Yere Eğilen, Göğe Yükselir

Kainatın azamet-i ilahisi karşısında insanın acziyetini en berrak şekilde izhar ettiği makam secdedir. Kul, secdede fiziken en aşağıya inerken, manen ve ruhen Efendimiz’in (s.a.v.) ifadesiyle "Rabbine en yakın olduğu" zirveye ulaşır. Dinimizin "nasiye" (alın bölgesi) olarak tesmiye ettiği, modern tıbbın ise "frontal korteks" olarak adlandırdığı bu bölge, kulun teslimiyeti ile fizyolojik bir ihyaya da mazhar olur.

Kur'an-ı Kerim, insanın irade, ahlak ve tercihlerini bizzat alına (nasiye) atfeder. Frontal korteks, insanın sadece kuru bir mantık yürüttüğü değil; iradesini kuşandığı, ahlaki muhakeme yaptığı, empati kurduğu ve insani erdemleri yeşerttiği yegane merkezdir. Burası ruhun beden iklimindeki tefekkür penceresidir.

Ne var ki dünya telâşı, kin, öfke, kibir ve insanlara zulmetmek gibi manevi hastalıklar bu merkezin huzurunu kaçırır, stres hormonuyla beslenen dimağlarda frontal korteksin kanlanması ve feyzi azalır. İnsan, kendi bencil kavgasında boğuldukça, beyninin bu erdem merkezini de çoraklaştırır.

Kur'an-ı Kerim'de Alak Suresi'nde geçen 'nâsiye' kelimesi, alın bölgesini işaret eder ve onu doğrudan ahlakla, yalanla ve günahla ilişkilendirir:

"Hayır, eğer vazgeçmezse, derhal yakalarız o alından (nâsiye); o yalancı, günahkâr alından!" (Alak Suresi, 15-16)

İşte tam bu noktada namaz, kulun imdadına fiziki ve manevi bir şifa seli olarak yetişir. Kul niyet edip kıyama durduğunda teslimiyeti, rükuya eğildiğinde ta'zimini ilan eder. Fakat ne zaman ki alnını secdegâha koyar, işte o an yerçekimiyle, kalbin pompaladığı kan, akın akın frontal kortekse (nasiyeye) doğru akar.

Bilimsel araştırmalar, secde esnasında, tefekkür halinde ve gece kıyamlarında beynin ön bölgesine giden kan akımının belirgin derecede arttığını doğrulamaktadır.

Bu, sıradan bir biyolojik hareket değildir; bu, hikmetin ve merhametin kaynağı olan merkezin, her secdede sulanması ve gelişmesidir. Secde uzadıkça, dimağ yıkanır; akıl, kalbin emrine girer; nefsin sivri köşeleri törpülenir. Rivayetlere göre Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) zaman zaman secdede yaklaşık 50 ayet okunacak kadar uzun süre kalması, sünnetlerin de bir taklit değil, aynı zamanda bir hikmet dairesinde olduğuna en büyük delillerdendir.

Yani: Yere Eğilen, Göğe Yükselir

"Hayır, ona uyma! Secde et ve yaklaş!" (Alak Suresi, 19)

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.