Firuz TÜRKER
Milli Birlik ve İç Cephe: Kimlerle Yol Yürünmez?
Son günlerde sıkça duyduğumuz "iç cepheyi tahkim etmek" kavramı, sadece siyasi bir söylem değil, bir milletin var oluş mücadelesinin temel taşıdır. Peki, her fırsatta dile getirilen bu iç cephe nasıl kurulur? Daha da önemlisi, bu cephenin surlarında kimlerle omuz omuza verilir, kimlerle asla yan yana gelinmez?
Bir yapının sağlamlığı, kullanılan malzemenin kalitesi ve usta ellerin iradesiyle ölçülür. İç cephe inşa etmek için her şeyden önce sarsılmaz bir milli irade gerekir. Ancak üzülerek görmekteyiz ki; zihni bu topraklara ait olmayanlarla, gönlü başka başkentlerde atanlarla bu binayı inşa etmek mümkün değildir.
Gönül Bağı Kopanlarla Yol Ayrımı
"Hepimiz aynı gemide değiliz" diyerek daha yolun başında rotasını ayıranlarla, "Bu ülkede yaşanmaz" diyip bavulunu zihninde çoktan toplamış olanlarla hangi ortak geleceği kurabiliriz? Kendi ülkesinin refahını değil, başka ülkelerin seçim sonuçlarını kurtuluş reçetesi görenlerin bu cephede yeri yoktur.
Kendi insanına "Suriye’ye, İran’a, Orta Asya’ya git" diyerek kapıyı gösteren dışlayıcı zihniyet; bu toprakların mayasındaki misafirperverliği ve kardeşliği anlayamamış demektir. Hele ki inanç değerlerine, kutsallara dil uzatan, "Arap peygamberiniz" ya da "İnandığınız Allah" gibi ifadelerle bu milletin ruh köküne saldıranlarla bırakın omuz omuza gelmeyi, aynı havayı solumak bile ağır bir yüktür.
Mandacı Zihniyet ve Güvenlik Sorunu
İç cephenin en büyük düşmanı, modern mandacılıktır. "Uluslararası güçler Türkiye’ye müdahale etmeli" diyen veya Avrupa Birliği’ne girmek uğruna ülkesinin bir şehrini referandumla ayırmayı teklif eden bir anlayış, bağımsızlık karakterimize terstir. Savunma sanayisindeki atılımları "balıklar ürküyor" diyerek küçümseyen, "Kim bize saldıracak?" diyerek gaflet uykusuna yatanlarla güvenlik duvarı örülemez.
Ekonomik ve Ahlaki Sadakat
Vatanseverlik sadece cephede değil, kasada ve vicdanda da ölçülür. Dövizini ülkeden kaçıran, hırsızlık parasını yurt dışı hesaplarında istifleyen, ülkesini ve insanını soyanların iç cephede yeri yoktur. Kendi ülkesinin bilgilerini yabancı servislerin önüne seren casuslarla, olaylara rakip devletlerin gözlüğüyle bakanlarla milli bir duruş sergilenemez.
Sonuç olarak; Kendi devletine ekonomik yaptırım isteyen, bir savaş çıksa "banko" düşmanı tutacağını haykıran bu zihniyetle araya kalın bir çizgi çekmek şarttır. Bu kriterlerin dışında kalan, bu topraklara aidiyet hisseden herkesle omuz omuza gelmekten kaçınmayız. Ancak ülkesine ve değerlerine yabancılaşmış, hatta düşman kesilmiş bu tiplere değil arkamızı dönmek; pişman olsalar dahi aynı safta yer almamız mümkün değildir.
İç cephe, sadece vatanı vatan bilenlerle kurulur.