Ortadoğu satranç tahtasında hamleler sertleşirken, İran’dan beklenen ama bir o kadar da "riskli" olan o haber geldi: Hürmüz Boğazı kapatıldı. Ancak bu hamle, bir güç gösterisinden ziyade, köşeye sıkışmış bir yönetimin son çırpınışı gibi görünüyor. Peki, dünyanın enerji anahtarı olan bu boğazı kilitlemek İran için ne anlama geliyor?
Küresel Ekonomi ve Enflasyon Kıskacı
Hürmüz Boğazı, dünya petrol tedarikinin can damarıdır. Buranın kapatılması demek, sadece bölgeyi değil, tüm küresel ekonomik sistemleri bir gecede iflasın eşiğine getirmek demektir. Petrol fiyatlarının katlanması, küresel bir enflasyon şoku ve ülkelerin ekonomik programlarının yerle bir olması kaçınılmaz.
Ancak İran bu hamleyle aslında kendi sonunu mu hazırlıyor? Zira böyle bir ekonomik tehdit karşısında dünya kamuoyu, istemese bile ABD’nin askeri müdahalesine yeşil ışık yakmak zorunda kalacaktır.
İşgal Kapıda mı?
Askeri açıdan bakıldığında tablo İran için pek iç açıcı değil. Boğazın açılması için ABD’nin İran kıyılarına asker çıkarması bir zorunluluk haline gelebilir. Mevcut durumda hava gücü zayıflayan ve donanması ağır darbeler alan İran’ın, bu çapta bir kara harekatını durdurabilecek bir savunma kalkanı bulunmuyor. Füzeler, boğazı kalıcı olarak savunmak için yeterli bir unsur değil; "kafasını çıkaranın vurulduğu" bir teknolojik üstünlük karşısında Tahran’ın direnci oldukça kırılgan.
Yalnızlaşan Bir Dev: Çin ve Rusya Nerede?
İran’ın en büyük yanılgısı ise dostlarına olan güveni oldu. 50 yıllık müttefikleri Çin ve Rusya’dan şu ana kadar tek bir mermi yardımı bile gelmiş değil. Bu savaşta İran, sadece askeri olarak değil, diplomatik olarak da tamamen yalnızlaşmış durumda. Düşman listesi her geçen dakika kabarırken, Tahran’ın bu "aptalca" stratejik hatası, teslimiyetin bir ön hazırlığı gibi duruyor.
Sonuç olarak; Akılsız başın cezasını ayaklar çeker. İran, en büyük kozunu en kötü zamanda kullanarak stratejik bir intihara sürükleniyor. Boğaz kapandı belki ama İran için de geri sayım başladı.