Mehmed Sıddık ALADAĞ
NAMAZ İLE İLGİLİ MESELELER.
Kur'an-ı Kerim’de namazın günde kaç vakit kılınacağı ve vakitleri ayetlerle açıkça işaret edilmiş; ancak namazların kaçar rekat kılınacağı bilgisi Kur'an'da detaylandırılmamıştır.
Namazın rekat sayıları ve nasıl kılınacağı, bizzat Hazreti Muhammed (s.a.v.)’in uygulamaları ve "Beni namaz kılarken nasıl gördüyseniz, siz de öyle kılın" (Buhari) hadisiyle belirlenmiştir.
Namaz vakitleri ve rekat sayılarına dair ayet ve fıkhi açıklamalar şöyledir:
1. Namazın Vakitleri ile İlgili Ayetler
Kur'an-ı Kerim'de namazın belirli vakitlerde farz kılındığı açıkça belirtilir:Şüphe yok ki namaz, müminler üzerine vakitleri belli olarak yazılmış bir ödevdir." (Nisâ Suresi, 103. Ayet)
İslam alimleri, aşağıdaki ayetlerde geçen zaman dilimlerini tefsir ederek 5 vakit namazın farziyetini ortaya koymuşlardır:
İsrâ Suresi, 78. Ayet: Güneşin öğleyin batıya doğru kaydığı andan gece karanlığı bastırıncaya kadar belli vakitlerde namazı dosdoğru kıl; özellikle sabah namazını da kıl...
İşaret edilen vakitler: Güneşin batıya kayması Öğle ve İkindi'yi; gece karanlığının bastırması Akşam ve Yatsı'yı; son kısım ise Sabah namazını ifade eder.Hûd Suresi, 114. Ayet: Gündüzün iki ucunda ve gecenin (gündüze) yakın saatlerinde namazı dosdoğru kıl...
İşaret edilen vakitler: Gündüzün iki ucu Sabah ile İkindi'yi; gecenin yakın saatleri ise Akşam ve Yatsı namazlarını gösterir.Bakara Suresi, 238. Ayet: "Namazları ve orta namazı aksatmadan kılın.
Açıklama:
Peygamberimiz (s.a.v.) ayetteki orta namaz ifadesinin İkindi namazı olduğunu belirtmiştir. İkindi'nin ortada olması, öncesinde ve sonrasında ikişer vakit (Sabah-Öğle ve Akşam-Yatsı) olduğunu, yani namazın toplamda 5 vakit olduğunu destekler.
2. Rekat Sayıları Neden Kur'an'da Yazmaz?
Kur'an-ı Kerim bir ana anayasa gibidir; ibadetlerin genel hükümlerini, farziyetini ve rükünlerini (kıyam, rükû, secde gibi) bildirir. İbadetlerin uygulama detaylarını, sayılarını ve şeklini belirleme görevini ise Peygamber Efendimize bırakmıştır.
Peygamberimiz Cebrail (a.s.)’ın imamlığında namaz vakitlerini ve rekat sayılarını öğrenmiş, kendisi uygulayarak Müslümanlara öğretmiştir. Bu pratik bilgi ve uygulama, nesilden nesile hiç kesintiye uğramadan (mütevatir sünnet olarak) günümüze kadar ulaşmıştır.
Günlük kılınan 5 vakit namazın farz olan rekat sayıları şu şekildedir:
Sabah Namazı: 2 Rekat farz.
Öğle Namazı: 4 Rekat farz
İkindi Namazı: 4 Rekat farz
Akşam Namazı: 3 Rekat farz
Yatsı Namazı: 4 Rekat farz(Günde toplam 17 rekat farz namaz kılınmaktadır).
İslam dininde günde beş vakit farz namaz vardır ve günlük kılınan farz namazların toplam rekât sayısı 17 rekâttır.
