Mehmet KAÇAR
ŞU HADİSE GÖRE ALLAH’IN İSTEDİĞİ KİMSE CENNETE GİDECEKTİR! ALLAH’A VE AHİRET GÜNÜNE İNANAN KİMSELERDİR BUNLAR!
Allah(C.C) kendine kul olan ve Peygamberi'nin yolunda giderek yaptığı hatalara tövbe edenlerin günahlarını örter: “Ey İman edenler! Allah(C.C)’a saygıda(kullukta/takvada) kusur etmezseniz, O size bir temyiz kabiliyeti verir, kötülüklerinizi örter ve sizi bağışlar. Allah büyük lütuf sahibidir.”(Enfâl 29) Geçenlerde anlam ve içerik bakımından çok önem arz eden bir hadisi şerif okudum. Bu hadisi şerif bir mümin için, içerisinde çok önemli bir müjdeyi içermektedir.
Bu hadisi şerif ise şöyledir:
“Allah’a ve ahret gününe şeksiz, şüphesiz inanan ve peygamberimiz Muhammed Mustafa(S.A.V)’e şeksiz ve şüphesiz itaat eden ve onun yolunu onun gibi yaşamaya çalışan ve şeksiz, şüphesiz onu kendi gönlünde ve aklında kabul edip onu seven bir insana cehennem ateşi dokunmaz.
Sahabe-i Kiram bu gerçeği görüp anladıkları için, O’na Yâ Rasulullah! Sana anamız, babamız, evlatlarımız, malımız, mülkümüz ve canımız feda olsun diyorlardı.
Yani cehennem o kimse için haram kılınmıştır.” Yâ bu hadisi şerif bir mümin için çok büyük bir müjdedir. Mümin için çok değerlidir.
O halde, bir mümin için cehennemin haram olması nasıl bir şey oluyor?
Tam burada bu hadisi şerifi okuduğunuz zaman, çok sevdiğim, beni çok duygulandıran âlim bir kimse ile talebesi arasında geçen şu diyaloga önemle bakmamız gerekiyor:
Cehenneme hiçbir mümin girmeyecektir deyince hocasına, talebesi şöyle bir soruyla karşılık verir: Hocam! Bu mümin çok günahları varsa, kul hakları varsa, o zamanda mı cehenneme girmez?
Ona hocası şöyle cevap veriyor. O mümine Allah (C.C) dünyada iken hastalık verir, belalara gark olur, musibetlerden belini doğrultamaz, sıkıntılar içerisinde yaşar ve fakirlik belası ile cebelleşir durur ve o mümin öldükten sonra bu kadar çileleri çektiği için günahlarına kefaret olur ve cehenneme girmez.
Öğrenci sonra şöyle bir soru yöneltir. Peki! Hocam o kimse dünyada iken bu belaları çekmedi, bu sıkıntılar başına gelmedi ve öldü, O zaman ne olacak? Yine cehenneme girmeyecek mi?
Hoca öğrencisine şöyle cevap verir. Hoca bu soruya da şöyle cevap verir!
Hayır yine cehenneme girmez, çünkü o kimseye Allah(C.C) çok şiddetli bir ölüm acısı tatdırır ve bu acıda onun günahlarına kefaret olur ve o bedelleri böylece ödemiş olur. Öğrenci tekrar şöyle sorar. Peki! Bu acı da o bedelleri ödemek için yetmedi o zaman ne olacak?
Hocası o soruya da şöyle cevap verir; O müminin kabir azabı çekmiş olması ile o günahları temizlenir ve cehenneme yine girmez buyurur.
Öğrenci hocasına tekrar sorar. Kabir azabı da o müminin günahlarını karşılamaya kefaret olarak yetmezse ne olacak? Yine cehenneme gitmeyecek mi?
Hocası; Sırat köprüsünden geçerken çekeceği ızdıraplar onun günahlarına kefaret olarak yeter ve orada bunu karşılayarak, cehenneme girmekten kurtulur.
Öğrencisi tekrar hocasına sorar, ya orada da ödemezse ne olacak hocam o zaman?
Hocası o zaman şöyle cevap verir: O zamanda Allah’ın (C.C) ona verdiği şefaat izni ile o mümine şefaat eder. O zamanda yine o mümin cehenneme girmekten kurtulur.
Zira, cehennem kelime olarak küfrün karşılığıdır.
Bu hadisi şerif bu öğrencinin sorularına verilen cevapları teyit eder bir niteliktedir.
Allah’a ve peygambere iman eden bir insan; ‘Resülullah(S.A.V) buyurur ki: “ böyle bir mümin cehenneme girmez”
Zira cehennem küfrün, inkârın karşılığıdır. İnanç sahibi bir mümini cehennem ateşi yakmaz. Cehennem insanın günahlarının karşılığı değildir.
İşte bu hadis-i şerifte verilen müjde bu açıdan bakıldığı zaman çok önemlidir. İnanan bir mümin için çok değerlidir.