Dünya siyaseti, 1945’ten bu yana süregelen o meşhur "pasifist" Japonya imajının tabutuna çakılan son çiviye şahitlik ediyor. Bugün Japonya’da yapılan erken seçimlerde LDP-Ishin koalisyonu, 465 sandalyeli Temsilciler Meclisi’nde 310 sandalyelik "süper çoğunluğa" (2/3) ulaşarak sadece bir seçim zaferi değil, adeta bir "bağımsızlık ilanı" almıştır.
9. Madde’nin Sonu: Militarizme Dönüş
Japonya için artık "pasif savunma" devri kapanmıştır. Bu süper çoğunluğun ilk ve en kritik hamlesi, anayasanın meşhur 9. maddesini kaldırmak olacaktır. Japonya, kağıt üzerindeki "Özsavunma Güçleri"ni resmen ve agresif bir orduya dönüştürerek; Asya-Pasifik denkleminde artık "izleyen" değil, "oyun kuran" bir militarist eksene geçiyor. Kendi menfaatlerini her şeyin üzerinde tutan bir Tokyo, bölgede dengeleri altüst edecektir.
Finansal Domino Etkisi: ABD Tahvilleri Namlunun Ucunda
Peki, bu devasa silahlanma ve bağımsızlık hamlesinin finansmanı nereden gelecek? Cevap, küresel piyasaları titretecek cinsten: Japonya’nın elindeki yüklü ABD tahvilleri. Tokyo, kendi "milli eksenini" inşa etmek için bu tahvilleri piyasaya sürmeye başladığı an, dolar ve küresel faiz dengelerinde devasa bir domino etkisi başlayacaktır. Plaza Anlaşması ile diz çöktürülen Japonya, şimdi o prangalardan kurtulmak için finansal silahlarını kuşanıyor.
ABD’nin Stratejik Kumarı: Ava Giderken Avlanmak
Washington, Çin’e karşı "ileri karakol" olarak kullanmak istediği Japonya’nın silahlanmasını teşvik ederken, kontrolü elinden kaçırma arefesinde olabilir. 310 sandalyelik irade, ABD’nin elinde bir "enstrüman" olmayı değil, Pasifik’in asıl sahibi olmayı hedefliyor.
Sözün Özü: Asya’da güneş bugün sadece Japonya’nın üzerine değil, yeni bir dünya düzeninin üzerine doğuyor. 1945 parantezi kapanırken; hem militarist hem de finansal olarak bağımsızlığını ilan eden bir Japonya, sadece Çin’in değil, ABD’nin de en büyük baş ağrısı olmaya adaydır.