Beş Vakit Namaz ve Rekâtları
-Sabah Namazı: 2 rekât sünnet, 2 rekât farz (Toplam 4 rekât)
-Öğle Namazı: 4 rekât ilk sünnet, 4 rekât farz, 2 rekât son sünnet (Toplam 10 rekât)
-İkindi Namazı: 4 rekât sünnet, 4 rekât farz (Toplam 8 rekât)
-Akşam Namazı: 3 rekât farz, 2 rekât sünnet (Toplam 5 rekât)
-Yatsı Namazı: 4 rekât ilk sünnet, 4 rekât farz, 2 rekât son sünnet ve 3 rekât vitir vacibi (Toplam 13 rekât)
İlgili Hadisler ve Deliller
Namazın beş vakit olduğuna ve rekâtlarına dair en temel hadis kaynaklarında pek çok rivayet yer alır:
Miraç ve Beş Vakit Hadisi:Hz. Peygamber (s.a.v.) Miraç gecesi namazın farz kılındığını anlatmıştır. Buhârî ve Müslim'in rivayet ettiği uzun Miraç hadisinde, namazın başlangıçta elli vakit farz kılındığı, Hz. Musa'nın tavsiyesi ve Hz. Muhammed'in (s.a.v.) ricasıyla Allah katında hafifletilerek beş vakte indirildiği şöyle bildirilmiştir:
Ey Muhammed! Kesin olarak bil ki, katımda söz değiştirilmez. Bu beş vakit namaz karşılığında elli vakit namaz sevabı vardır. [Buhârî, Salât 1, Tevhîd 37; Müslim, Îmân 263]
Bedevi Hadisi (Namazın Beş Vakit Olduğunun Açıklanması):Talha bin Ubeydullah (r.a.) anlatır: Necid halkından başı dağınık bir bedevi Resûlullah’a geldi. Uzaktan sesinin uğultusu işitiliyor, ne dediği anlaşılmıyordu.
Yaklaşınca İslam'ı sordu. Hz. Peygamber (s.a.v.):Geceli gündüzlü beş vakit namaz! buyurdu. Bedevi, “Buna ek olarak üzerime bir borç var mı? diye sordu. Efendimiz, Hayır, ancak nafile kılarsan o ayrı buyurdu [Buhârî, İlim 34, Savm 1; Müslim, Îmân 8].
Namazın Nasıl Kılınacağının Öğretilmesi:Hz. Peygamber (s.a.v.) namazların vakitlerini ve uygulamasını fiilen göstererek ümmetine öğretmiş ve şu meşhur buyrukta bulunmuştur:Beni namazı nasıl kılıyor gördüyseniz, siz de öyle kılın.” [Buhârî, Ezan 18, Edeb 27]
NAMAZ GEÇİKTİRME
İslam dininde farz namazı bilerek ve mazeretsiz bir şekilde vaktinin tamamen çıkmasına sebep olacak şekilde geciktirmek (kazaya bırakmak) kesinlikle büyük bir günahtır.
Namazların vakti belirlenmiştir ve geçerli bir sebep (uyuyakalmak veya unutmak gibi) olmaksızın namazı vaktinde kılmamak kulun sorumluluğunu ağırlaştırır.Namazı geciktirmenin iki farklı durumu vardır ve fıkhi hükümleri buna göre değişir:
1. Vakit Çıkacak Şekilde Geciktirmek (Kazaya Bırakmak)Hüküm: Haramdır ve Büyük Günahtır.
Açıklama: İş yoğunluğu, yorgunluk veya üşengeçlik gibi durumlar namazı kazaya bırakmak için meşru bir mazeret sayılmaz. Bilerek namaz vaktini geçiren kişinin mutlaka tövbe etmesi ve o namazı ilk fırsatta kaza etmesi gerekir.
2. Vakit Çıkmadan, Vaktin Sonuna Doğru Kılmak
Hüküm: Mekruhtur (Hoş karşılanmaz) ancak günah değildir.
