Birileri oturduğu yerden "köprüler satılıyor" nakaratıyla yalan üretmeye, ellerinin altındaki hazır su arıtma tesislerini bile açmayıp ucuz şovlar peşinde koşmaya devam etsin. Gerçekler, Anadolu’nun her karış toprağının nasıl ihya edildiğinde, nasıl sessiz sedasız devasa eserlerle donatıldığında saklıdır.
Bugün size, o "vesayetçi aklın" hayal dahi edemeyeceği, Güneydoğu Anadolu’nun kaderini değiştirecek olan Silvan Barajı ve Sulama Tünelleri’nden bahsetmek istiyorum.
Rakamların Diliyle Bir Mühendislik Harikası
Silvan Barajı, GAP’ın Atatürk Barajı’ndan sonraki en büyük ikinci sulama projesidir. Ama bu "ikincilik" sizi yanıltmasın; barajın gövde yüksekliği tam 175,5 metre. Kendi sınıfında (ön yüzü beton kaplı kaya dolgu) sadece Türkiye’nin değil, Avrupa’nın en yüksek barajı unvanını taşıyor.
Tuttuğu 7,3 milyar metreküp su ile tek başına Türkiye’nin koca bir yıllık su ihtiyacını karşılayabilecek devasa bir havzadan bahsediyoruz.
Yerin Altındaki Dev Nehir: Silvan Tüneli
Barajın heybeti kadar, suyun toprağa ulaştığı o tüneller de birer destan... Babakaya ve Silvan Tünelleri ile yerin altında adeta yeni nehirler yatağını buluyor.
-
Silvan Tüneli: Tam 13,26 kilometre uzunluğunda!
-
Devasa Çap: 11,20 metrelik çapıyla, zihninizde dört katlı bir apartman yüksekliğini canlandırın.
-
Akılalmaz Debi: Bu tünelden saniyede tam 212 metreküp su geçecek.
Bu tünel, 98 kilometrelik Silvan Ana Kanalı’na bağlanacak ve çevresindeki yapımı süren 7 barajla (Ambar, Kuruçay, Başlar, Pamukçay, Bulaklıdere, Karacalar ve Kıbrıs barajları) birleştiğinde bölgeye muazzam bir bereket akıtacak.
Toprağa Can, Millete İş, Ekonomiye Şahlanış
Bu proje bittiğinde tam 2 milyon 350 bin dekar arazi suyla buluşacak. Bu sadece bir sulama rakamı değildir;
-
Bölgede tarımın yeniden canlanması,
-
350-400 bin insanımıza yeni istihdam kapısı,
-
Ülke ekonomisine yıllık 30-35 milyar TL taze kan demektir.
Sonuç: Eser Siyaseti vs. Şov Siyaseti
Müesses nizamın temsilcileri halkı "tarladaki ırgat" seviyesinde görmeye devam ededursun, bu devlet o ırgatın alın terini suya kavuşturuyor, onu toprağının efendisi yapıyor.
Sadece konuşanlarla, dağları delip suyu getirenlerin farkı işte buradadır. Bir yanda 4 katlı apartman yüksekliğinde tünellerle geleceği inşa eden bir irade, diğer yanda mevcut tesislerin kapısını açmaktan aciz bir vizyonsuzluk...