Günümüzde stadyumlar sadece spor müsabakalarının yapıldığı yerler değil, adeta modern çağın yeni tapınakları haline geldi. Peki, milyonları peşinden sürükleyen bu "meşin yuvarlak" tutkusu, masum bir eğlence mi yoksa düşünme yetimizi elimizden alan bir uyuşturucu mu?
Modern Bir İbadet Biçimi Olarak Fanatizm
"Sen yoksan bir eksiğiz" sloganlarıyla kitleleri tribünlere çağıran endüstriyel futbol, aslında cebinizdeki son kuruşa göz dikmiş durumda. Stadyumlar, koro halinde edilen küfürlerin deşarj yöntemi olarak görüldüğü, manevi değerlerin bile maç heyecanı uğruna bir kenara itildiği alanlara dönüştü. Ezan okunurken bile ara verilmeyen o "küfür korosu", fanatizmin aklı nasıl devre dışı bıraktığının en acı göstergesi.
Siz Titrerken Onlar Lüks İçinde
Bir düşünün; en uzak köşeden maç izlemek için binlerce lirasını feda eden taraftar, soğukta otobüs beklerken; onun sırtından trilyonlar kazanan futbolcular lüks araçlarıyla evlerine dönüyor. Siz onları ailenizden biri gibi severken, onlar sizi tanımıyor bile. Sizin sevdanız "renklere", onlarınki ise "rakamlara" dayalı.
"Profesyonellik" Maskesi ve Sadakat Yanılsaması
Evinizin her köşesini resimleriyle donattığınız o futbolcular, üç kuruş fazla para gördüklerinde tuttuğunuz takımı bırakıp gitmekte tereddüt etmiyorlar. Üstelik bir sonraki maçta size gol atıp, bunu bir bayram havasında kutlayabiliyorlar. Adına da çok kolay bir kılıf uyduruyorlar: Profesyonellik.
Siz "Gooool!" diye haykırırken aslında onların banka hesaplarına yatan primleri alkışlıyorsunuz. Kendi hayatınızda bir gol bile atamazken, başkalarının lüks hayatını inşa etmelerine kölelik ediyorsunuz.
Unutmayın: Başkaları bu kadar rahatken, kendi huzurunuzu ve aklınızı bozduğunuza değmez. İnandığınız değerler, bir futbol topunun çizgiyi geçmesinden çok daha kıymetlidir.