Türkiye Neden "Karamsar Tablo"nun Dışında Değil? Çünkü SAHA'daki Gerçek Veriler Aksini Söylüyor!

1. Arz Güvenliği Mi, Bütçe Kara-Deliği Mi?
2. Dağıtımın Ağır Faturası ve Çift Yönlü Kazancı
3. Güneşin Altındaki Uçurum: Küresel Yarışta Nasıl Havlu Attık?
4. Mevzuat Güvenliği Sağlanmalıdır
5. Enerji ve Dağıtım Tarifeleri Revize Edilmelidir
6. Kaynak Tahsisi Yenilenebilir Enerjiye Kaydırılmalıdır

Türkiye’de enerji politikaları uzun süredir "arz güvenliği" ve "enerji çeşitliliği" üzerinden olumlu bir tabloyla sunulsa da, veriler bu tablonun ekonomik maliyetler ve sürdürülebilirlik açısından ciddi yapısal sorunlar barındırdığını gösteriyor. Resmi açıklamalarda "karamsar tablonun dışındayız" vurgusu yapılsa da, vatandaşın ödediği faturalar, bütçeye binen sübvansiyon yükü ve yatırımcıyı küstüren bürokratik engeller, krizin aslında sadece biçim değiştirdiğini kanıtlıyor.

1. Arz Güvenliği Mi, Bütçe Kara-Deliği Mi?

Hürmüz Boğazı gibi kritik enerji koridorlarına olan bağımlılığın doğrudan bir fiziksel kesintiye yol açmaması, Türkiye'nin enerjide tam anlamıyla güvende olduğu anlamına gelmiyor. Küresel piyasalarda petrolün varil fiyatındaki her 1 dolarlık artışın ülkeye maliyeti yaklaşık 400 milyon dolar seviyesindedir. Tüketiminde yaklaşık %75 oranında dışa bağımlı olan Türkiye için enerji güvenliği, artık doğrudan bir "kamu maliyesi" ve "bütçe güvenliği" sorununa dönüşmüştür.

T.C. Enerji bakanının da açıkladığı üzere, 2026 yılı bütçesinde yalnızca elektrik ve doğalgaz sektörü için öngörülen 305 milyar TL'lik destek programının, krizin sürmesi halinde 925 milyar TL'ye çıkma potansiyeli tehlikenin boyutunu gözler önüne sermektedir:

Kısıtlı kamu kaynaklarının, kömüre MWH başına 75 dolar gibi astronomik alım garantileriyle aktarılması, en ucuz kaynaklar olan rüzgar ve güneşin önünü kesen büyük bir stratejik hatadır. Bu devasa sübvansiyonlar vatandaşın vergileriyle finanse edilmekte; faturalardaki suni düşüklük, dolaylı vergiler ve artan enflasyon olarak halkın cebinden çok daha ağır bir şekilde çıkmaktadır.

2. Dağıtımın Ağır Faturası ve Çift Yönlü Kazancı:

Makroekonomik yükün yanı sıra, mikro ölçekte vatandaşın faturasına yansıyan tablo piyasa yapısının verimsizliğini özetlemektedir. Veriler, Nisan 2021 ile Nisan 2026 yılları arasında enerji bedelindeki artış sadece %24,5 düzeyinde kalırken, dağıtım bedelindeki inanılmaz fazla, yani tam %880,1 artmıştır.*

Avrupa Birliği'nde dağıtım bedeli toplam faturanın yaklaşık %25'i civarındayken, Türkiye'de mesken abonelerinde enerji fiyatının yaklaşık 5 katı büyüklüğünde bir dağıtım bedeli tahsil edilmektedir. Üstelik bu tablo, dağıtım şirketlerinin sadece elektriği tüketiciye satarken değil, elektriği üretici santrallerden alıp sisteme verirken de yüksek dağıtım bedeli kesmesiyle tam bir "çift yönlü kazanç" mekanizmasına dönüşmüştür. Özelleştirilen altyapının maliyetlerinin ve verimsizliğinin bu denli orantısız bir şekilde son kullanıcıya ve üreticiye yüklenmesi, kendi enerjisini üretmek isteyen bireylerin belini kırmaktadır.

