Rasim DUMAN
Gönül Coğrafyamızın Kara Gözlü Canları: Somali’den Yükselen O Ses
Somali Cumhurbaşkanı’nın bir televizyon mülakatında kurduğu o yürek burkan cümleyi okudunuz mu? "Türkiye'den başka kimimiz var ki, bizi kim istiyor ki, bize başka kim geliyor ki..." Bu sözleri ilk duyduğumda gözlerim doldu, içimde derin bir sızı hissettim. Bu sadece bir devlet başkanının beyanatı değil; asırlardır yalnız bırakılmış, sömürülmüş ama gözünü hâlâ Anadolu’ya dikmiş bir coğrafyanın sessiz çığlığıdır.
Gelin, bu çığlığın arkasındaki tarihi gerçeklere ve bugün üzerimize düşen büyük sorumluluğa hep birlikte bakalım.
Batı Medeniyetinin "Hayâsız Akınları" ve Afrika Gerçeği
Afrika'nın bu esmer ve mazlum insanları, Osmanlı'nın eski kudret ve satvetini kaybetmeye başlamasından itibaren asırlardır sözde "Muasır Batı Medeniyeti"nin tarif edilemez zulümlerine maruz kaldı. Başta ABD, İngiltere ve Fransa olmak üzere; Belçika, Almanya, İtalya, Portekiz ve Hollanda gibi sömürgeci güçler, Afrika'yı hem talan ettiler hem de milyonlarca insanı vahşice katlettiler.
Üstelik sadece kaynaklarını çalmakla kalmadılar; küresel medya gücünü kullanarak Afrikalıları tüm dünyaya "insan eti yiyen yamyamlar" olarak tanıttılar. Benim yaşımda olanlar çok iyi hatırlayacaktır: İngiliz basını, Uganda'nın müslüman ve milli şuur sahibi Cumhurbaşkanı İdi Amin hakkında "Buzdolabında insan eti saklıyor" iftirasını atmıştı. Dönemin Türkiye'sindeki bazı malum medya organları da bu yalanları allayıp pullayarak manşetlerine taşımıştı.
O günlerde bu yalan haberleri yayanlar, yerli sanayinin arkasına sığınarak Avustralya'dan kanguru eti ithal edip şarküteri ürünü olarak bu millete yedirenleri ise nedense hiç görmemişti!
Fas'tan Endonezya'ya: Sınırları Aşan Gönül Coğrafyamız
Kıymetli dostlarım, bizim cenahın çok iyi bilmesi ve kabul etmesi gereken sarsılmaz bir gerçek var: Fas'tan Endonezya'ya, Kırım'dan Somali'ye ve Sudan'a kadar müslümanların yaşadığı bu muazzam coğrafya, aslında bizim manevi vatanımızdır. Oralarda yaşayan insanlar da öz be öz vatandaşlarımız, kardeşlerimiz, canlarımızdır.
Bugün Afrika ülkelerinden gelen binlerce talebe, ülkemizin üniversitelerinde eğitim görüyor. Bu pırıl pırıl çocuklar, inşallah gelecekte kendi ülkelerinde çok önemli makamlara ve mevkilere gelecekler. Türkiye'nin gönüllü elçileri olacaklar.
Bizlere Düşen Görev Nedir?
Sizlerden istirhamım şudur: Muhitinizde, mahallenizde bu öğrencileri, bu muhacir kardeşlerimizi gördüğünüzde onlara sahip çıkın.
-
İkramda Bulunun: İmkanınız varsa, izzet-i nefislerini rencide etmeden ceplerine harçlık koyun, onları sofranıza misafir edin.
-
Tebessüm Edin: Bunların hiçbirini yapamıyorsanız; bir selam verin, musafaha edin, onları sevdiğinizi söyleyip kucaklayın.
-
Ayrım Yapmayın: Sadece Afrikalılara değil; Suriyeli, Afganistanlı, Özbekistanlı, Iraklı tüm mazlum kardeşlerimize aynı hislerle yaklaşın.
Emin olun, o ürkek ve kırgın gönülleri sevindirdiğiniz zaman, Rabbimiz de bu iyiliğin karşılığında tahayyül bile edemeyeceğimiz büyük nimetler ve ecirler ihsan edecektir.
İşi Sadece Devlete Bırakmamalıyız
Yani dostlar, işi sadece Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'a, Maarif Vakfı'na veya TİKA'ya bırakmayalım. Vatandaşlar olarak bizler de inşa edilen bu gönül köprüsünün harcına birer tuğla koyalım.
Büyüklerimizin dediği gibi: "Niyet hayır, akıbet hayır." Bizler güzel düşünelim, güzel adımlar atalım ki Rabbimiz de bize merhamet etsin ve karşımıza hep güzellikler çıkarsın.
Selam ve dua ile...