SELÜL-İTLİ OBEZ AYŞE'YE 12 SENE 6 AY HAPİS CEZASI VERİLDİ

İnfaz Kanunu'na göre bu cezanın "yatar'ı" ne kadardır bilmiyorum, fakat azami 3 sene daha yatar diye tahmin ediyorum.

Bizim İnfaz Kanunu da böyle bir tuhaf işte !..

Esâsen "bütün suç makinalarını CESÂRETLENDİREN" de, işte bu kanun'dur !

"Bir suç işlersem, oradan artık cesedim çıkar"

demiyor, korkmuyor, çekinmiyor !

Bilâkis,

"arslanlar gibi yatar çıkarım !"

diyor !

Cezaevlerimizdeki bu anormal tutuklu / hükümlü rakamlarımın asıl sebebi de, işte bu "yatar çıkarım !" pervâsızlığıdır !

Adâlet Bakanlarımız'ın ve diğer Bakanlar'ın "göremedikleri / teşhis edemedikleri ÂRIZA" da budur işte !

Onlar "cezalar artırılır ise, suçluları tıkacakları bina bulamayacaklarını" zannediyorlar !

Halbu ki, ceza ne kadar "caydırıcı" olursa, mücrim de cürüm işlemekten o kadar korkar !

Şeriât'ın tatbik edildiği asırlarda, bugün bir günde irtikâp edilen suçların tamamı, o vakitler senerce işlenmez, işitilmezdi.

..............

Savcımız, bu "Gezici Ayşe"ye "ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası" talep etmiş, mahkeme heyetimiz de sağolsunlar 12,5 sene hapis takdir buyurmuşlar !

Dikkat ediniz, "ağır hapis" değil, "normal hapis" !..

Talep edilen ile takdir olunan ceza arasındaki makas bu kadar açık olunca, tabiatile şüpheye düşüyoruz.

Adâlet - Hukuk - Ceza mevzuâtını ya savcımız bilmiyor, veya hâkimlerimiz bilmiyorlar !

Hani savcımız 15-20 sene hapis cezası talep etse de hâkimlerimiz bunu 12,5 seneye çekmiş olsalar, bunu kabullenirim...

Fakat iddiânâmeye bakıyoruz, deliller gayet sağlam ve savcımızın isnâd ettiği suç, gayet sâbit. Binâenaleyh savcımızın "ağırlaştırılmış müebbet hapis" talebi de gayet isâbetli..

Mâhkemenin, en iyi ihtimâlle "ağırlaştırılmış müebbet"i kaldırıp, "36 sene ağır hapis" vermesini de tolere edebilirdik...

Fakat mahkeme heyeti işi oradan da koparıyor, neredeyse "beraat"a ramak kala fren yapıyor !

Milletimizin "adâletin tecelli etmediğine" dâir umûmî kanaâti, sebepsiz değil !

İnsanlarımız, cezaların işte böyle "kuş'a çevrildiğini" görüyorlar, bundan dolayı da, hukuk'tan ve adâlet sisteminden ümitlerini kesiyorlar !

Bu ümitsizlik te "öfke'ye ve infiâl'e dönüşüyor" ve neticede bütün fatura, AK Parti Hükümeti'ne kesiliyor !

Belki "murâd edilen" de tam olarak budur !

..............

Yeni Adâlet Bakanımız'ın önündeki en büyük vazife şudur :

İçişleri, M.E.B., M.S.B., Mâliye, Ticâret, Tarım, Sağlık Bakanlıkları ve icâbeden diğer Bakanlıklar ve Başkanlıklar ile fikir teâtisinde ve istişârede bulunarak, o sektörlerdekiler de dâhil olmak üzere, sağlam hukukçulardan bir heyet teşkil etsin onlara şu tâlimâtı versin :

"TCK'yı, CMUK'u, İnfaz Kanunu'nu, Ceza ve Tevkif Evleri Kanunu'nu ve diğer bütün idâri, mâli, ticâri, medeni, ve adli mevzuâtı gözden geçirin, sade suya tirit idâri ve adli cezaları ve müeyyideleri tesbit ve,

caydırıcı ve mâşeri vicdânı tatmin eden müeyyideleri ve idâri ve adli cezaları teklif edin !

Size 6 Ay mühlet !"

...........

Kıymetli dostlarım, şu anda cezaevlerimizde 420.000 kişi var ve bu rakam hergün artıyor !

Bu rakam evet, polisimizin ve jandarmamızın iyi çalıştıklarını gösteriyor...

Fakat bu rakamın asıl isbat ettiği beş husus var :

1. Laik hukuk ve adâlet sistemi İFLÂS ETMİŞTİR !

2. Bu "iflâs"ın birinci müsebbibi, mevcut "LAİK ANAYASA" ve,

3. Bu Anayasa'nın hudutlarını çizdiği ve dikte ettiği "LAİK EĞİTİM ÖĞRETİM SİSTEMİ" ve,

4. Sansürü reddeden sınırsız "BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ" ve,

5. Caydırıcı olmayan cezâlardır !

Eski Adâlet ve İçişleri Bakanlarımız, meselenin bu veçhesini göremediler, ıskaladılar veya üzerine gitmeye cesâret edemediler !

Yeni Adâlet ve İçişleri Bakanlarımız'ın önlerindeki en mühim mesele, budur !

Tabii, yukarda zikrettiğim Bakanlarımız da bu hususta sağlarına sollarına bakmasınlar ; onların da önlerindeki en mühim ve en âcil mesele, budur !

"Efendim, mevcut Anayasa muvâcehesinde, arzu ettiğimiz değişiklikleri yapamıyoruz, ilerleyemiyoruz !"

Tamam, eyvallah...

Amma, çıkın bunu Millet'e de açık açık söyleyin !

Söyleyin ki, "AK Parti 23 senedir iktidarda, niye yapmadı, niye değiştirmedi ?!!"

diye savurtturanlar, kırgınlar, küskünler, tuskunlar ve diğerleri, sıkıntının asıl sebebini öğrensinler !

Mâmââfih, "yapabilme kudretini hâiz olduklarınızı" da YAPIN !

Aşşağı mahalleye şirinlikler YAPMAYIN !

Gülben Ergen'in TRT'de ne işi var yahu ?!!!

............

Ayşe Barım geçen sene tutuklanınca, "buraya dayanamıyorum, çok rahatsız oluyorum" felan festek diye feverân etmişti..

Ayşeciğim, senin şimdi gidip o hâkimlerin ellerini ayaklarını öpmen lâzım..

Seni "tek kişilik hücre"den kurtardıkları gibi, tâhliyene de bir adım mesâfeye kadar getirmişler, daha ne olsun ?!

Teşekkür ziyâretine giderken lokum çikolata fındık fıstık almayı da unutma, çok ayıp olur sonra...

..........

Şimdi ben savcı bey kardeşimin yerinde olsaydım, bu kadar emek verdiğim iddiânâmeme ve ceza talebime râğmen, âdetâ beni tâhkir ve istiskal ve alay eder gibi, "tâhliyeye çeyrek mesâfe" kararı veren bu mâhkeme heyetinin, mâşeri vicdanı da ağır surette yaralayan bu kararına, bir üst mahkeme nezdinde mutlaka itiraz ederdim !

İzzetim, şerefim, haysiyetim ve mesleğime hürmetim icâbı, mutlaka böyle hareket ederdim !

Bakalım savcı kardeşimiz ne yapacak, merakla bekliyorum...

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.