Küresel Satranç Tahtasında Kanlı Oyun: Kahpe Düzenin Yeni Hedefi İran

Dünya, İkinci Cihan Harbi sonrası kurulan o cafcaflı hukuk sisteminin bizzat kurucuları tarafından yerle bir edilişine şahitlik ediyor. Sömürdükçe harcayan, harcadıkça borçlanan ve borçlandıkça daha da saldırganlaşan bir "küresel çete" ile karşı karşıyayız. Birleşmiş Milletler’in (BM) kağıt üzerinde bile hükmünün kalmadığı bu yeni dönemde, güç odakları gözünü nerede bir zenginlik varsa oraya dikmiş durumda.

Strateji Belli: Çin'i Durdurmak, Dünyayı Teslim Almak

Bugün yaşananların özeti aslında oldukça basit bir jeopolitik hamleye dayanıyor: Çin’i durdurmak. "Coni"nin tek başına cihanın ağası olma hayali, Rusya, İran ve Venezüella gibi enerji ve direnç odaklarının tasfiyesinden geçiyor.

Strateji adım adım işliyor:

  • Rusya: Ukrayna üzerinden bitmek bilmeyen bir yıpratma savaşına sokuldu.

  • Venezüella: İçerideki işbirlikçilerle Maduro’nun eli zayıflatıldı ve petrol rezervlerine göz dikildi.

  • İran: Şimdi ise en kritik aşamaya gelindi. İran’ı içeriden çökertmek için halk ayaklanmaya çağrılıyor.

İran’da Rejim Devrilir mi?

Batı’nın hesabı, İsrail kartını masaya sürerek İran’ı yerle bir etmek. Ancak hesaplamadıkları bir nokta var: İşin içine İsrail ve doğrudan saldırı girdiğinde, halkın ve Devrim Muhafızları’nın rejime çok daha sıkı sarılacağı gerçeği. Rusya’nın dört yıldır Ukrayna’da Zelensky’yi deviremeyişi, bu tür "yukarıdan aşağıya" operasyonların ne kadar sancılı olduğunun en taze örneği.

Savaşın seyri ise teknik kapasiteye bağlı. Eğer İsrail’in kayıpları artarsa, ABD donanmasının uçakları Tahran’a yönelecektir. İran’ın füze sayısı ve denizaltılarla yapabileceği olası sızma harekatları savaşın süresini belirleyecek. Ancak gözü dönmüş bu yapı, kaybedeceğini anladığı an nükleer silah kullanmaktan veya Tahran’ı bir "Gazze"ye çevirmekten asla çekinmeyecektir.

Bizim Cephemiz Neresi?

İran’la geçmişe dayalı derin ayrılıklarımız olduğu bir gerçek. Suriye’deki katliamlarda aldıkları roller, Karabağ Savaşı’ndaki Ermenistan yanlısı tavırları ve PKK’ya verdikleri pasif destekler hafızalarımızda taze. Üstelik olası bir savaşın Türkiye için en büyük riski, taşıyamayacağımız büyüklükte bir yeni göç dalgasıdır.

Ancak tüm bu siyasi anlaşmazlıklara rağmen safımız nettir. İran’ın hataları, emperyalist bir işgali ve siyonist yayılmacılığı desteklememize sebep olamaz. Ne aklımızı ne de imanımızı, "Coni"nin ve siyonizmin sofrasına meze yapacak değiliz.

Sonuç olarak; Kahpe her zaman kahpedir ve bu düzene güvenilmez. Kendi kurduğu hukuku yıkanların adaleti, sadece kendi çıkarları kadardır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.