Açıklama: Namaz, sonraki namazın vakti girmeden hemen önce (vakit çıkmadan) kılınırsa ibadet geçerli olur ve kaza sayılmaz. Ancak Peygamberimiz (s.a.v.), ibadetlerin en hayırlısının "vaktinde (ilk vaktinde) kılınan namaz" olduğunu belirtmiştir.
Mazeretsiz yere namazı hep son dakikalara bırakmak, namazı önemsememek anlamına gelebileceği için manevi sevabını büyük ölçüde azaltır.
İslam fıkhına göre, iş yoğunluğu, ders saati, sınav veya mesai gibi iş/okul şartları namazı kazaya bırakmak için meşru bir mazeret sayılmaz ve günahı kaldırmaz. Dinî ölçülere göre namazı vaktinden sonraya ertelemeyi caiz kılan mazeretler; uyuya kalmak, unutmak, baygınlık/şuur kaybı ya da can güvenliğinin tehlikede olması (savaş hali gibi) ile sınırlıdır.
Ancak hem işinizi/okulunuzu aksatmamak hem de bu büyük günahtan kaçınmak için İslam fıkhının sunduğu çözüm yolları ve ruhsatlar mevcuttur:
1. Vaktin Son Dakikalarını Değerlendirmek
Namazı vaktin ilk girdiğinde kılmak en faziletli olanıdır. Ancak iş veya okul nedeniyle bu mümkün olmuyorsa, bir sonraki namazın vakti girmeden hemen önceki son 10-15 dakikada bile kılınsa namaz geçerli olur ve günah olmaz.
Sadece o vaktin içinde namazı aradan çıkarmış olmanız sorumluluğu düşürür.
2. Sadece Farzı Kılmak (Kısaltılmış Süre)Zaman darlığı yaşanan durumlarda namazın sünnetleri terk edilebilir. Bir vakit namazın sadece farzını kılmak (örneğin Öğle namazının 4 rekat farzı) en fazla 2-3 dakika sürer.
Okulda teneffüste veya iş yerinde kısa bir molada sadece farzı eda ederek vaktin çıkmasını engelleyebilirsiniz.
3. Namazları Birleştirme Ruhsatı (Cem-i Takdim / Cem-i Tehir)Eğer okul veya iş şartları hiçbir şekilde namaz kılmaya izin vermiyorsa (örneğin aralıksız süren ameliyatlar, laboratuvar ortamları, katı sınav kuralları vb.), bazı İslam alimleri ve mezhepler "ihtiyaç ve sıkışıklık" durumunda namazların birleştirilmesine izin vermiştir:
Hangi namazlar birleşir? Öğle ile İkindi namazı kendi aralarında; Akşam ile Yatsı namazı kendi aralarında birleştirilebilir (Sabah namazı hiçbir namazla birleşmez).Nasıl uygulanır? Hanefi mezhebinde normal şartlarda bu tür bir birleştirme yoktur.
Ancak Diyanet İşleri Başkanlığı ve birçok fıkıh kurulu, çok zor durumda kalan kişilerin Hanbeli veya Şafi mezhebini taklit ederek (niyet ederek) Öğle ile İkindiyi ya da Akşam ile Yatsıyı tek bir vakitte birleştirerek kılabileceğini belirtmektedir.Örnek:
İkindi vakti girmeden hemen önce Öğle namazını kılarsınız, hemen ardından peşine İkindi namazını kılarsınız (Cem-i tehir). Böylece namaz kazaya kalmamış, vaktinde kılınmış olur.
Kul Hakkı ve İşveren Boyutu
Eğer iş yeriniz hiçbir şekilde namaz kılmanıza izin vermiyorsa ve siz orada çalışmaya kesin olarak muhtaçsanız (başka iş bulma imkanınız yoksa), namazı kaza etmek zorunda kaldığınızda bu durumun vebalinin (günahının) esnekliği sağlamayan işverene ait olacağı fıkıh kaynaklarında belirtilir. Ancak her halükarda imkanları zorlamak, gerekirse amirlerle konuşup durumu tatlıya bağlamak en doğru yoldur.