Cem MURAT
HUSİLER KİME HİZMET EDİYOR?
Kızıldeniz’den Babülmendep Boğazı’na, Riyad’ın sivil havalimanlarından küresel ticaret yollarına kadar uzanan hat, "Gazze’ye destek" söylemiyle perdelenen ancak arka planında jeopolitik hesaplarla şekillendirilmeye çalışılan bir kriz alanına dönüşmüş durumda.
Türk Halkına seslenip, hükümetinize karşı ayaklanın diyen Ensarullah Kimdir?
Kuzey Yemen, 1962 askeri devrimine kadar yaklaşık bin yıl boyunca Zeydi İmamlar (Mütevekkilî Krallığı) tarafından yönetildi. Devrimle birlikte bu yapının yıkılması, Zeydi din adamlarının ve geleneksel elite mensup ailelerin siyasi ve dini ayrıcalıklarını kaybetmesine yol açtı.
Saada bölgesinde Bedreddin el-Husi ve ailesi öncülüğünde kurulan "Mümin Gençler" derneği, kaybedilen bu sosyo-politik statüyü ihya etmek ve Vahhabi/Selefi yayılmacılığına karşı Zeydi kimliğini korumak amacıyla ortaya çıktı. Geline süreçte adeta bir paralı asker, bir tetikçi kimliğine büründüler.
Merkezi hükümetle yaşanan gerilimler sonucu örgüt lideri Hüseyin Bedreddin el-Husi 2004'te ordu birliklerince öldürüldü. Bu olay hareketi radikalleştirerek devlete karşı yıllarca süren silahlı çatışmalara yöneltti.
2011 Arap Baharı sürecindeki otorite boşluğu ile oluşuma hız veren Husiler, İran ve Lübnan Hizbullahı'ndan aldıkları destekle 2014'te başkent Sana’yı işgal ederek askeri darbeyle yönetime el koydu.
Bu sebeple Husiler meşru bir iktidar değildir. Yemen bugün fiilen ikiye bölünmüştür:
Güney ve Doğu Bölgeleri (Aden, Hadramut, Marib): Birleşmiş Milletler ve Türkiye dahil uluslararası toplumca tanınan meşru Cumhurbaşkanlığı Liderlik Konseyi ile Güney Geçiş Konseyi kontrolündedir.
Kuzey Bölgeleri (Sana, Hudayde): Husilerin askeri diktası altındadır.
Nüfusun çoğunluğunu oluşturan Sünni/Şafiî kesim ile kadim aşiretler Husi hegemonyasına direnmektedir. Sana gibi şehirlerdeki kitlesel gösteriler gönüllü bir halk desteğini değil; ağır hapisler, infazlar, çocukların zorunlu askere alınması ve ekonomik vesayete dayalı korku rejimini yansıtmaktadır.
Husilerin Kızıldeniz’deki gemilere yönelik eylemleri küresel ticareti ve can güvenliğini sekteye uğratmaktadır.
-Gemilerin Afrika’yı dolanarak Ümit Burnu’na yönelmesi teslimat sürelerini 2 hafta uzatmakta ve rotayı 6.000 km artırmaktadır.
-Konteyner başına düşen navlun ve deniz sigortası bedelleri katlanmıştır.
Ve elbette İran, doğrudan çatışmaya girmeksizin Husileri bölgesel güç mücadelesinin asimetrik bir aracı olarak kullanmaktadır. Tahran’dan sağlanan balistik füze, kamikaze İHA ve lojistik destek sayesinde Babülmendep Boğazı’nı rehin alan Husiler, İran’a küresel pazarlık masasında devasa bir kaldıraç sunmaktadır.
Sana’da yüzlerce yıllık Türk Şehitliği Anıtı’nı iş makineleriyle yıkacak kadar tarihsel düşmanlık sergileyen ve Sahabeye hakaret içeren söylemleri benimseyen Husiler’in "ümmet bilinci" taşıdığı iddiası tamamen temelsizdir.
Üstelik Kâbe-i Muazzam'ya alternatif bir sözde Kâbe inşa edip sözde ibadete başlayan, bununla da yetinmeyip Mekke-i Mükerreme'deki Hac ibadetinin geçersiz olduğuna dair sözde fetva bile yayınlayan, ayrıca fetva verme yetkisinin sadec Hz. Ali (r.a.)'nin soyundan gelenlere ait olduğu iddia eden rezillerdir.
Suudi Arabistan’ın İbrahim Anlaşmaları çizgisinden uzaklaşarak "Mekke İttifakı" gibi barışçıl paktlara yönelmesi ve Türkiye ile ilişkilerini normalleştirmesi bölgesel yumuşama adına kritik bir adımdır. Bu sebeple de Suudi Arabistan hedef alınıyor ve cezalandırılıyor.
Husiler bugün Filistin davasını, Yemen’deki iç meşruiyet krizlerini örtmek ve örgüte militan devşirmek için bir kılıf olarak kullanmaktadır. Zamanında DAES’in yaptığını şimdi Husiler üstlenme peşinde.