Siyasetin tozlu raflarından indirilmeye çalışılan eski figürler, bazen sadece kendi hırslarıyla değil, okyanus ötesi veya kıta Avrupası merkezli "üst akılların" planlarıyla sahneye sürülürler. Bugünlerde Ankara kulislerinde fısıltıyla karışık konuşulan, ancak satır aralarında büyük bir ihanetin izlerini taşıyan o meşhur senaryo yeniden vizyonda: Mistır Abdullah ve 2028 hesapları.
Savunma Sanayii Kimleri Rahatsız Ediyor?
Türkiye’nin son yıllarda savunma sanayiinde attığı dev adımlar, sadece bölgedeki dengeleri değiştirmekle kalmadı; emperyalist güçlerin "kırmızı çizgilerini" de bir bir yerle bir etti. 4000 firma, 120 bin nitelikli personel ve 100 milyar doları aşan devasa bir projeksiyon... CENK, TAYFUN, GÖKHAN ve uçak gemisi projeleri, birilerinin uykusunu kaçırmaya yetiyor.
Peki, bu yerli ve milli şahlanış karşısında kimler "Ekselanslarının" huzurunda el pençe divan duruyor? Metne dökülen o hayali ama bir o kadar gerçeğe yakın diyalogda gördüğümüz üzere; Türkiye’nin güçlenmesinden rahatsız olan odakların en büyük umudu, "Sizi üzecek hiçbir şey yapmazdım" diyen itaatkar profillerdir.
"Nişanlı" Siyasetin 2028 Planı
Kraliçe’den madalyalı, "Nişanlı" bir siyasetçinin yeniden parlatılma çabası tesadüf değildir. Plan oldukça net: Milli duruş sergileyen Cumhur İttifakı’nın karşısına; sağdan sola, renksizden ilkesize kadar geniş bir "mutabakat" cephesi kurmak. Bu cephenin başına da, sinsi bir gülümsemeyle "her kalıba girmeye hazır" bir ismi oturtmak.
Bu yeni misyonun yol haritası ise şimdiden belli:
-
Mavi boncuk dağıtarak her kesime şirin görünmek.
-
Yargı süreçlerine müdahale vaatleriyle dış destek aramak.
-
Emekli ve dar gelirli üzerinden popülist rüzgarlar estirmek.
-
En önemlisi de; Türkiye’yi yeniden "emir alan" o eski günlerine geri döndürmek.
Brütüs’lük Sanatı ve İfşa
Siyasette "Brütüs" olmak, sadece bir ihanet değil, bir yöntem meselesidir. Kendi davasına, kendi ülkesinin kazanımlarına sırt çevirip, dış güçlerin ajandasına amadelik etmek; ne bu milletin sinesinde ne de tarihin sayfalarında hoş karşılanacaktır.
Anlaşılan o ki; "HayırNisa" hanımların rövanş hırsı ve "Mistır"ların koltuk sevdası, Türkiye’nin tam bağımsızlık mücadelesinin önündeki en büyük sinsi engel olarak kurgulanıyor. Ancak unuttukları bir şey var: Bu millet, kendisine gülümseyen ama cebinde zehirli dikenler taşıyanları çok iyi tanıyor.
Sinsi hamam böceklerini, karanlık odalarda kurulan o kirli planları ifşa etmeye devam edeceğiz. Çünkü Türkiye, birilerinin "ekselansları" mutlu olsun diye durdurulacak bir ülke değildir.