara dayandırdığımız sürece bu yükün altından kalkmamız imkânsızdır.
Verilerin ve şebeke gerçeklerinin gösterdiği sonuç çok net: Enerji politikalarında yanlış yapan İspanya veya AB değil; 2019'daki yenilenebilir oranını bile koruyamayıp potansiyelini heba eden, kirli ve dışa bağımlı bir sistemi inatla savunan biziz.
Daha önceki krizlerden ibret almadık, bari bu kez aklımızı başımıza alalım!
https://ourworldindata.org/grapher/share-of-electricity-production-from-renewable-sources