İdris BİLGİ
İslam'da Gerçek Islah ve Fesat: "Biz Islah Edicileriz" Diyenlerin Büyük Yanılgısı
"Onlara: 'Yeryüzünde bozgunculuk yapmayın.'8 denildiğinde, 'Biz ancak ıslah edicileriz.' derler. İyi bilin ki, asıl bozguncular onlardır; fakat farkında değillerdir." (Bakara, 2/11-12)
Kur'an-ı Kerim, insanın en tehlikeli yanılgılarından birine dikkat çeker: Kişinin yaptığı kötülüğü iyilik, bozduğu düzeni ise ıslah zannetmesi. Münafıkların en belirgin özelliklerinden biri de budur. Onlar, fitne çıkarırken kendilerini hayır hizmeti yapıyor gibi gösterirler.
Oysa gerçek ıslah, Allah'ın kitabına ve Resûlullah'ın sünnetine uygun olanı yaşamak ve yaşatmaktır. Nefse, hevâya ve dünyevî çıkarlara göre yapılan değişiklikler ise çoğu zaman fesada dönüşür.
Kur'an ve Sünnet Işığında Bozgunculuk ve Islah
Yüce Allah başka bir ayette şöyle buyurur:
"Allah bozguncuları sevmez." (Kasas, 28/77)
Bir başka ayette ise:
"Islah etmek isteyenlere Allah ecirlerini zayi etmez." (A'râf, 7/170)
Demek ki Allah katında makbul olan, gerçekten ıslah edenlerin gayretidir; bozgunculuğu ıslah diye sunanların değil.
Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:
"Müslüman, elinden ve dilinden diğer Müslümanların emin olduğu kimsedir." (Buhârî, Müslim)
Gerçek mümin, diliyle fitne çıkarmaz, eliyle zarar vermez, insanların arasını açmaz. Bilakis gönülleri birleştirir.
Bir başka hadis-i şerifte ise:
"Kim Allah'a ve ahiret gününe iman ediyorsa ya hayır söylesin ya da sussun." (Buhârî, Müslim)
Bugün nice kırgınlıkların, dedikoduların ve ayrılıkların temelinde ölçüsüz sözler bulunmaktadır. Mümin, konuşurken de susarken de Allah'ın rızasını gözetir.
Toplumsal Huzurun Temeli: Adalet ve Kardeşlik
Kur'an'ın övdüğü salih kulların en belirgin vasıflarından biri de ıslah edici olmalarıdır. Onlar insanlar arasında adaletle hükmeder, kırgınlıkları giderir, fitneyi değil kardeşliği büyütürler.
Ömer bin Abdülaziz rahmetullahi aleyh, halife olduğunda ilk işi adaleti tesis etmek olmuştu. "Bir kişinin haksızlığa uğraması, bütün toplumun huzurunu bozar." anlayışıyla hareket etmiş ve gerçek ıslahın ancak adaletle mümkün olduğunu göstermiştir.
Hasan-ı Basrî rahmetullahi aleyh ise şöyle der:
"Bozgunculuk, günahlarla başlar; ıslah ise Allah'a samimi dönüşle olur."
Bugün de Müslümanın görevi, insanları birbirine düşürmek değil, birleştirmektir. Kırmak değil onarmak, ötekileştirmek değil kucaklamaktır. Ancak bunu yaparken hakikatten taviz vermemek gerekir. Çünkü hakikatsiz birlik, kalıcı bir ıslah değildir.
Her mümin şu soruyu kendisine sormalıdır:
"Ben gerçekten ıslah mı ediyorum, yoksa farkında olmadan fesada mı sebep oluyorum?"
Rabbimiz bizleri, sözleriyle ve amelleriyle yeryüzünü imar eden, gönülleri birleştiren, Kur'an ve sünnet çizgisinden ayrılmayan salih kullarından eylesin.
Salihlerin Islah Anlayışı
Merhum Hacıveyiszâde Mustafa Efendi, ömrünü insan yetiştirmeye adamış büyük bir gönül insanıydı. Onun en belirgin özelliklerinden biri, insanların kusurlarını araştırmak yerine onları kazanmaya çalışmasıydı. Talebelerine, "İnsanları kırarak değil, gönüllerini kazanarak hizmet edin." anlayışını yaşayarak gösterdi. Çünkü o biliyordu ki gerçek ıslah, insanları Allah'a yaklaştırmak; fitne, dedikodu ve ayrılık ise şeytanın en büyük tuzaklarındandır.
Yine Mehmet Zâhid Kotku Hazretleri de sohbetlerinde daima nefis muhasebesini tavsiye eder, Müslümanların birbirleriyle uğraşmaları yerine kendi eksiklerini düzeltmelerini öğütlerdi. "Önce kendini ıslah et ki, sözün başkasının gönlüne tesir etsin." anlayışıyla hareket ederdi. Çünkü kalbi ıslah olmayan kimsenin toplumu ıslah etmesi mümkün değildir.
Nitekim Cenâb-ı Hak şöyle buyurmaktadır:
"Şüphesiz Allah, bir topluluğun durumunu, onlar kendilerindeki hâli değiştirmedikçe değiştirmez." (Ra'd, 13/11)
Gerçek ıslah, önce nefisten başlar; sonra aileye, çevreye ve topluma yayılır. Kendini düzeltmeden başkalarını düzeltmeye çalışan kimse ise çoğu zaman farkına varmadan bozgunculuğa sebep olabilir. İşte Bakara Sûresi'nin uyarısı tam da bu noktada son derece düşündürücüdür.