Doç. Dr. Cahit KARAALP

Doç. Dr. Cahit KARAALP

Sünnet: Sadece Şekil mi, Yoksa Bir Duruş Devrimi mi?

Toplum olarak "sünnet" kavramını duyduğumuzda zihnimizde beliren ilk imgeler genellikle bellidir: Sakal uzunluğu, kıyafet biçimi, misvak kullanımı veya yer sofrası... Kuşkusuz bunlar, Hz. Peygamber’in (sav) hayatından süzülen değerli örfi uygulamalardır. Ancak sünneti sadece bu fiziksel detaylara hapsetmek, aslında o büyük devrimi bir "stil" meselesine indirgemek değil midir?

Şeklin Ötesindeki Peygamberi Kimlik

Gerçek sünnet; bir kumaşın kesimi veya bir sakalın boyu değil, peygamberi bir kişilik, sarsılmaz bir kimlik ve onurlu bir duruştur. Bizler şekle odaklanırken, o duruşun ruhunu teşkil eden asıl dinamikleri çoğu zaman gözden kaçırıyoruz. Oysa Efendimiz’in mirası, kuşağının renginden ziyade, adaleti ayakta tutma azminde gizlidir.

Yaşayan Kur’an Olmak

Peygamberi duruşu giyinmek demek; haksızlık karşısında dilsiz şeytan olmamak, zalime karşı elif gibi dik dururken mazluma toprak gibi mütevazı olmaktır. Sünnetin asıl merkezinde şunlar yer alır:

  • Adalet ve Liyakat: Kayırmacılığın ve torpilin her türlüsüne kapıyı kapatmak, hakkı tam vaktinde hak sahibine teslim etmektir.

  • Sömürüyle Mücadele: İnsanların emeğini, duygularını veya inançlarını sömüren her türlü sisteme "hayır" diyebilmektir.

  • Kardeşlik ve Vahdet: Kavmiyetçilik (ırkçılık) fitnesini ayaklar altına alıp, kalpler arasında sarsılmaz köprüler kurmaktır.

  • İstişare Kültürü: "En iyisini ben bilirim" kibrinden arınıp, ortak akla ve meşverete değer vermektir.

Bir Ömür Süren Mücadele

Sünnet, bir günü kurtarmak değil, bir ömrü "Yaşayan Kur’an" olma idealine adamaktır. İyiliği yaymak için yorulmamak, kötülüğün karşısında ise bir set gibi durmaktır. Eğer bizler bugün adaleti tesis edemiyor, haksızlığa ses çıkaramıyor ve liyakati çiğniyorsak; şeklimiz ne kadar benzerse benzesin, o peygamberi ruhtan uzağız demektir.

Netice itibarıyla; sünnet, kişiliğimize o yüce kimliği giydirmektir. Gelin, Peygamberimizin izini sadece sakalımızda veya kıyafetimizde değil; vicdanımızda, iş ahlakımızda ve sosyal adaletimizde arayalım. Çünkü dünya, şekilci bir dindarlıktan ziyade, peygamberi ahlakla kuşanmış yiğit duruşlara muhtaç.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.