Yerli Ocean’s Eleven: 30 Milyon Dolarlık Bagaj, Silinen Kayıtlar ve Karanlık Bağlantılar

Sinema tutkunları iyi bilir; Danny Ocean ve her biri alanında uzman 11 kişilik ekibi, imkansız denilen soygunları tereyağından kıl çeker gibi yapmalarıyla meşhurdur. Hollywood senaryoları bir yana, geçtiğimiz günlerde İstanbul Bakırköy’deki lüks bir sitede yaşananlar, "Yerli Ocean’s Eleven" dedirtecek cinsten. Ancak bir farkla: Bu filmde çalınan sadece para değil, kamu vicdanı!

300 Kiloluk "Unutulan" Servet

Hikaye, Bakırköy’deki Ekşinar Konakları’nda başlıyor. Bir döviz bürosu sahibi, kimseden habersiz iki aracın bagajına tam 30 milyon dolar (yaklaşık 300 kilo banknot) yerleştiriyor. Paranın sahibi Bilal Durmaz’ın ifadesi ise trajikomik: "Bankaya yatırıp çekmek zahmetliydi, 3 aydır araçtaydı." Sıradan bir vatandaşın cebindeki üç kuruşun hesabını yaptığı bu günlerde, 30 milyon doların bagajda "unutulması" hayatın olağan akışına ne kadar uygun, takdiri size bırakıyorum. Ancak buzdağının görünmeyen kısmı çok daha derin.

Uzmanlaşmış Bir "Suç Şebekesi"

Emniyetin İstanbul, Antalya ve Kocaeli’de yaptığı baskınlar, karşımızda mahalle hırsızları olmadığını kanıtladı. 15 dakikada operasyonu tamamlayan ekipte kimler yok ki?

  • Bilişim hırsızları ve nitelikli dolandırıcılar,

  • İşler ters giderse "kan dökmeye" hazır sabıkalılar,

  • 14 suç kayıtlı çocuk yaştakiler ve uyuşturucu tacirleri.

Lüks sitenin 4 güvenlik görevlisi gözaltında, kamera kayıtları ise çoktan silinmiş. Profesyonelliği görüyor musunuz?

Emanetçiler, Kasalar ve Siyasi Trafik

Soruşturma derinleştikçe isimler tanıdıklaşmaya başlıyor. Bilal Durmaz, daha önce kara para soruşturmasında tutuklanan ve adı İmamoğlu soruşturmasında "emanetçi" olarak geçen Atilla Durmaz’ın oğlu.

İddianamelerdeki detaylar ise uykuları kaçıracak cinsten: Taç Döviz üzerinden yürütülen milyarlarca liralık belgelenemeyen servet trafiği, VIP araçlarla taşınan 50 milyon dolarlar ve İmamoğlu’nun yakın çevresiyle kurulan yoğun iletişim trafiği... Savcılık makamı bu yapıyı açıkça; suç örgütüne ait paraları yöneten bir "emanetçi ağı" olarak tanımlıyor.

Beytülmâl mi, Kumarhane Soygunu mu?

Ocean’s Eleven filminde çete, bir kumarhane devini soyuyordu. Bizdeki durumda ise mesele sadece bir hırsızlık vakası değil; rüşvet, irtikap ve zimmet iddialarıyla örülü devasa bir mafya ağının iç hesaplaşması. Paylaşılamayan bu paralar birilerinin şahsi serveti değil, halkın parası, yani Beytülmâl!

Şimdi sormak lazım: Sayın Özgür Özel, "iddianameler kof, davalar siyasi" diyerek bu tabloyu savunmaya devam mı edeceksiniz? İmamoğlu’nun çevresinden taşan bu milyon dolarlık "bagaj hikayeleri" karşısında sessiz kalmak, bu karanlık ağın neresinde durduğunuzu sorgulatmaz mı?

Görünen o ki, elebaşı yargının eline düşüp çarklar bozulunca, çete içinde "kapanın elinde kalır" kavgası başlamış. Bu 30 milyon dolarlık soygun, buzdağının sadece suyun üstünde kalan kısmıdır. Kim bilir, sular çekildiğinde daha neler göreceğiz.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.