Tarihin Gölgesinde Bir Hakikat: Şia İnancının Kökeni ve Pers Mirası

Bugün Orta Doğu coğrafyasında yaşanan siyasi ve dini kutuplaşmaların temelini anlamak için sadece bugüne bakmak yetmez. Özellikle İran’ın Hz. Hüseyin ve 12 İmam’a olan derin, adeta tutku derecesindeki bağlılığının ardındaki sırrı bilmeden, bölgeye dair bildiğiniz her şey yarım kalır. Çoğu insan, hatta yeni nesil gençler bu bağlılığın sadece "Peygamber sevgisi" olduğunu sanır. Oysa madalyonun öteki yüzünde devasa bir imparatorluğun mirası yatmaktadır.

Sasaniler’den İslam’a Geçişin Kırılma Noktası

Hz. Ömer’in halifeliği döneminde, bugünkü İran topraklarında 400 yıl hüküm sürmüş devasa bir güç vardı: Sasani İmparatorluğu. Resmi dinleri Zerdüştlük olan Persler, 651 yılında Kadisiye ve Nihavend savaşlarında Hz. Ömer’in ordularına yenilerek tarih sahnesinden silindiler. İşte her şey bu büyük kırılma anıyla başladı.

Son Sasani Kralı mağlup olup kaçarken, kızı Prenses Şehribanu esir edilerek Medine’ye getirildi. Hz. Ömer, asil bir soydan gelen bu genç kadının onurunu korumak adına, onu Peygamber Efendimiz’in (S.A.V.) torunu Hz. Hüseyin ile evlendirdi. Bu evlilik, sadece iki insanı değil, iki farklı dünyayı birleştirdi.

Neden Hz. Hasan Değil de Hz. Hüseyin?

İşte can alıcı soru burada gizli: Hz. Hasan da Peygamberimizin torunudur, o da şehit edilmiştir. Ancak Şii dünyasında Hz. Hasan’ın adı nadiren anılırken, Hz. Hüseyin için yas törenleri düzenlenir, ağıtlar yakılır. Bunun sebebi sadece şehadet değildir; Hz. Hüseyin’in "Perslerin damadı" olmasıdır.

Bu evlilikten doğan Zeynel Abidin ve devamındaki 12 İmam, İranlılar için sadece dini liderler değil, aynı zamanda damarlarında Pers kraliyet kanı taşıyan kutsal figürlerdir. İran halkı, Hz. Hüseyin’i bağrına basarken aslında kendi kaybolan imparatorluk soylarını onun üzerinden yaşatmışlardır.

Hz. Ömer Düşmanlığının Perde Arkası

Bugün İran’da Hz. Ömer’e duyulan öfkenin temel sebebi, sanıldığı gibi sadece "hilafet tartışması" değildir. Hz. Ömer, bin yıllık Pers İmparatorluğu’nu yıkan fatihtir. Bu yaralı gurur, yüzyıllar içinde dini bir kimliğe bürünmüş; hatta Hz. Ömer’i şehit eden katilin İran topraklarında türbe ile onurlandırılmasına kadar varmıştır.

"Acem Oyunu" ve Günümüz

Tarih boyunca "Acemistan" olarak anılan bu coğrafyada siyaset ve inanç hep iç içe geçmiştir. 1935 yılında Rıza Pehlevi döneminde "İran" adını alan bu devlet, stratejik dehasını "Acem Oyunu" dedirten o meşhur diplomatik manevralarıyla korumuştur.

Günümüzde törenlerde göğsünü döverek yas tutan bir gencin bu tarihsel derinliği bilmemesi normaldir; o sadece geleneği uygular. Ancak bizler bilmeliyiz ki; İslam’da çocuk babaya nispet edilir, soy Peygamberimizindir. Bizim için Hz. Hasan da Hz. Hüseyin de bir elin parmakları gibidir, birbirinden ayrılmaz.

Gönülleri yalnızca Allah bilir ancak tarihi gerçekler, bugünkü inanç sistemlerinin hangi siyasi zeminler üzerine inşa edildiğini açıkça ortaya koymaktadır.

Kıymetli dostlarım, Şenay Tek hanımefendi kardeşimizin kaleme aldığı, birçok insanımızın maalesef bilmedikleri bu mevzudaki güzel metni, küçük bazı tâshih ve ilâvelerle, bilgilerinize ve dikkatlarinize arzediyorum.

Selâm ve dua ile.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.