Mehmet Emin PARLAKTÜRK
HERKES FETVA VEREBİLİR Mİ?
Türkiye'de 81 İl, 922 İlçe mevcut. Her birinde görev yapan 1003 Müftümüz var. Başkanlık müftüleriyle birlikte emekli olmuş müftüleri de sayarsak sahada görev yapan birkaç bin müftümüz var demektir.
Bu kadar mı? Hayır. Dini sorulara cevap veren o kadar çok insan var ki!.. Diyanet içinde ve dışında, çeşitli eğitim kurumlarında, medreselerde, farklı dini cemaatlerde bu işi yapan çok sayıda "hoca" bulunmaktadır. İnternete girerseniz bunların ne kadar geniş bir yelpazede olduğunu görürsünüz.
Bildiğiniz gibi müftü (müftî), fetva veren demektir. Peki, insanların sorularına fetva vermek o kadar kolay mı? Her önüne gelen dinen cevap verebilir mi? Elbette bunun için çok donanımlı olmak ve bazı özelliklere sahip olmak gerekir. Resmi görevli müftülerimiz başta olmak üzere, fetva veren hocaların ne gibi özellikleri olmalı ki, fetva verebilsinler? İşte bu özelliklerden öne çıkanlar şunlar:
1-Müftü, tüm dini ilimlere ve müspet bilimlere vakıf olmalıdır.
2-Müftü, sâlih amel ve güzel ahlâk sahibi olmalıdır.
3-Halkın örf ve âdetlerini bilmeli, zamanın ruhuna vakıf olmalıdır.
4-Çağın sosyal, siyasi, ekonomik vs. meselelerini bilmelidir.
5-Zihni berrak ve sâlim olmalı, hiçbir etki altında kalmadan tarafsızca düşünmelidir.
6-Hüsn-i tasarruf ve firaset sahibi olmalı, mürüvvete aykırı hallerden uzak durmalıdır.
7-Sorulara verdiği cevap ve fetvaları sahih kaynaklarla teyit edip delillendirmelidir.
8-Dayandığı delilleri tanımalı, mezheplerde nakledilen görüşlerin sahih olanlarını seçebilmelidir.
9-Görüşünü aldığı müçtehidin rivayet bilgisini ve fakihler arasındaki yerini/ tabakasını/ derecesini bilmelidir. Böylece, müçtehitlerin görüşlerini ayırt edecek basirete sahip olmalıdır.
10-Müracaat ettiği kitapların tercih usûlünü bilmelidir.
11-Başka bilim insanlarıyla istişare etmeli, uzman görüşlerden (mesela tıp sorusuysa tabipten) faydalanmalıdır.
12-Verdiği fetvalarda; ayrıştırıcı değil birleştirici, çatışmacı değil uzlaştırıcı, zorlayıcı değil kolaylaştırıcı olmalı, nefreti değil sevgiyi esas almalıdır.
13-Nasslara aykırı olmadıkça verilen fetvalar, insanları dinden soğutup uzaklaştırmamalı, Allah'ın Kitabına ve Resulünün Sünnetine yaklaştırmalıdır.
Şimdi, din adına yapılan bazı konuşmaların, sorulara verilen cevapların ve dini fetvaların acaba kaçta kaçı yukarıda sayılan özelliklere uygundur?.. Söz konusu olan dindir, başka bir şey değil! Din adına cevap vermek demek; Allah adına, Peygamber adına cevap vermek demektir. Sayılan özelliklere sahip olmadan konuşan, desteksiz atan, delilsiz-mesnetsiz yorum yapan insanlarda, hiç mi sorumluluk duygusu yok?! Hiç mi Allah korkusu, ahiret kaygısı yok!..
Kafadan fetva ve bilgisizce hüküm vermek; çok büyük bir vebaldir ve ahirette bunun hesabı çok çetin olacaktır.