Abdullah Durmuş BAYSAL

Abdullah Durmuş BAYSAL

Evlendikten Sonraki Roller

Evlendikten sonra hayattaki roller değişiyor ve yeni bir senaryo yazılması gerekiyor.

Genel olarak evlilik üç dönemden oluşur.

Birincisi romantik dönemdir.
Genellikle 0–5 yıl arası sürer. İlginçtir ki boşanmaların en yoğun olduğu zaman dilimi de 3–5 yıl arasıdır; yani romantik dönemin sona erdiği eşik. Beklentiler yüksektir, tahammül düşüktür.

İkinci dönem güç çatışması dönemidir.
Bu dönem kısa da sürebilir, ömür boyu da.

Üçüncü dönem ise bağlılık ya da ayrılık dönemidir.
Güç çatışması dönemini atlatamayan ve bu dönemde karşılıklı uzlaşma sağlayamayan eşler ayrılık noktasına gelir.

Romantik dönem sona erdiğinde erkeklerin ilgisi çoğu zaman evden işe kayar.

Unutmamak gerekir ki erkek ve kadının evlilikteki beyin sistematiği farklıdır.
Erkek beyninde cinsellik daha ön plandayken, kadın beyninde romantizm baskındır.

Evliliğin mutlu devam etmesinde belirleyici etkenlerden biri de uyum sürecidir.
Yeterli bir uyum yaşanmadan çocuk sahibi olmak, ileride daha büyük sorunlara kapı aralayabilir. Evlilik, iyi ve kötü günlerin birlikte paylaşıldığı bir sığınak olarak görülmelidir.

Ne yazık ki hepimizde ortak bir hastalık var:
Kendimizi niyetlerimizle, başkalarını ise davranışlarıyla değerlendirmek.

Bu durum özellikle gelin–kaynana ilişkisinde ciddi sorunlara yol açar.

Bu noktada erkekler iki arada bir derede kalır.
Ancak çözüm bellidir: Erkek her olayda müvekkilini haklı çıkaran bir avukat gibi değil, hâkim gibi davranmalıdır. Savcı veya avukat değil; hâkim olmalıdır.

Modern çağın büyük sorunlarından biri de kadının bir cinsel tüketim nesnesine dönüştürülmesidir. Oysa evliliğin temel taşı sadakattir. “Evlenirim ama arada kaçamak olur” anlayışı, evliliği içten içe çürütür.

Namus kadın için de erkek için de aynıdır…
Sadakat yoksa sevgi azalır, saygı biter. İnsan sevilmediği yerde mutlu olamaz.

Evlenecek kişilerin yaşam felsefesi örtüşmelidir. Biz buna karakter uyumu diyebiliriz.

Asıl mutluluk ise, somut zevklerde değil; soyut derinliklerde saklıdır. İşte burada aklımıza Mevlâna geliyor. Devamlı mütebessimdir. Allah cc. dostudur. Peygamber aşığıdır. Onun bu iç hali ve duruşu nedeniyle insanlar etrafında halka olmuşlardır. Herkes küçük bir Mevlâna olmaya çalışmalıdır.

En büyük aşk ise, ilahi aşktır.
Dünya sevgisi geçicidir; içinde acı tohumları taşır. İlahi sevgide ise karşılık görememe ve hayal kırıklığı yoktur.

Yararlanılan Kaynaklar: Evlilik Okulu www.akradyo.net

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
1 Yorum