Mehmet KAÇAR
BENİM DİNİM AYRI, SİZİN Kİ AYRI DİYENLER, MÜSLÜMANLARA HAK TANIMIYORLARLAR!
Türkiye, Mübadele ile ülkeye aldığı muhacirlerin çoğunun gayrimüslim olması sebebiyle, bugün 20 milyon civarında gayrimüsliminin yaşadığı bir ülke haline gelmiştir. Yani anlayacağınız onlar hüviyetlerden dinin yazıldığı ibareyi kaldırtarak, gayrimüslim olduklarını rahat bir şekilde gizlemişlerdir. Bugün burada yaşayan ve aynı toprakları paylaştığımız gayrimüslimler, Müslümanların bu ülkede yaşamalarını çok görüp, buradan gitmelerini ister duruma gelmişlerdir.
Benzer durumlar Mekke ve Medine’de de yaşanmış olup, o dönemlerde Allah(C.C) “Kâfirun Suresini” göndermiştir. Şimdi burada o surenin tefsirini sizlerle paylaşarak günümüz durumuna bir işaret, bir delil olduğunu burada beyan edelim.
“Leküm diniküm veliyedin/ Sizin dininiz size benin dinin bana”.
Bu ifade şu anlama gelebilir: “ Benim dinim ayrı, sizin dininiz ayrıdır. Ben sizin taptığınız mabutlarınıza tapanlardan değilim. Siz de benim taptığım eşi benzeri olmayan, her şeyi yaratan, hay olan, yorulmayan, uyumayan, bir tek olan. Muhtaç olmadığı halde kâfir, Müslim ayırmadan her an veren, Allah’a(C.C)tapmıyorsunuz. Ben sizin mabudlarınıza, kendinizin elleri ile yapmış olduğu ve kendi kafanızdaki fikirlerin birer yansıması olan fikri veya şekli putlarınıza asla ibadet edemem. Siz de benim mabudum olan Allah(C.C)’a ibadet etmek için hazır değilsiniz. Onun için benim yolum ve sizin yolunuz hiçbir zaman bu şekilde birleşmez.”
Bu ifade, kâfirlere hoş görünmek için değil, gittikleri yolda devam ettikleri sürece onlardan kesinlikle beraat ve ilişki kesmeyi ilan etmek içindir. Aynı zamanda kâfirlerin, din konusunda Allah’ın (C.C) Resulü(S.A.V) ve ona iman edenler ile hiçbir zaman uzlaşmayacağını belirtmeyi ve bu konuda ümitlerini kesmelerini de kapsamaktadır. Ne var ki bugün ekonomik güç ve silah gücü onların ellerine geçmiş durumdadır. Bu durumu göz önüne alan Müslümanlar ise onlara yalakalık yapmaya devam etmekteler ve ekonomik güçlerini onlara soydurtmaya izin vermektedirler.
Nitekim bu beraat(izin) ilanı, bu sureden sonra nâzil olan Mekki surelerde peş peşe tekrarlanmıştır. Bu mânada âyet-i kerimelerde şöyle buyruluyor:
“Eğer seni yalanlarlarsa, De ki:”Benim yaptığım bana, sizin yaptığınız ise sizedir. Siz benim yaptıklarımdan sorumlu değilsiniz, ben de sizin yaptıklarınızdan sorumlu değilim.” (Yunus: 10/41)
“Resûlüm! Bütün insanlara şunu ilân et: “Ey inananlar! Eğer dinimden herhangi bir şüphe içindeyseniz, şunu bilin ki, ben sizin Allah’tan (C.C) başka taptıklarınıza tapmam. Ben ancak sizin canınızı alacak olan Allah(C.C)’a kulluk ederim. Çünkü bana, mü’minlerden olmam emredildi.” (Yunus: 10/ 104) De ki: “Bizim işlediğimiz herhangi bir suçtan siz sorguya çekilecek değilsiniz, biz de sizin yaptıklarınızdan sorguya çekilmeyeceğiz.” De ki: “Rabbimiz hepimizi bir araya toplayacak (yeniden dirilip mahşer alanında toplanıp mahkemeye çıkarıldığımız zaman), sonra aramızda en doğru bir şekilde hükmünü verecektir. Çünkü O, hükmünü adâletle verip gerçeği ortaya çıkaran ve her şeyi hakkiyle bilendir.” (Sebe: 34/25-26)
Aynı üslup Medine döneminde de devam etmiştir. Çünkü orada da gayrimüslimler, Müslümanları kabul etmeden onların dinine saldırmaya devam ediyorlardı.
“İbrâhim’de ve beraberindeki mü’minlerde sizin için uyulması gereken güzel bir örnek vardır. Onlar putperest kavimlerine şöyle demişlerdi: “Biz kesinlikle sizden de sizin Allah’ı(C.C) bırakıp taptıklarınızdan da uzağız. Sizi ve bâtıl dininizi reddediyoruz. Sizin bizimle aramıza, siz sadece tek olan Allah’a (C.C) iman edinceye kadar sürüp gidecek bir düşmanlık ve nefret girmiş bulunmaktadır.” O halde onlara yumuşak davranma gerekmez. Sen yumuşak davrandıkça onlar Müslüman katlediyorlar.
Ancak İbrâhim’in babasına söylediği: “Senin için Rabbimden bağışlanma dileyeceğim, ancak Allah(C.C)’tan gelecek bir azabı senden savmam(def etmem) de mümkün değil” demesi örnek olmaz! Onlar şöyle dua ederlerdi:” Rabbimiz! Yalnızca sana güvenip dayandık, sana yönledik. Dönüşümüz de ancak sanadır!” (Mümtehinne :60/4)
Kur’ân-ı Kerim’in bu beyânları ve “Artık sizin dininiz size, benim dinim bana!” (Kâfirun 109/6) ifadesinin mânası, “siz kendi dininize devam edin, ben de kendi dinime devam edeyim” değildir.
Aslında buradan maksat, bütün insanları tevhid dinine yani İslâm’a ve “De ki: “Ben her türlü şirk ve gösterişten uzak durup taat ve ibâdetimi yalnız Allah’a (C.C) has kılarak sadece O’na kulluk ederim.”(Zümer : 39/14) âyetinde ifade byrulduğu gibi tek olan Allah’a (C.C) ihlasla kulluğa davettir.