İslami İlkeleri Yaşarken Taviz/Fitne İkilemi Üzerine Bir Deneme

İslami değerlerden taviz vermek fitneyi önler mi, yoksa taviz vermek fitnenin kendisi midir?

Bu konuda tavrımı belirterek mevzuyu özetlemek istiyorum: Koşullar ve durumlar ne olursa olsun, bireysel İslami yaşamda taviz vermemek gerekir. Allah’ın emir ve yasakları, haddizatında huzur ve sükûneti getiren bir yapıya sahiptir; terk edilmesi ise gerginliğe ve huzursuzluğa sebep olur.

Örnek vermek gerekirse; bir işverenin namaz kılanları işe almadığını düşünelim. Müslüman bir bireyin, burada sessiz kalarak işe girmesi ve namazlarını gizli kılması doğru olamaz.

Durum böyle olup işe girilirse iki fitne ortaya çıkmış olur:

Birincisi, işyeri sahibinin bu tutumu zaten başlı başına devam eden bir fitnenin devamını sağlamak.

İkincisi ise bireysel yaşanan İslam’dan taviz verilmesi suretiyle ortaya çıkan fitnedir. Buna dinî tağyir (değiştirme) de denilebilir.

“Hayır, taviz vermediği takdirde işe giremez; burada açıkça ‘namaz kılacağım’ demesi, belki de iş yerinde gizli namaz kılanları zor duruma düşürecek ve fitneye sebebiyet verecektir.” diyenlerimiz de elbet olacaktır.

Bu düşünceye sahip olanlar genelde; meclise başörtülü olarak giren milletvekiline verilen tepkiler neticesinde 28 Şubat olaylarının yaşandığını, sonrasında ise kamu ve üniversitelere başörtülü kadınların alınmadığını zikrederler. “Bak işte, başörtülü girilmeseydi böyle bir şey asla olmazdı.” derler.

Ayrıca “Zaruretler mahzurlu ve yasaklı durumları mübah hâle getirir.” kaidesi gereği, açlıktan ölmek üzere olan bir kişinin domuz eti yemesinin mübah olduğu sözünü tam da bu noktada dile getirirler. Ortaya çıkacak sorunlara gebe olan durumlarda taviz verilmesi gerektiğini iddia ederler.

Burada dikkat edilmeyen veya görülmeyen hususları zikrederek yazımıza son verelim. Tarihî bir vaka olarak şunu söyleyebiliriz ki; toplumlarda cereyan eden sorunlar hiçbir zaman yok sayılarak veya görmezden gelinerek çözülmüş değildir. Önce sorunlar ortaya konur, bu süreçte bedel ödeyenler olur; netice itibarıyla ise sorunlar çözüme kavuşur.

Ayrıca tarihte vuku bulmuş olaylar öyle "şipşak" gerçekleşen şeyler değildir. Tarihin her bir alanı sebep-sonuç ilişkisine dayanan bir süreçtir. Kısaca tarihi olaylar; sorun-süreç-sonuç olarak izlenebilir.

Mesela İslami bir sorun olarak görülen başörtüsü meselesi hatıra getirildiğinde; sıkıntılar yaşanmış, bedeller ödenmiş; fakat sonunda başörtüsüyle okuma serbest olmuş, hatta kamuda vali, kaymakam, hâkim gibi önemli görevlere dahi gelinebilmiştir (Sorun-Süreç-Sonuç).

Günümüzden bir misal daha verelim ki mevzu daha iyi anlaşılsın. Diyelim ki bir kurumda memur veya müdürsünüz ve amiriniz hemcinsiniz değil. Protokol gereği tokalaşmanız gerekirken, inancınız sebebiyle elinizi uzatmadınız. İşte burada bazıları der ki: “Tokalaşmalısın; yoksa ilişkiler bozulur, kurumlar arası fitne çıkar, seni soğuk ve kaba bulurlar.”

Peki, tokalaşırsanız ne olur? İnanç çizginizden taviz vermiş olursunuz. Bu sebeple hem kendi huzurunuzu bozarsınız hem de etrafınızdaki Müslümanlara “gerektiğinde taviz verilir” mesajı vermiş olursunuz ki bu da yine dinî tağyir bağlamında değerlendirilir. Bu, fitnedir.

Tokalaşmadığınız zaman, evet, belki kısa süreli bir soğukluk yaşanır; ancak nazikçe “İnancım gereği tokalaşmıyorum.” dediğinizde hem duruşunuzu korumuş hem de İslami bir sınırı açıkça ortaya koymuş olursunuz. Nitekim bugün birçok dindar bürokrat, akademisyen ve siyasetçi bu tutumu sergilemekte; zamanla bu hassasiyet toplumda daha çok kabul görmektedir.

Zaruret meselesine gelince; domuz etinin yenmesine izin verilmesi ölümle yüz yüze gelme durumu ile kayıtlıdır. Çünkü "Zarurât-ı Hamse" denilen temel ve başat zaruretler arasında can güvenliği her şeyin önünde tutulmuştur. İşe girmek veya üniversiteye başörtüsüz devam etmek bu bağlamda asla değerlendirilemez. Başını açmayarak üniversiteye girmeyenlerin din-i mübin-i İslam adına bedel ödemeleri sayesinde bugünlere gelinmiştir.

Velhasıl kelâm; bireysel yaşanan İslam’dan ceza korkusu, uyarı, kınama veya aylıktan kesme gibi yaptırımlarla karşılaşmamak adına taviz vermek, dinî tağyir bağlamında fitneye sebebiyet verir. Fitneyi ortadan kaldırmaz. Dini muhafaza etmek kariyeri muhafaza etmekten önceliklidir.

#Fitne

#Taviz

#Tağyir

#İnanç

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.