Prof. Dr. Seyit Mehmet ŞEN

Prof. Dr. Seyit Mehmet ŞEN

Kovboy Trump’ın Hamakati: Küresel Düzenin En Alttaki Fincanı!

Dünya siyaseti bazen koca bir imparatorluğun kaderini, bazen de bir dervişin zihnindeki ince bir takıntıyı hatırlatır. İrfan ehlinden bir babanın hikâyesi vardır; hafızlığını bitiremeyen oğluna sebebini sorar. Genç, çarşıda gördüğü üst üste dizili fincanları dert edinmiştir: "Baba, en alttaki fincanı çekersek ne olur?" Baba ferasetiyle meseleyi çözer; dükkana giderler, o fincan çekilir, bedeli ödenir ve zihin özgürleşir.

Bugün küresel siyasetin "kovboyu" olarak anılan Donald Trump, ne yazık ki bu hikâyedeki genç kadar şanslı veya basiretli değil. Onun zihni, en alttaki fincanı çekmenin bedelini ödemeye değil, tüm sofrayı talan etmeye programlanmış durumda.

Bir Göçmen Torunundan Küresel Talanın Mimarlığına

Trump’ın soy ağacına baktığımızda, 1885 yılında 16 yaşında Amerika’ya sığınan yoksul bir gencin, Friedrich Trump’ın izlerini görürüz. Avrupa’nın kaçkınları, Hollywood filmlerinde bize kahramanlık gibi sunulan o "güç ve hırs" sarmalıyla yerli halkın varlığı üzerine bir dünya kurdular. Ancak bu düzenin temelinde "veren el" olmanın huzuru değil, "alan elin" doymak bilmez iştahı vardı.

Hz. Peygamber’in (sav) “İnsanoğlunun gözünü ancak toprak doyurur” hadis-i şerifi, Trump ve temsil ettiği zihniyetin en net özetidir. Emlak ve eğlence dünyasının devasa bütçeleri üzerinde oturmasına rağmen, Trump ruhundaki o "müptezil fakirliği" hiçbir zaman aşamadı. 40 yıl önce İran petrolüne göz diken o hırslı çocuk, bugün hamakatin (ahmaklığın) peşinden giderek binlerce yıllık tarihe sahip medeniyetleri dize getirebileceğini sanıyor.

Modern Bir Romen Diyojen Vakası

Trump’ın İran ve Ortadoğu politikaları, tarihin tekerrüründen ibarettir. Kendi yalan ve talan rotasında ilerlerken, aslında kendi sonunu hazırlıyor. Tıpkı Sultan Alparslan karşısında mağrurca duran ama sonunda "hor ve hakir" bir şekilde koltuğundan olan Romen Diyojen gibi, Trump’ın da siyaset sahnesinden silinişi ibretlik olacaktır. Hatta bugün hakkında çıkan iddialar ve yargı süreçleri, onun sadece siyasi bir figür olarak değil, etik olarak da iflas ettiğinin göstergesidir.

İlahi Adalet ve Umudun Gücü

Bakara Suresi 251. ayette buyurulduğu üzere: “…Eğer Allah’ın, insanların bir kısmı ile diğer kısmını engellemesi olmasaydı yeryüzünde düzen bozulurdu.” Bugün dünyayı kasıp kavuran bu "Amerikan belası" ve onun temsil ettiği vahşi kapitalist hırs, yine bu ilahi denge ile engellenecektir. Küresel sistemin en alttaki fincanı sarsılıyor. Bizim görevimiz ise umudu diri tutmaktır. Unutmayın ki; umut etmek, en samimi duadır.

Zulmün olduğu yerde elbet bir gün sular durulacak ve o "en alttaki fincanı" hoyratça çekenler, enkazın altında kalacaktır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.