Kermelik’ten Kalan Bir Mazinin İzinde: Efsane Massey Ferguson ve Eski Güzel İnsanlar

Çocukluğumun en masum, en berrak 12 yılı, o güzel köyüm Kermelik’te geçti. Bugün dönüp arkama baktığımda, o yıllara duyduğum özlemin göğsümde nasıl ince bir sızıya dönüştüğünü hissediyorum. O zamanlar köylünün ekonomik gücü bugünkü gibi değildi belki ama bugünden çok daha zengin bir ruh dünyaları, paha biçilemez bir asaletleri vardı.

Çünkü o yıllarda köyümüzde hâlâ o asil Osmanlı evlatları yaşardı. 1913-1914 doğumlu rahmetli dedem ve babaannem de o kuşağın birer temsilcisiydi. O güzel insanlar, akranlarıyla konuşurken adeta bir nezaket dersi verirlerdi. Kelimeler ağızlarından pamuklara sarılıp çıkardı. Evlatlarını tanıtırken gururla "Bu bizim mahdum", kızları için "Bu bizim kerime" derlerdi. Birbirlerinin hatırını sorarken o samimi ve hürmet dolu "Hacı efendi, nasılsınız efendim?" hitabı, köyün sokaklarında yankılanırdı.

O yıllarda Kermelik’te hayat, toprağın ve hayvanın bereketine bağlıydı. Köyde üç sürü koyun, bir sürü öküz, bir sürü dana, bir sürü sığır ve bahar geldiğinde neşeyle meleyen üç kuzu sürüsü olurdu. Geçim hayvancılıktı, emekti, alın teriydi.

İşte tam da o günlerde köye ilk traktör geldi. Rahmetli Hasanonbaşı amca, köyün ilk traktörünü almıştı: Efsane bir Massey Ferguson! Tabii o yıllarda traktör demek, köyün teknolojiyle ve gelecekle tanışması demekti. Ama gelin görün ki bu gariban Ferguson’un başına gelenler pişmiş tavuğun başına gelmedi.

Rahmetli Hasan amca, sözünü esirgemeyen, tabiri caizse "ağzının freni pek olmayan" bir karakterdi. Lakin onun bu üslubu kimseyi üzmez, kimseyi kırmaz, kimseye batmazdı. Herkes bilir ve inanırdı ki o sözlerin arkasında asla kötü bir niyet yoktu.

Köy yere traktör gelince, direksiyonu gören herkes şoförlüğe heves etti. Hasan amcanın evi, dönemin köy okulunun bahçesiyle duvar duvara komşuydu. Bir gün acemi şoförlerden Mithat hoca, direksiyon başına geçmeye kalkmış. Tabii acemilik bu ya, traktörü tutmuş okulun bahçesinden aşağı devirmiş! Kazada hocanın kolu kırılmış. Haberi alıp olay yerine gelen Hasan amca, traktörü o halde görünce başlamış içinden gelenleri sayıp dökmeye... Çevredekiler, "Aman Hasan ağa, yapma, muallimin de kolu kırılmış yazık" deyince, Hasan amca o meşhur lafını patlatmış: "Gömdüğüm gebersin! Traktörümü kırmış..." Tabii bu lafı duyan ahali, hocanın acısını unutup gülmekten yerlere yatmış.

Aradan iki yıl geçti, okul şimdiki yerine taşındı ama bizim Ferguson’un çilesi bitmedi. Bu sefer bir diğer öğretmen almış direksiyonu. O da nasıl becerdiyse koskoca Massey Ferguson’u kireç kuyusuna düşürmüş! Kireç resmen traktörü yutmuş, ortalıkta araç gereç yok. Hocanın elinde bir kürek, kireci temizlemeye çalışıyordu. Ben manzaranın vahametini görünce hemen oradan uzaklaşmıştım. Hâlâ çocukluk aklımla merak ederim; o traktör o kuyudan nasıl çıktı?

Velhasıl, bizim köyün ilk göz ağrısı Ferguson’un buna benzer daha nice acı tatlı hatırası oldu. Hepsi zamanın o güzel tünelinden geçip gitti. Ben de bugün, o güzel günlerin ve o güzel insanların hatırasına, evlatlarının engin hoşgörüsüne sığınarak bu satırları kaleme almak istedim.

Zaman akıp gidiyor ama mazide kalan o samimiyet, o köy odası sohbetleri ve Hasan amcanın o içten patlamaları kulaklarımızda birer hoş sada olarak kalıyor. Allah bütün geçmişlerimize ve Hasan amcaya rahmet eylesin.

Selam ve dua ile...

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.