Emevîlerin sonları ve Abbâsîlerin ilk dönemlerinde yaşamış olan büyük Müfessir Mukātil bin Süleyman, Abbâsî Halifesi Ebû Ca‘fer el-Mansûr’un huzuruna girdiğinde aralarında şöyle bir muhavere geçer.
Halife Mansûr Mukātil bin Süleyman'a :
— “Ey Mukātil, bana nasihat et,öğüt ver.” dedi.
Mukātil sordu:
— “Sana gördüklerimle mi öğüt vereyim, yoksa işittiklerimle mi?”
Halife:
— “Gördüklerinle.” diye cevap verdi.
Bunun üzerine Mukātil şöyle dedi:
— “Ey Müminlerin Emiri! Ben, Emevî halifesi Ömer bin Abdülaziz’i gördüm. On bir evladı vardı; fakat geride yalnızca on sekiz dinar miras bıraktı. Beş dinarla kefenlendi, dört dinara kabri satın alındı; geri kalan ise çocukları arasında paylaştırıldı.
Yine gördüm ki Emevî halifesi Hişâm bin Abdülmelik’in de on bir evladı vardı. Ancak her bir evladına düşen miras bir milyon dinardı.”
Sonra Mukātil sözlerine yeminle devam etti:
— “Allah’a yemin ederim ki, aynı gün içinde şuna bizzat şahit oldum:
Ömer bin Abdülaziz’in evlatlarından biri, Allah yolunda cihada verilmek üzere yüz atı sadaka olarak bağışlıyordu;
Hişâm bin Abdülmelik’in evlatlarından biri ise çarşılarda dileniyordu.”
Rivayete göre insanlar, Ömer bin Abdülaziz’i vefat döşeğinde iken sordular:
— “Ey Ömer, çocuklarına ne bıraktın?”
O da şu cevabı verdi:
— “Onlara Allah’a karşı takvayı bıraktım. Eğer salih olurlarsa, şüphesiz Allah salih kullarına kefildir. Eğer salih olmazlarsa, onları Allah’a isyana sürükleyecek bir mirası asla geride bırakmam.”
Arapçadan tercüme:
Abdülhamid Doğan
Kaynak: el-Bidâye ve’n-Nihâye – İbn Kesîr