Serkan ŞİMŞEK

Serkan ŞİMŞEK

VENEZUELA’DA GÖLGE SAVAŞI

Caracas, 3 Ocak 2026
Sabaha karşı başkent Caracas’ta yankılanan en az yedi güçlü patlama, şehrin güneyinde büyük askeri üslerin çevresinden yükselen dumanlar ve alçaktan uçan uçaklar, Venezuela’yı sarsan krizin en keskin anlarından birini oluşturdu. Birçok mahallede elektrikler kesildi, halk sokaklara döküldü ve belirsizlik dalgaları tüm ülkeye yayıldı. Yerel yetkililer henüz resmi bir açıklama yapmadı; ancak bu olay, mevcut büyük güç geriliminin bir yansıması olarak değerlendiriliyor.

Bu patlamaların kaynağı şu anda resmen teyit edilmiş değil; fakat pek çok uluslararası haber kuruluşu ve analist, bölgedeki ABD’nin askeri operasyonlarıyla bağlantılı olabileceğini öne sürüyor. Son haftalarda ABD, Venezuela’nın doğu kıyısı ve çevresinde “Operation Southern Spear” adı verilen bir kampanya yürütüyor; bu kapsamda ABD donanmasının büyük unsurları bölgede konuşlandırıldı ve uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele bahanesiyle deniz ve hava operasyonları gerçekleştirildi. ABD, bazı teknelere ve liman alanlarına yönelik saldırıları kendi açıklamalarında kabul etti; Venezuela hükümeti ise bu iddiaları hem reddediyor hem de bunları siyasi ve askeri baskı kampanyası olarak tanımlıyor.

ABD’nin Stratejik Hesapları
Kaynaklar mı, Güvenlik mi?

Amerika Birleşik Devletleri’nin Venezuela’ya yönelik politikasını anlamak için iki ana çerçeve öne çıkıyor.

1. Uyuşturucu Kaçakçılığıyla Mücadele
Washington yönetimi, Venezuela üzerinden Güney Amerika’dan ABD’ye uzanan uyuşturucu rotalarını kırmayı ulusal güvenlik meselesi olarak görüyor. Bu gerekçeyle sahadaki operasyonlarını gerekçelendiriyor ve bazı saldırıların bununla bağlantılı olduğunu söylüyor.

2. Jeopolitik Etki ve Enerji Kaynakları
Venezuela, dünyanın en büyük kanıtlanmış petrol rezervlerinden birine sahip olmasıyla stratejik bir öneme sahip. ABD yönetimi; Maduro hükümetinin petrol gelirlerini, jeopolitik konumunu ve Çin–Rusya ile gelişen bağlarını kontrol etmek istiyor. Bu durum, müdahaleye karşı çıkanlar tarafından ekonomik ve jeopolitik emellerin örtbas edildiği bir baskı stratejisi olarak görülüyor.

Bu iki motivasyon arasındaki gerilim, Washington’un tavrını sadece uyuşturucuyla mücadele olarak açıklamasını zorlaştırıyor; pek çok uluslararası gözlemci ABD hamlelerini Venezuela’nın enerji altyapısını zayıflatma ve yönetim üzerinde siyasi baskı kurma hedefi olarak da değerlendiriyor.

Maduro’nun Direnişi
Siyasi Meşruiyet ve Millî Onur

Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro, ülkesinin egemenliğine yönelik dış baskıyı “emperyalist tehdit” olarak nitelendiriyor ve hem askeri hem ideolojik bir direniş dili kuruyor. Maduro yönetimi;

Halk milislerini ve paralı gönüllü birlikleri örgütleyerek toplumun savunma bilincini artırmaya çalıştı.

ABD’nin Venezuela’nın içişlerine karıştığını ve gerçek hedefin rejim değişikliği olduğunu ısrarla vurguluyor. Bu söylem hem iç kamuoyunu pekiştiriyor hem de uluslararası destek arayışını güçlendiriyor.

Aynı zamanda Washington’la “ciddi müzakerelere” açık olabileceğini belirterek sınırlı diplomatik kapıyı tamamen kapatmıyor.

Maduro için direnme, sadece siyasi hayatta kalma meselesi değil; millî onur, egemenlik ve dış müdahaleye karşı kurumsal reflekslerin bir simgesi olarak da tanımlanıyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.