Ahmet Şükrü KILIÇ

Ahmet Şükrü KILIÇ

Erken konuşmanın bedeli

Zamanı gelmeden kurulan her cümle, geleceğe bırakılmış bir borç gibidir. O an alkış alabilir, destek toplayabilir, hatta cesur bulunabilir. Fakat şartlar değiştiğinde o söz, sahibinden açıklama ister. Erken konuşmanın en ağır bedeli; insanın kendi kelimelerine karşı savunma yapmak zorunda kalmasıdır.

Toplumsal ve siyasi alanın hızlandığı dönemlerde sessizlik neredeyse suç gibi görülür. “Neden konuşmadın?” sorusu, “Neden acele ettin?” sorusundan daha baskındır. Oysa asıl mesele konuşmak değil; doğru zamanda konuşmaktır. Zamanlama, düşüncenin ahlâkıdır. Ahlâkı olmayan cesaret, çoğu zaman refleks üretir; derinlik değil.

Erken konuşmak, çoğu zaman eksik bilgiyle hüküm vermektir. Bilgi akışı tamamlanmadan yapılan yorumlar, ileride düzeltme ihtiyacı doğurur. Yanlış anlaşılmaların hızla yayıldığı bir çağda, bağlamdan koparılan bir cümle uzun süre dolaşabilir. Bu yüzden kelime seçimi kadar susma kararı da bilinçli olmalıdır. Sabır, düşüncenin güvenli alanıdır.

Erken pozisyon almak, insanı dar bir çerçeveye sabitleyebilir. Henüz netleşmemiş bir süreçte kesin ifadeler kullanmak, ileride geri adım atmayı zorlaştırır. Geri adım atmak her zaman yanlış değildir; fakat acele edilen konumlar, insanı gereksiz savunmalara sürükler. Bu savunma hâli ise düşüncenin enerjisini tüketir.

Bedel yalnızca dışarıya karşı değildir. Erken konuşan kişi, zamanla kendi içinde de çatışma yaşayabilir. Çünkü şartlar değiştiğinde fikir de olgunlaşır. Fakat geçmişte söylenmiş kesin cümleler, yeni düşünceye alan bırakmaz. İnsan bazen hakikate değil; kendi eski sözlerine sadık kalmak zorunda hisseder. Bu, fikrî gelişimin önündeki görünmez engeldir.

Stratejik sessizlik bu noktada bir korunma değil; bir inşa biçimidir. İçeride düşünceyi büyütmek, dışarıda acele alkış toplamaktan daha değerlidir. Zamanı gelmeden konuşmamak, hakikati geciktirmek değildir; onu sağlam zemine oturtmaktır. Çünkü kalıcı söz, sabırla yoğrulmuş olandır.

Erken konuşmanın bedeli çoğu zaman geç fark edilir. Oysa susmanın bedeli nadiren ağırdır. Gerektiğinde konuşmak cesarettir; gerektiğinde susmak ise bilgelik. İstikamet, her çağrıya cevap vermek değil; doğru çağrıyı bekleyebilmektir. Kelimeyi doğru zamanda söylemek, düşüncenin en yüksek disiplinidir.

Bir yanlışı, bir haksızlığı, bir gaspı, bir zimmet suçunu zamana yaymak; toplumun vicdanında karşılık bulmasını beklemek başka bir şeydir. Oysa bazı sorumluluklar, bir sonraki nefese bile ertelenemez. İnsani meseleler beklemeye de bekletilmeye de tahammül etmez.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.