İLGİNÇ HİKÂYELER

Amerika Venezuela’nın kalbine girdi, devlet başkanını tereyağından kıl çeker gibi aldı evine götürdü, Trump da bunu, Obama’nın Bin Ladin’in öldürülüp cesedinin uçaktan okyanusa atılışını izlediği gibi canlı yayında izledi. Ardından da ‘Daha bu bir şey değil, sırada, Meksika, Küba, Kolombiya var, kulağa ne kadar hoş geliyor’ diye keyiflendi. Operasyon ne kadar ‘kusursuz’.

Nasıl oldu da oldu bu? Hemen her ülkenin bir ‘FETÖSÜ’ var. Ya da Guaidosu. Guaido ile olmayınca Venezuela FETÖSÜ devreye girdi. FETÖ dememden kasıt, aşağılık, satılık, vatanını satmakta bir sakınca görmeyen menfaat düşkünü kimse demektir. Devrede Venezuela’nın bu tür kahpeleri vardı.

Amerika Maduro’nun muhafız alayının topunu 20 milyon dolara satın alabiliyor. Üstelik Maduro bu işe uyanıp kaç kez değiştirmiş şerefsizleri. Ama yerine gelen de FETÖCÜ tabi. Yani ABD’ye hizmetle yükümlü. Bu tipler için yukarıda yazdığım tahkir kelimeleri az bile.

Venezuela’nın birinci hatası başkent seçimi. Bir savaş halinde kolayca bombalanabilecek, kolayca ele geçirilebilecek, operasyon çekilebilecek yerde, sahilde başkent olmaz. İkinci hatası: Neden S 400’leri yok? Neden Hakan Fidan’ı, İbrahim Kalın’ı, Hukusi Akar’ı yok… Tabi bu isimler örnek olarak seçildi yoksa bu vatan için eşkıyanın gırtlağına yapışacak ellere sahip çok kişi var bizde ve devlette. S 400 de sadece bir gönderme.

Ama en büyük hatası Venezuela’nın bize benzer bir halkı yok maalesef. Amerika’ya direnebilecek gücü yok. Hikâye o kadar basit ki; Korumalar tümüyle satın alınıyor, Maduro kendi korumaları tarafından derdest ediliyor, Amerika’ya ‘kargo hazır’ mesajı gidiyor, Amerikan helikopterleri dikkatleri çekmek için sahile yakın bölgelere saldırı düzenliyor, vatan haini iki satılmış general sistemleri körletip bir hava koridoru oluşturuyor, 3 (hepi topu üç) Amerikan helikopteri bu risksiz kanaldan Maduro’nun bahçesine iniyor ve satılmış korumalardan ‘kargoyu’ teslim alıyor. Operasyon falan diye bir şey yok aslında. Belki de Maduro uykusunda derdest edildi.

Peki halk neden sokaklarda değil? Neden halka silah dağıtılıp ordu en yüksek alarm durumuna geçmiyor? Çünkü kaybedeceklerini bildikleri bir savaşa kalkışmayı göze alamıyor, kaderlerine boyun eğiyorlar. Halbuki bu teslim oluş yenilgiyi baştan kabul etmek demektir. Ölmemek için esarete razı olmak demektir. Bir Simon Bolivar’a sahip olmamak demektir. Tabi bu tablo ‘şimdilik’ kaydıyla görünen. İlerleyen zamanda Venezuela halkının onuruna ne kadar sahip çıkabileceğini daha net göreceğiz.

Hikâye burada bitmedi. Trump bakanına açıklama yaptırıyor. ‘Biz ona Türkiye’ye gitmesi seçeneğini sunduk kabul etmedi, başına gelene katlanacak’ dedirtiyor. Hani ‘Maduro Trump’la görüştü, anlaştı o yüzden bu kadar kolay oldu’ deniliyor ya işte o telefon konuşması bunun içinmiş.

Peki Maduro bu teklifi neden kabul etmiyor? Kendisinin ‘uyuşturucu kaçakçılığı lideri olmakla suçlandığını, Türkiye’ye göndererek Türkiye’yi de işbirlikçi gibi göstereceklerini, bunun da bir plan olduğunu’ söyleyerek reddediyor. Bir yanlış anlama olmaması için belirteyim, Maduro ülkesini terk etmeye razı da Türkiye için ‘olmaz’ demiyor, yok öyle şey. O ülkesini terk etmeyeceğini, böyle bir suçlamayı da kabul etmediğini söylüyor.

Tabi bu kez meşum plan devreye giriyor. Şeytanda akıl çok. İnsanın var edilişinden beri kafayı ona takmış. Her zaman sıratı müstakimden çıkarmaya çalışmış. Ve her zaman da kandıracak, yanına çekebilecek birilerini bulabilmiş.

Hikâyenin devamı var ama bundan sonrasını izleyerek göreceğiz. Özgür çocuk için de iki kelam yazmamı beklemeyin. O nasılsa her daim saçmalayacak bir şeyler bulabiliyor. Yazı uzun oldu onun da başka bir yerde cahilliğini yüzüne vururuz elbet.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.