PEYGAMBERLER VE HASSATEN HZ. MUHAMMED(S.A.V) ZALİMLERDEN KORKMAZDI! MÜSLÜMANLAR DA ZALİMLERDEN KORKMAMALIDIR!

Hz. Adem(a.s)’dan Hz. Muhammed Mustafa’ya(S.A.V) kadar gelmiş geçmiş olan hiçbir peygamber zalimlerden, müşriklerden, Firavunlardan, Nemrutlardan, Karunlardan, Putperestlerden, Hamanlar' dan ve bunların avanelerinden hiçbir zaman korkmadılar ve davaları uğruna daima dik durup, bu duruşları ile yol aldılar.

Bugünün Müslümanları ise tepelerine, başlarına Siyonistler ve Evangelistler tarafından dikilen krallar tarafından korkutulmakta ve o krallara kul köle olmaları sağlanmaktadır.

Oysa hiçbir peygamber ve onlara tabi olanlar korkak değil ve hepsi cesur insanlardı. Yürekli davranırlardı. Onların cesareti, tabilerine örnekti. Onların gözü, ne topta ne tankta, ne tüfekte, ne malda, ne makamda idi. Onlar sadece Allah’a iman etmekle bu cesareti kendilerinde toplamışlardı. Bugünkü Müslümanların kaybettikleri en önemli peygamber sünneti bu olsa gerekir. Peygamberler ve onlara kayıtsız şartsız inananlar iman ve hakikate olan itimatları ve Allah(C.C)’ın kendilerini yalnız bırakmayacağına inanmalarıdır.

Kendilerine vahyin verdiği güven, onların kendi devirlerindeki Nemrutların, Firavunların, Ebu Cehil’lerin karşısına korkusuzca dikilmelerini sağlıyordu. Kur’ân okuyan ve Kur’ân’a göre yaşamaya çalışan birisi ve kendisine Peygamber (S.A.V) cesaretini, yaşayışını öğrenip örnek alan Müslümanın, yaşadığı bu dünyanın problemlerine kayıtsız kalması, ölüm pahasına dahi olsa da mücadeleye girişmemesi mümkün değildir. Çünkü Allah yolunda ölmeyi cennete girmenin garantisi olarak algılamışlardır.

Kur’an ve Peygamber ile yatıp kalkanların, bu yolda âlim olanların, akademisyenlerin, siyasi konularda Allah ve Resulünün yolunu takip etmeye çalışanların, politik konularda yazıp çizenlerin, haddi aşmadan yazıp çizmelerinde bir sakınca olmamasına rağmen, haddi aşanların karşısında yine ben Müslüman’ın diyenler göğüslerini siper etmeye devam ediyorlar. Haddi aşanların yazdıklarında ve çizdiklerinde alanının dışına çıkmak ve bu konularda konuşmaları Müslümanları asla korkutmamaktadır.

Yıllarca Müslümanlara siyasete girmeyin, namazınızı kılın, caminize gidin size bu yeter demelerine rağmen bugün Müslümanlar artık bu korkaklığını üzerlerinden attılar ve cesaretle siyasete girip her konuda islâmi görüşü söylemeye ve savunmaya başladılar. Müslümanlara siyasi konuşmayın, güncel konularla ilgilenmeyin diyerek Müslümanları pasif bireyler ve korkak kimseler olmalarını sağlamaya çalıştırlar. Aynı yolu peygamberlere karşıda denemişlerdi.

Müslümanlara siyasetten uzak durun, güncel konulara yaklaşmayın demeleri acaba doğru bir yaklaşım mıdır? Tabi ki asla doğru değildir. Zira bizim inandığımız yegane ve tek hakikat olan Kur’ân, siyasetin tam ortasına, yönetimlerin merkezine, devletlerin tepesine gönderilmiş bir kitaptır. Çünkü mesele Allah’ın kanunlarının Allah’ın arzında çiğnenmemesi için Müslümanların iktidarın başında olmasından başka bir çare yoktur. Allah’ın kanunlarının hayata uygulanması hayatın kurallarına göre değil Allah’ın emri ve yasaklarına göre ve Peygamber uygulamasına inanarak yaşamakla olur.

Geldiği yerde rejimle çatışmayan, güncel konularla ilgilenmeyen, siyasete ve siyasilere reyleri ile hesap sormaya, yara veremeyen, yöneticilerin İslam dışı ve İslam’a uymayan politikalarına karışmayan, geldiği kavmin problemlerine kayıtsız kalıp ilgilenmeyen bir tek Peygamber görülmez. O halde peygamber ümmetiyiz diyen birisi de bu yolu takip etmelidir. Çünkü en cesur insanlar Peygamberler dir.

Halvete çekilmiş, bir köşede sadece ibadet ve zikirle meşgul olarak yaşayan, mabede kapanmış ve oradan dışarıya kafasını dahi çıkarmayan, elinde 99’luk tespihle dolaşan ve İslamiyet’e laf söyleyenlere, Müslümanları katledenlere tek laf etmeyen ve biz duacıyız diyerek geçiştirenler, tespihi önünde, kendinin belirlediği kutsal kitabı, etrafında birkaç kendine bende ettiklerini, zikir dışında hiçbir iş yapmayan, sadece dini sorular sorulduğunda konuşan bir tek peygamber gösterilemez? Zira Allah tarafından seçilip görevlendirilen tüm peygamberler şimdiki akademisyen, âlim, şeyh, üstad, hoca profilinden çok farklı ve aykırı bir hayat tarzı sergiliyorlar. Peygamberlerin yolunu değil de kendi görüşlerini dinleştirme yolunu seçiyorlar. Kendilerini ilahlaştırmayı seçiyorlar.

Yönetimlerin, siyasilerin, politikacıların, stratejistlerin iş ve eylemlerine, öğretmenlerin yetiştirdikleri öğrencilerine karışmayan, geldiği toplumun rahatını bozmayan,, suskunlara dil, mazlumlara el, mağdurlara destek, zalimlere köstek, hakikate ses, insanlığa nefes olmayan tek bir peygamber gösterilemez. Demek ki peygamberlerin yolu deyince hakka ve hakikate götürürken tüm cesaretimizi toplamalıyız.

Siz neyin kasıntısını yaşıyorsunuz?

Peygamberler suya sabuna dokunarak, davalarını cesurca anlattılar ve bu yolda mallarıyla beraber canlarını da ortaya koydular.

Karşılığında da sihirbaz denildiler, yalancı denildiler, boykotlar uygulandı amma onlar suya sabuna dokunmaya devam ettiler.

Din ve dünya işlerinin sekülerlerin dediği gibi birbirinden ayırt edilmesine karşı çıkan, laikliği yerden yere vuran siz din anlayışınızda çoktan laik olmuşsunuz da kendinizden haberiniz yok bile.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.