Ahmet Şükrü KILIÇ

Ahmet Şükrü KILIÇ

İçimdeki hainle pazarlık

Bir gün aç kalabilirim. Hatta iki gün de kalabilirim. Evde ekmeğin olmaması zihnimi kuşatmaz; insan, yoksunluğu bir süreliğine sabırla terbiye edebilir. Fakat bir gün sigarasız kalma ihtimali, içimde başka bir kapıyı çalar. O kapıdan giren şey açlık değildir; daha sinsi, daha buyurgan bir histir. Bağımlılık denilen o görünmez efendi, yarının geleceğini bildiği hâlde bugünü cehenneme çevirir. İnsan bir gün sonra sigaraya kavuşacağını bilir ama o bir gün, zamanın en uzun günü olur. Demek ki mesele nikotin değil; mesele iradenin esareti.

Yıllardır kendimi kurtaramadığım en büyük zararlı alışkanlığım sigara. Kendi ellerimle kendime zulmediyorum. Kendi paramı, içimdeki hainin zimmetine geçiriyorum. İnsanın kendine yaptığı kötülük kadar rafine bir kötülük yoktur; çünkü o kötülük, dışarıdan gelmez. İçeriden yükselir. Düşmanınız kapınızı çaldığında tedbir alırsınız; fakat düşmanınız göğsünüzün ortasında yaşıyorsa ona karşı hangi siper kurulabilir?

Zor zamanlarımız oldu. Eşim bir aylık ekmek parasını hesap ederdi; ben sigara parasını. Bu cümle, bir aile muhasebesi değil, bir ahlâk tartısı gibi… Bir tarafta hayatı sürdürmenin zarureti, diğer tarafta hayatı yavaş yavaş eksiltmenin alışkanlığı. İnsan bazen en büyük çelişkisini mutfak masasında yaşar. Ekmekle duman arasında kurulan o görünmez köprü, aslında karakterle arzu arasındaki mesafedir.

Sigara paketlerinin üzerindeki resimleri değiştirmek mümkün olsa belki bırakırdım(!) Amerikan sigarası olduğunu bilirken, üzerinde Amerika bayrağı olsaydı elimi uzatmakta zorlanır mıydım? Belki. Kendimi kandırmanın yeni bir biçimini üretirdim belki de. “Amerika’ya verdiğiniz paralar Müslümanlara kurşun olarak dönüyor” diyenlere karşı hiç espri yapmadım. Sigarayı ağzıma götürüp “Biz Amerika’yı yakıyoruz da demedim. İroni, iradeyi kurtarmıyor. Mizah, bağımlılığın zincirini gevşetmiyor. İnsan en çok kendine karşı ciddi olmak zorunda.

Haramın ya da mekruhun insanlar arasında meşrulaştırılması, bu lanet şeyi keyifle içirtir. Günahın toplumsallaşması, vicdanı uyuşturur. İnsan tek başına kaldığında utanabilir; fakat kalabalıkta alışkanlık, neredeyse bir kimliğe dönüşür. Utanç azalınca inanç da geri çekilir. Oysa kötü bir alışkanlığı ya utanç bıraktırır ya inanç. İkisi de zayıfladığında geriye yalnızca tekrar kalır. Tekrar ise karakteri kemiren görünmez bir asittir.

Etrafımda sigarayı avucumun içine alarak saklayabileceğim bir insan da kalmadı artık. Eskiden bir büyüğün yanında mahcup olur, bir çocuğun gözünde küçülmekten çekinirdim. Şimdi ise irademin zayıflığını bile bir insana geçici saygıya bağlayabiliyorum. “Onun yanında içmem” diyerek kendini ahlâklı saymak… Oysa mesele başkasının gözü değil; kendi gözümün içindeki bakıştır. İnsan kendi bakışına dayanamadığında dışarıdan şahit arar.

Bağımlılık, insanın kendine karşı açtığı küçük ama sürekli bir savaştır. Her sigara bir teslim tutanağı gibidir. İmza bana aittir. Duman yükselirken özgür olduğumu sanırım; oysa her nefes, biraz daha bağlanmaktır. İrade, bir defalık büyük bir karar değildir. İrade, her gün yeniden verilen küçük kararlardır. Ben her gün o küçük kararı kaybediyorum.

Keşke sigara bir mücadele bilincinde insan suretinde karşıma çıkabilseydi. Göz göze gelebilseydik. Ona “Sen benim düşmanımsın” diyebilseydim. Belki o zaman kavga daha onurlu olurdu. Şimdi ise düşmanım cebimde duruyor; parmağımın ucunda yanıyor; dudaklarımın arasında sönüyor. İnsanın en büyük trajedisi, düşmanını sevmesi değil; düşmanıyla yaşamayı normalleştirmesidir.

Bir gün aç kalabilirim. Ama bir gün sigarasız kalmak bana işkence gibi geliyorsa, sorun bedenimde değil, irademdedir. Belki bir gün gerçekten sigarasız kaldığım ilk gün, en uzun gün olmayacak. Belki o gün, içimdeki hainle yaptığım pazarlık sona erecek.

Belki o zaman, ilk kez gerçekten nefes alacağım.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.