Şinasi KARA
Savaşın Yeni Yüzü: ABD’nin "Kontrollü Kargaşa" Siyaseti Neden Çöktü?
Dünya siyaseti ve askeri stratejiler, tarihin en radikal kırılma noktalarından birini yaşıyor. Umman’da gerçekleşen İran-ABD gizli görüşmeleri, küresel güç dengelerinin artık bildiğimiz gibi yönetilemediğini bir kez daha gözler önüne serdi. Görüşmelerde İran’ı temsil eden Dışişleri Bakanı Abbas Arakçı’nın, “Füze programımızı tartışmaya gerek yok. Amerika elinden ne geliyorsa yapsın” diyerek çektiği rest, aslında bir dönemin kapandığının resmi ilanıdır.
Bu rest, askeri literatüre şu yalın gerçeği kazıyor: Savaşın şekli tamamen değişti.
Konvansiyonel Orduların Sonu: Tankların Yerini Alan Füzeler
İkinci Dünya Savaşı’ndan miras kalan tank, top, tüfek, uçak ve devasa savaş gemileriyle zafer kazanma dönemi artık kapanmıştır. Modern cephelerin yeni hakimi, bombayı hedefe insan gücüne ihtiyaç duymadan doğrudan taşıyan akıllı füzeler ve nokta atışı yapan kamikaze dronlardır.
Gelecek yıllarda savunma sanayisi tamamen bu aks etrafında şekillenecek. Kim daha etkin, daha hızlı ve yapay zeka ile entegre dron ve füze teknolojisi üretiyorsa, küresel masada son sözü o söyleyecek.
Bunun en somut örneğini bugün Orta Doğu'da yaşıyoruz. İran, geliştirdiği füze ve dron teknolojisiyle dünyanın en büyük, en pahalı donanmasını pasifize etmeyi başardı. Amerikan donanması, bu asimetrik tehdit karşısında çareyi menzil dışına, yani güvenli sulara çekilmekte buldu.
Amerika Neden Anlaşma Masasında?
Şunu çok iyi bilmek gerekir: Amerika Birleşik Devletleri eğer bir savaşı kazanıyor olsaydı, asla anlaşmaya tenezzül etmezdi.
Yakın tarihe dönüp bir bakalım:
-
Irak’ı işgal ettiklerinde kimseyle müzakere etmediler; şartları tek taraflı belirlediler.
-
Libya’yı kana bulayıp Kaddafi’yi katlettiklerinde masaya oturmadılar; kendi iradelerini dikte ettiler.
Amerikan devlet aklı, doğu toplumları gibi duygusal reflekslerle çalışmaz. Başaramayacaklarını, askeri ve ekonomik maliyetin altından kalkamayacaklarını gördükleri an önce uzlaşma yolları ararlar. Anlaşma zeminini bulamadıklarında ise arkalarına bakmadan çekip giderler. Vietnam'da, Afganistan'da gördüğümüz tam olarak buydu.
"Kontrollü Kargaşa" Silahı Ters Tepince
Bu geri çekilme sinyalleri, ABD dış politikasının fıtratına uygundur. Çünkü Washington merkezli dış politika, asla dünyadaki sorunlara çözüm üretmek üzere tasarlanmamıştır. Tam aksine, var olan sorunları derinleştirmek ve krizlerden beslenmek üzerine kuruludur.
ABD, 1950 yılından bu yana küresel hegemonyasını korumak için "Kontrollü Kargaşa" (Controlled Chaos) siyaseti uygulamaktadır. Dünyanın farklı bölgelerinde kontrollü krizler çıkararak, tarafları kendisine muhtaç etme stratejisidir bu.
Ancak bu kez evdeki hesap çarşıya uymadı. ABD, Orta Doğu'da başlattığı kargaşanın kontrolünü bu defa elinden kaçırdı. Bugün bu kontrolsüz kargaşadan en büyük darbeyi doğrudan Amerikan ekonomisi alıyor. Küresel ticaretin can damarı olan Hürmüz Boğazı'nın kontrolü tamamen İran'ın elinde ve Tahran, bu coğrafi üstünlüğü çok güçlü bir "ekonomik silah" olarak masaya sürüyor.
Savaşın şekli değişirken, kargaşadan beslenenlerin de kendi kazdıkları kuyuya düştükleri yeni bir dünya düzenine uyanıyoruz.