Ahmet Şükrü KILIÇ

Ahmet Şükrü KILIÇ

Siyasette Kutuplaşma ve Vicdan Muhasebesi: Haklı Olmak mı, Hakikate Sadık Kalmak mı?

Günümüz siyaset dünyasında ideolojik duvarlar yükselirken, bireylerin kendi iç dünyalarında yaşadığı "hakikat" arayışı her geçen gün daha fazla önem kazanıyor. Siyasal tercihler ve parti aidiyetlerinin ötesinde, insani değerlerin ve toplumsal vicdanın nerede durduğu sorusu, derin bir muhasebeyi beraberinde getiriyor.

Taassubun Pençesinde Kaybolan Tebrikler

Birçok siyasi figür ve vatandaş için "karşı taraf" olarak nitelendirilen bir isme "hayırlı olsun" diyebilmek, sadece bir nezaket göstergesi değil, aynı zamanda demokratik bir olgunluk sınavıdır. Ancak günümüzde taassubun kök saldığı zihinlerde, bir selamın eksikliği aslında derin bir zihniyet farkının işareti haline gelmiş durumda. Siyasetin ördüğü duvarlar, rozeti bir bayrak, karşı taraftaki dürüst insanı "düşman", kendi safındaki kusurlu kişiyi ise "dost" olarak görmeye itiyor.

Haklılık Keskinleştirir, Hakikat Yumuşatır

Muhalefet etmenin ve yanlışlara karşı durmanın verdiği "haklılık" hissi, bazen insanı hikmetten uzaklaştırabiliyor. Uzmanlar uyarıyor: Haklı olmak ile hakikate sadık kalmak aynı şey değildir. Haklılık duygusu insanı keskinleştirip ötekine karşı sertleştirirken; hakikat arayışı insanı yumuşatır, anlamaya ve adalete yaklaştırır.

Adalet Sadece Hukuk Değil, Bir Ahlak Meselesidir

Toplumda imtiyaz sahibi olanların, milletten aldıklarıyla statü kazananların itibar gördüğü bir sistemde, vicdan yaraları kanamaya devam ediyor. Adalet, sadece mahkeme salonlarında dağıtılan bir hüküm değil, bir ahlâk-ı içtimaiye (toplumsal ahlak) meselesidir. Toplumun vicdanı zedelenmişse, hukuk tek başına bu yarayı sarmaya yetmemektedir.

"İman, ölçüleriyle var olur. Ölçüler kaydığında, yerini önce inat alır. İnat, zamanla inancın yerini kaplar ve insan savrulduğunu fark etmez bile."

Sonuç: Zihnin Rehavetinden Kurtulmak

Mesele sadece sandık veya oy pusulası değildir. Asıl mesele, insanın kendi içindeki etik hizayı kaybetmemesidir. Teemmül etmeyen (derinlemesine düşünmeyen) bir zihin, basiretini yitirdiğinde gördüğü her şeyi mutlak gerçek sanır. Oysa gerçek, çoğu zaman konfor alanımızın dışındadır.

Geriye dönüp bakıldığında eksik bırakılan bir tebrik veya esirgenen bir selam, aslında toplumsal barışa dair kaçırılmış büyük bir fırsatın habercisi olabilir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.