3. Güneşin Altındaki Uçurum: Küresel Yarışta Nasıl Havlu Attık?

Linkdeki* Ember’in 2016-2026 yıllarını kapsayan "Kişi Başına Kurulu Güneş Enerjisi Kapasitesi" grafiği, Türkiye’nin enerji dönüşümünde ne kadar dramatik bir şekilde geri bırakıldığının en net belgesidir. Avrupa’nın en yüksek güneş ışınım değerlerine sahip ülkelerinden biri olmamıza rağmen, veriler uygulanan hatalı politikaların ve vizyonsuzluğun faturasını acı bir şekilde ortaya koymaktadır.

Grafiğe göre; güneş fakiri sayılabilecek Avrupa Birliği (AB) ülkeleri kişi başı 900 Watt bandını aşmış, G7 ülkeleri 800 Watt seviyelerine dayanmış ve Çin 1.000 Watt sınırını geçerek adeta şaha kalkmıştır. Peki Türkiye nerede? Yalnızca 300 Watt seviyelerinde can çekişiyor! Bu tablo, sadece basit bir "geride kalma" hikayesi değildir. Küresel rakiplerimizin kapasite artış ivmesi her geçen yıl giderek dikleşirken, bizim büyüme eğrimizin adeta düz bir çizgi halinde yatay seyretmesi, teknolojik ve ekonomik yarıştan tamamen koptuğumuzun ilanıdır.

Çin ve AB, kendi sanayisini ve vatandaşını bedava güneş enerjisiyle destekleyip küresel rekabette maliyet avantajı sağlarken; bizler sahip olduğumuz devasa potansiyeli bürokrasiye, çarpık dağıtım tarifelerine ve yatırımcıyı küstüren plansız mevzuat değişikliklerine kurban ediyoruz. 250 GW'lık çatı GES potansiyelimiz, akıl almaz fren mekanizmalarıyla atıl bekletilmektedir.

İthal kirli Fosil yakıtlara ve ithal kömüre, ithal nükleere akıtılan milyarlarca dolarlık sübvansiyonlar, güneş enerjisinin önündeki en büyük bariyerdir. Ekonomimizi dışa bağımlı hale getiren bu köhne sistemden ve rant düzeninden acilen kurtulmamız gerekiyor. Temiz, ucuz ve yerli enerjinin önünü açmak artık bir tercih değil, beka meselesidir. Unutmamalıyız ki; ithal enerjiler bizi bitirmeden biz onu bitirelim. Aksi takdirde, güneşin altındaki bu uçurum her geçen yıl daha da derinleşecek ve ağır faturayı yine vatandaş ödeyecektir.

Sonuç: Karamsarlık Sadece Biçim Değiştirdi

Türkiye aktüel fiziksel bir enerji kıtlığı çekmiyor olabilir; ancak plansız mevzuat değişiklikleri, kontrol edilemeyen dağıtım giderleri ve bütçeyi sarsan sübvansiyon ihtiyacı derin bir "ekonomik karamsarlık ve zarar" yaratmaktadır. Enerjide bağımsızlık hedefine ulaşmak için;

Mevzuat Güvenliği Sağlanmalıdır: Geriye dönük işleyen saatlik mahsuplaşma gibi, üreticiyi, yatırımcıyı zarara uğratan uygulamalardan vazgeçilmeli, çatı tipi GES kurulumlarının önündeki idari ve tarife engelleri kaldırılmalıdır.

Dağıtım Tarifeleri Revize Edilmelidir: Üretici ve tüketiciyi ezen, AB standartlarının oransal çok üzerindeki dağıtım bedelleri şeffaf bir şekilde denetlenmeli ve enerji fiyatları ile beraber makul seviyelere getirilmelidir.

Kaynak Tahsisi Yenilenebilir Enerjiye Kaydırılmalıdır: Fosil yakıtlara ve yerli kömüre verilen yüksek alım garantileri ile bütçe sübvansiyonları sonlandırılmalı; bu kaynaklar doğrudan şebeke ve enerji depolama (batarya) altyapısına yönlendirilmelidir.

Aksi takdirde, bedeli halkımıza ödettirilen, yani trilyonluk sübvansiyon yükü altında ezilen bir kamu bütçesiyle "enerji bağımsızlığı" söylemi sadece lafta kalmaya mahkûmdur.

*https://ember-energy.org/data/wind-and-solar-capacity-data-explorer/

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.