Serkan ŞİMŞEK
İsim Değiştirerek Kimlik Silmek Asimilasyonun Sessiz Silahı
İsim Değiştirerek Kimlik Silmek
Asimilasyonun Sessiz Silahı
Tarihte hiçbir işgal yalnızca tanklarla, tüfeklerle yapılmadı. En kalıcı işgaller, isimlerle başladı. Bir halka adını unutturursanız, hafızasını; hafızasını unutturursanız, direncini; direncini yok ederseniz, varlığını silersiniz.
Bugün Doğu Türkistan’da yaşanan tam olarak budur. Uygur, Kazak, Kırgız gibi kadim Türk halkları bilinçli şekilde “Çin Müslümanları” etiketiyle anılmaktadır. Amaç masum değildir. Bu bir tanımlama değil, kimliksizleştirme operasyonudur. Çünkü “Türk” dendiğinde tarih vardır, hafıza vardır, ortak kader ve direnç vardır. “Çin Müslümanı” dendiğinde ise köksüz, devlete bağlı, geçmişsiz bir kitle ima edilir.
Aynı yöntem Rusya tarafından da uzun süredir uygulanmaktadır. Tatar, Başkurt, Nogay, Çeçen, Karaçay, Balkar gibi Türk kökenli Müslüman halklar “Rusya Müslümanları” başlığı altında eritilmeye çalışılmaktadır. Böylece etnik ve tarihsel bağlar koparılır, herkes tek bir üst kimliğin gölgesine sıkıştırılır. Rusya vatandaşı Müslüman kabramıyla Türk kimliği özellikle silinir.
Bu politikalar tesadüf değildir. Bunlar, yüzyıllardır bilinen bir sömürge aklının modern versiyonudur:
“Önce adını al, sonra dilini, sonra tarihini.”
Asimilasyonun Gerçek Yüzü
Asimilasyon bazen zorla olur, bazen “yumuşak güçle”. Bugün sinsi yöntemler kullanılıyor. Eğitim dili değiştiriliyor, ana diller yasaklanıyor veya değersizleştiriliyor.
Resmî terminolojiyle kimlik yeniden tanımlanıyor.
Tarih kitapları yeniden yazılıyor, Türk varlığı ya yok sayılıyor ya da “yerel kültür”e indirgeniyor.
Dini kimlik öne çıkarılıp etnik kimlik bastırılıyor, çünkü ümmet bilinci siyasî talepleri daha az hatırlatıyor.
Sonuçta ortaya şu çıkarılmak isteniyor:
“Siz Türksünüz değil; devletin tanımladığı şekilde Müslümansınız.”
Bu, millet olma bilincini dağıtma operasyonudur.
Peki Ne Yapılabilir? Asimilasyonun Önüne Nasıl Geçilir?
Bu mücadele silahla değil; akıl, bilinç ve süreklilikle kazanılır.
1. İsimlerde Israr
En basit ama en güçlü dirençtir.
“Uygur” demekten vazgeçmemek
“Türk” demekten çekinmemek
Yanlış tanımlamaları bilinçli şekilde reddetmek
İsim, varoluşun ilk cümlesidir.
2. Dilin Korunması
Dil giderse millet gider.
Ana dilde konuşmak, yazmak, üretmek
Çocuklara Türkçe isimler vermek
Dijital ortamda Türkçe ve yerel lehçelerde içerik üretmek
Dil, sessiz ama en dirençli kalkandır.
3. Tarih Bilincini Canlı Tutmak
Resmî tarih unutmaya zorlar, hafıza direnir.
Aile içinde tarih anlatımı
Alternatif yayınlar, makaleler, belgeseller
Sosyal medyada doğru bilgiyle karşı anlatı oluşturmak
Unutulmayan tarih, yenilmez.
4. Kimliği Sadece Dinle Sınırlamamak
Din, kimliğin bir parçasıdır; tamamı değildir.
Türk kimliğiyle İslam’ın çelişmediğini anlatmak,
Etnik bilinci “ırkçılık” yaftasına teslim etmemek,
Kendi kökünü bilmenin suç olmadığını savunmak.
Kimliğini bilen, başkasının tanımına muhtaç olmaz.
5. Uluslararası Farkındalık
Sessizlik zalimin en büyük müttefikidir.
Akademik çalışmalar
İnsan hakları raporları
Kültürel diplomasi ve diaspora bilinci
Dünya, anlatılanı duyar; anlatılmayanı yok sayar.
Bir milleti yok etmek için onu öldürmek gerekmez.
Adını değiştir, dilini unuttur, geçmişini karart — gerisi kendiliğinden gelir.
Ama unutmayalım ki:
Hatırlayan milletler asla teslim olmaz.
Doğu Türkistan’da da, Rusya coğrafyasında da, dünyanın neresinde olursa olsun Türk kimliği; adını bilenler, dilini konuşanlar ve tarihini unutmayanlar sayesinde yaşayacaktır.