Doç. Dr. Cahit KARAALP

Doç. Dr. Cahit KARAALP

28 Şubat’ın Kamçısından Konforun Rehavetine: Kazandık mı, Kaybettik mi?

28 Şubat, biz Müslümanlar için sadece takvimde bir yaprak değil, ruhumuza inen bir kamçıydı. O gün bizi bölmek, parçalamak ve inancımızdan koparmak isteyenlerin baskısı, beklenenin aksine bizi birbirimize daha çok kenetlemişti. İmanımız perçinlenmiş, mücadele ruhumuz dirilmişti. Korku vardı, endişe vardı; ama kaybedecek lüks villalarımız, yüksek mevkilerimiz veya kabarık banka hesaplarımız yoktu. Sadece davamız vardı.

Mekke Dönemi Sıkıntısından Medine’nin Varlık İmtihanına

O günleri bir nevi "Mekke Dönemi" gibi yaşadık; yoklukla, baskıyla ve sabırla yoğrulduk. Ancak bu manevi eğitimimiz henüz tamamlanmadan, kendimizi bir anda "Medine" ikliminde, yani varlığın, iktidarın ve gücün tam merkezinde bulduk. Hazırlıksız yakalandık.

Sistemin her kademesine yerleştik, "girilmez" denilen kapıları açtık, "yenilmez" denilenleri yendik. Peki, bu zaferlerin bedeli ne oldu? 28 Şubat’ın tanklarıyla bizden söküp alamadığı değerlerimizi; bugün kendi rızamızla, konforun sıcak kucağında teslim ettik.

Mücahitten Müteahhide: Değişen Safhalar

Dün sağımızda solumuzda secde arkadaşlarımız varken, bugün ihale peşinde koşan "eski mücahit, yeni müteahhit" dostlar türedi. Bize Allah’ı hatırlatan büyüklerin yerini, daha fazla kazanmanın yollarını fısıldayan hırslı figürler aldı.

  • Camilerde geçen zamanlar, banka koridorlarındaki mesailere dönüştü.

  • Dava için canından geçenler, mevkisini korumak için davasını satanlara evrildi.

  • Celladına benzemek, en büyük mağlubiyetimiz oldu.

Kendi 28 Şubatımızı mı İnşa Ettik?

Acı ama gerçek: Biz 28 Şubat’ın dış baskısından kurtulduk ama kendi içimizde daha yıkıcı bir "28 Şubat" inşa ettik. Hak, hukuk, adalet ve ahlak gibi sarsılmaz umdeleri hayatımıza yansıtmak yerine; gücün büyüleyici etkisine kapıldık. Sadece kendimizi değil, temsil ettiğimiz değerleri de yıprattık.

Artık eski vesayetçileri lanetlemeyi bir kenara bırakıp, bize bu manevi hezimeti yaşatan "yeni anlayışı" sorgulama vaktidir. Kazandık sanırken neleri kaybettiğimizin muhasebesini yapmazsak, yarın özleyecek bir "özümüz" dahi kalmayacak.

Şimdi sormak lazım: Özümüze dönmeye, hakkı ve adaleti kendi aleyhimize de olsa üstün tutmaya hazır mıyız? Yoksa konforun esiri olarak kaybetmeye devam mı edeceğiz?

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.