Bugün dünya coğrafyasına baktığımızda, dinin evrensel bir huzur limanı olmaktan çıkarılıp, belirli kesimlerin tekeline alındığı hazin bir tabloyla karşılaşıyoruz. Din, artık her ülkede seçkin bir azınlığın "özel mülkü" gibi pazarlanıyor. Geriye kalan kitleler ise, sadece bu "imtiyazlı azınlığın" çizdiği sınırlar içinde nefes almaya çalışıyor.
Manevi Dokunulmazlık Zırhı
Siyasetteki dokunulmazlık zırhını biliriz; peki ya dini dokunulmazlık? Bugün birileri kendisini dinin mutlak otoritesi ilan etmiş durumda. Onlar tartışılamaz, eleştirilemez ve veto edilemezler. Kuralları onlar koyar, cezayı onlar keser.
İlginç olan şudur ki; bu seçkinler dinin "kırmızı ışığında" hiç durmadan geçebilirken, sıradan bir vatandaş "yeşil ışıkta" bile sorgulanabiliyor. Onlar adeta dinin "beyazları", geri kalanlar ise dinin zencileri, karaları ve kızılları... Dinin sahibi onlar, bizler ise sadece kiracıyız!
Azınlığın Tahakkümü: Arabistan'dan Türkiye'ye
Coğrafya değişse de senaryo hep aynı. Arabistan'da, Suriye'de, Mısır'da, İran'da ve elbette Türkiye'de din, bir avuç azınlığın kontrolünde. Bu azınlık bazen cebindeki maddi diplomayla, bazen de "manevi icazet" dedikleri o görünmez diplomalarla kürsüye oturuyor.
Onlar "din cübbedir" derse cübbe, "din kravattır" derse kravat oluyor. Kendi zevklerini, hobilerini, atalarından kalma kültürel tortuları "din" diye ambalajlayıp önümüze koyuyorlar. Eğer sizin renginiz onlarınkine uymuyorsa, dinin dışına itiliyorsunuz.
Din: Kiminin Sopası, Kiminin Boyası
Eğer bu "imtiyazlı gruba" biat etmezseniz etiketiniz hazır: Yobaz, fitneci ya da anarşist. Kendi ideallerini dinleştiren bu kesim, dini bir sopa gibi kullanarak muhalif gördüğü herkesi terbiye etmeye çalışıyor.
-
Kardeşliği onlar tanımlar.
-
Özgürlüğün sınırını onlar çizer.
-
Mezheplerini din, hobilerini ibadet haline getirirler.
Oysa din, bir zümrenin tekelinde değil, vicdan ile Yaratan arasındadır. Birilerinin "merdiven altı" ya da "dışlanmış" olarak yaftaladığı samimi inançlılar, belki de dinin o bembeyaz görünen sahte yüzlerinden çok daha hakikidir.