Bursa sokaklarında bugünlerde tek bir cümle yankılanıyor: “Tekstil bitti!” Özellikle Karlıdağ ve Vişne Caddesi hattında o eski şaşaalı günlerin yerini derin bir sessizlik almış durumda. Ancak asıl mesele sektörün bitmesi mi, yoksa bizim vizyonumuzun tükenmesi mi? Gelin, çuvaldızı biraz da kendimize batıralım.
Bir Dönemin "Dünya Başkenti": Vişne Caddesi
Çok değil, daha iki üç yıl öncesine kadar Karlıdağ ve Vişne Caddesi’nde 2 metrekare depo bulmak mucizeydi. Sokaklarda dünyanın her yerinden alıcılar cirit atıyor; dükkanlarda Rusça, Arapça, İngilizce bilen personeller sipariş yetiştiremiyordu. Bebe giyiminden perdeye, fular arkasından ayakkabıya kadar Bursa, adeta tekstilin "show room"u haline gelmişti.
Peki, ne değişti? Pandemi döneminde Çin’in lojistik ağları çökünce, siparişler hazırlıksız olmamıza rağmen kucağımıza düştü. Biz ise bu geçici rüzgarın hiç dinmeyeceğini sandık.
Fasonculuk ve "Günü Kurtarma" Kurnazlığı
Bölgedeki işletmelerin %90’ı ne yazık ki fason üretim pençesinde. Kendi markasını yaratan, Ar-Ge ve tasarıma yatırım yapanların oranı %10’u geçmiyor. İşin acı tarafı; o %10 hala ayakta!
Geri kalan çoğunluk ise maalesef kendi bindiği dalı kesti. Fahiş fiyatlarla kalitesiz malları "nasıl olsa alıcı var" diyerek pazarlayanlar, sahte pazarlamacılarla (buyer) iş birliği yapıp müşteriye defolu ürün gönderenler, bugün kaybedilen itibarın baş sorumlusudur. İstanbul Laleli piyasası nasıl elden kayıp gittiyse, Bursa da aynı hataların kurbanı oluyor.
Mısır ve Suriye Çıkmazı
İşçilik ucuz diye fabrikasını Mısır’a, Suriye’ye taşıyan büyük firmalarımız vardı. Şimdi oralarda da maliyetlerin uçtuğu, enerji ve lojistik sorunlarının baş gösterdiği haberleri geliyor. Kaçış bir çözüm değil; asıl çözüm, katma değerli üretimde gizli.
Unutmayalım: Kaliteli mal üretmek ve dürüst ticaret yapmak bir tercih değil, sürdürülebilirlik için bir zorunluluktur.
Son Durak: Aklımızı Başımıza Alma Vakti
Bugün ana caddelerde 200 bin TL’ye kiralanan dükkanlara 50 bin TL’ye bakan yoksa, boyahaneler haftada bir gün çalışıyorsa durup düşünmek lazım. Çin piyasaya geri döndü ve biz hazırlıksız yakalandık.
Devlet daha ne yapacak? Teşvikse teşvik, fuarsa fuar... Ancak "günü kurtarma kurnazlığı" devam ettiği sürece, hiçbir devlet desteği bizi bu bataklıktan çıkaramaz. Eğer tasarım ve kaliteyi merkeze almazsak, bu kriz kurumsal firmalarımızı da birer birer yutacak.
Deniz bitti. Şimdi ya yeni bir rota çizeceğiz ya da bu durgun suların içinde kaybolup gideceğiz.