Mavi Vatan’dan Siyasi İstikamete: Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz’e Bir Cevap

Deniz Kuvvetlerimizin unutulmaz komutanlarından merhum Oramiral Özden Örnek’in vefat yıl dönümü vesilesiyle, Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz’in yayınladığı hatıra videosunu dikkatle izledim. Sayın Gürdeniz, her zamanki teknik derinliğiyle Bahriyemizin gelişimine ışık tutmuş ancak madalyonun diğer yüzünü, yani siyasi gerçekliği yine kendi ideolojik penceresinden "şahsi" bir bakışla yorumlamış.

Öncelikle, merhum Özden Örnek’in MİLGEM korvetlerinden ATMACA füzelerine, AKYA torpidolarından yerli savunma sanayi hamlelerine kadar sergilediği azim ve gayret, Türk milletinin her ferdi gibi benim de iftihar kaynağımdır. Ancak teknik bilgiler ne kadar isabetliyse, videoda sergilenen siyasi duruş ve değerlendirmeler de maalesef bir o kadar "şaşı" kalmış.

Kumpaslar ve Gerçek Sorumlular

Sayın Gürdeniz, Balyoz ve Ergenekon gibi menfur kumpaslar üzerinden AK Parti hükümetlerini zan altında bırakırken, o dönemin konjonktürünü adeta bir "Marslı" edasıyla görmezden geliyor. FETÖ’nün devletin tüm kılcallarına sızmış bir "radyoaktif örgüt" olduğunu kabul ederken, bu yapıya karşı yürütülen mücadelenin zorluğunu ve o dönemde yargının nasıl bir kirlenmeye maruz kaldığını analiz edememiş olması şaşırtıcıdır. Unutulmamalıdır ki; bu kumpaslar yine bu hükümetin iradesi ve yargıda yapılan temizlik hamleleriyle kırılmış, mağduriyetler bu sayede giderilmiştir.

Siyasi İradeyi Görmezden Gelmek Hakkaniyete Sığmaz

MİLGEM ve yerli savunma sanayii bir başarı hikayesidir; evet, bu hikayenin teknik mimarları askerlerimizdir ancak bu projelerin önünü açan, bütçeyi ayıran ve kararlılıkla arkasında duran "siyasi iradeyi" takdir etmekten imtina etmek hakkaniyetle bağdaşmaz. 15 Mayıs 2004 tarihli Savunma Sanayii İcra Kurulu Kararları’na atıfta bulunurken, bu kararların altındaki imzanın kime ait olduğunu perdelemek, gerçeğin üzerine şal örtmektir.

Tam Bağımsızlık ve Montrö Tartışması

Karadeniz’de NATO varlığına karşı çıkma noktasında Sayın Amiral ile hemfikirim. Fakat mesele "tam bağımsızlık" ise, Montrö üzerinden çizilen o kutsiyet zırhını da sorgulamak gerekir. Kendi boğazlarımızdan geçiş rejimini neden sekiz devletle paylaştığımızı, egemenlik haklarımızın neden kısıtlandığını tartışmadan "Atatürkçülük" ve "tam bağımsızlık" söylemi kurmak bir çelişkidir. Montrö, Lozan’ın o feci boğazlar maddesinin sadece biraz "törpülenmiş" halidir.

Netice itibarıyla; Sayın Gürdeniz’in teknik ve taktik bilgilerinden istifade etmek bizler için kıymetlidir. Ancak kendisinden ricamız; teknik derinliğini ideolojik saplantıların gölgesinde bırakmamasıdır. Gerçekler, içi boş laik/Kemalist sloganlara sığmayacak kadar büyüktür.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.