Dünya sahnesi, tarihin en kirli oyunlarından birine daha şahitlik ediyor. Okyanus ötesinden gelip İslam coğrafyasına nizam vermeye çalışan, masumların kanı üzerinden siyaset devşiren bir zihniyetle karşı karşıyayız. Hedef alınan yerin 150 masum kız çocuğunun eğitim gördüğü bir okul olması ise ne bir tesadüf ne de bir "hata". Bu, doğrudan medeniyetimize ve geleceğimize sıkılmış bir kurşundur.
Mezhepler Üstü Bir Duruş: Müslüman Onuru
Bugün mesele; mezhep, meşrep veya ideolojik farklılıkların çok ötesindedir. Karşımızda, dünyanın boyun büktüğü, "güçlü" diye el pençe divan durduğu bir şer odağı varken, dik duruş sergileyen her irade takdire şayandır. Yıllardır içimizde biriktirdiğimiz o haklı öfke, bugün sahada bir karşılık buluyorsa, bu duruşun yanında saf tutmak bir onur borcudur.
Batı’nın ve onun temsilcilerinin asıl tahammül edemediği şey; ne geçmişimiz ne de ırkımızdır. Onlar, İslam’ın izzetini ve boyun eğmez vakur duruşunu sindiremiyorlar. Müslüman bir devletin, emperyalist hedeflere karşı "dur" demesi, tüm hesapları altüst ediyor.
Zalime Vurulan Her Darbe, Mazluma Nefestir
Siz zalime vurdukça, sadece askeri bir başarı elde etmiyorsunuz; aynı zamanda Gazze’nin dar sokaklarında, yetim kalmış çocukların yüreklerinde bir umut ışığı yakıyorsunuz. İsrail’e karşı gösterilen her cesur hamle, bölgedeki tüm mazlumların dualarıyla yankılanıyor. Bu savaşta ebabillerin yardımı, haklının ve dik duranın yanındadır.
İhanet ve Hesaplaşma Günü
Tarih, sadece kahramanları değil, zalimin sofrasında yer kapmaya çalışanları da kaydediyor. ABD ve İsrail’in bölgedeki taşeronluğunu yapan, kendi halkına sırtını dönen sözde liderlerle hesaplaşma günü elbet gelecektir. "Taraf değiliz" diyerek zulmü meşrulaştıran, cübbesi ve sarığıyla haksızlığa kılıf uyduranların akıbetini ise ancak Allah’a havale ediyoruz.
Bizim safımız bellidir: Biz hainin, zalimin ve şerrin yanında değil; hakkın ve haklının yanındayız. İki mezar kazılacaksa eğer; biri emperyalizmin kalesi Amerika’ya, diğeri ise onun bölgedeki maşası İsrail’e nasip olacaktır.