Birol KOYUNCU
Arılar Koloni Kurarken Arıcılar Neden Cephe Alıyor?
Doğanın en kusursuz mühendisliği bir arı kovanının içinde saklıdır. Binlerce birey, tek bir gram bal için kilometrelerce kanat çırpar. Bir işçi arı diğerine "sen az çalıştın" demez, tarlacı arı getirdiği nektarla hava atmaz. Çünkü onlar milyonlarca yıldır tek bir gerçeği bilir: Koloni kaybederse, herkes kaybeder.
Ancak ne hazindir ki, bu muazzam sistemin sahibi olduğunu iddia eden insanoğlu, arının bu basit bilgeliğinden nasibini alamamış görünüyor. Bugün Türkiye’de arıcılık camiasına baktığımızda bir üretim topluluğu değil, ego savaşlarının yaşandığı küçük cepheler görüyoruz.
Arıcılıkta 5 Farklı Karakter: Siz Hangisisiniz?
Sahadaki gözlemlerimiz, arıcılık dünyasındaki tartışmaların aslında 5 temel karakter etrafında döndüğünü gösteriyor. Bu tablo, sektörün neden bir türlü "koloni" olamadığının da özeti gibi:
-
"40 Yıllık Arıcı" Ustası: Deneyimini bir kalkan gibi kullanır. Yeni yöntemlere ve bilimsel makalelere kapalıdır. "Biz dededen böyle gördük" diyerek gelişimin önünü kesebilir.
-
YouTube Arıcısı: Deneyimi az, sesi çoktur. Her hafta yeni bir "mucize yöntem" keşfeder. Sosyal medyanın hızıyla derinliği olmayan bilgiyi yayar, tartışmaları alevlendirir.
-
Satıcı ve Reklamcı Arıcı: Asıl amacı üretim değil, pazarlamadır. Kendi ana arısını veya ek besinini satmak için rakiplerini karalamaktan çekinmez. Buradaki kavga aslında bir pazar kavgasıdır.
-
Bilim Arıcısı: Veriyle konuşur, makale okur. Ancak geleneksel saha tecrübesiyle bağ kurmakta zorlandığı için genellikle "kitaplı arıcı" diye küçümsenir.
-
Sessiz Üretici: Sektörün gerçek kahramanıdır. Tartışmaz, reklam yapmaz, işine bakar. Üretimin yükünü o sırtlar ama gürültü çıkaranlar arasında sesi duyulmaz.
Gerçek Rakip Meslektaşınız Değil!
Arıcılar birbirini aşağı çekmek için enerji harcarken, sistem sessizce işlemeye devam ediyor. Arıcının sırtından geçinen tüccarlar, sahte bal üreticileri ve her yıl yeni bir umut tacirliği yapan "mucize ürün" satıcıları bu kaosun gerçek kazananlarıdır.
Bir arı kolonisinde tarlacılar kovana küsse, bakıcılar "bu larva benim değil" dese o kovan söner. Doğa bu saçmalığa izin vermez. Peki biz neden kendimize yakıştırıyoruz?
Sonuç: Biz Birlikte Güçlü Olabilir miyiz?
Arıcılıkta en büyük rakip yandaki arıcı değildir. Rakibimiz; doğayı katleden sistem, sahte bal piyasası, bilinçsiz ilaç kullanımı ve bilgisizliktir.
Egomuzun sesini kısıp arıların sesine kulak verdiğimiz gün kazanmaya başlayacağız. Sormamız gereken soru "Ben ondan daha iyi miyim?" değil, "Biz birlikte bu sektörü nasıl ayağa kaldırırız?" olmalıdır. Arılar cevabı milyonlarca yıl önce verdi. Bizim öğrenmemiz neden bu kadar uzun sürüyor?