Son günlerde sosyal medya akışlarımıza düşen bazı görüntüler, eminim benim gibi pek çok insanın içini sızlatıyor. Ortaokul sıralarından lise koridorlarına, oradan üniversite amfilerine kadar uzanan geniş bir yelpazede, "mezuniyet töreni" adı altında sergilenen ölçüsüzlükler adeta bir yarış halini almış durumda. Ne yazık ki şahit olduğumuz bu manzaralar, masum birer kutlama olmaktan çıkmış; toplumsal yapımızı kemiren ciddi bir ahlaki çöküşün habercisi haline gelmiştir.
Bizim kültürümüzde okul; sadece tahtaya yazı yazılan, sınav geçilen kuru bir bilgi dükkânı değildir. Eğitim yuvaları, bilginin yanında bu toprağın ruhunu, milli ve manevi değerlerini, edebi ve adabı da nesilden nesile aktaran kutsal çatılardır. Ancak bugün gelinen noktada, köklü kültürel mirasımızın ve toplumsal hassasiyetlerimizin, popüler kültürün geçici ve yıkıcı rüzgârına feda edildiğini görüyoruz. Gençlerimizin mezuniyet sevinci, ne ara ahlaki sınırların zorlandığı, değerlerimizin hiçe sayıldığı birer sosyal medya şovuna dönüştü? İşte bu sorunun cevabını hep birlikte aramak zorundayız.
Sorumsuzluğa Müsamaha Gösterilemez
Burada en büyük görev ve vebal, şüphesiz ki eğitim kurumlarının yöneticilerindedir. Bu tür ölçüsüz ortamların oluşmasına göz yuman, "gençtir yapsın" mantığıyla gerekli denetimi sağlamayan ve koltuğunun sorumluluğunu yerine getirmeyen her bir idareci bu vebale ortaktır.
Eğitim kurumlarının ciddiyetine, asaletine ve saygınlığına gölge düşüren bu uygulamalara karşı derhal idari inceleme ve soruşturma başlatılmalıdır. Toplumun sinir uçlarıyla oynayan, aile yapımızı hedef alan bu laubaliliğin hesabı hukuki ve idari düzeyde sorulmadığı müddetçe, ne yazık ki her yıl daha da kötü manzaralarla karşılaşmamız kaçınılmaz olacaktır.
Geleceğimiz Popüler Kültüre Feda Edilemez
Unutmayalım ki, geleceğimizin yegane teminatı olarak gördüğümüz gençlerimizi; ahlak, edep, saygı ve sorumluluk bilinciyle yetiştirmek sadece okulların değil, hepimizin ortak ve hayati görevidir. Çürümeyi engellemenin yolu, köklere sadık kalmaktan geçer.
Okullarımız, popüler kültürün yozlaştırıcı trendlerinin sergilendiği birer podyum değil; ilmin, terbiyenin ve karakter eğitiminin merkezi olmak zorundadır. Diplomalar sadece akademik başarıyı değil, topluma faydalı birer insan olunduğunu da belgelemelidir. Aksi takdirde, sıralardan mezun ettiğimiz her gençle birlikte, geleceğimizden de bir parçayı kaybetmeye devam edeceğiz.