Abdullah Durmuş BAYSAL

Abdullah Durmuş BAYSAL

İletişim Teknikleri Ve Sosyal Sağlık (2)

Geçen haftaki yazımızda; beden sağlığımız kadar ruh ve sosyal sağlığımızın da ne denli önemli olduğuna değinmiş, yönlendirme tekniklerini doğru uygulayabilmek için öncelikle ruh sağlığımızın yerinde olması gerektiğini vurgulamıştık.

Bu hafta ise yönlendirme tekniklerinde başarılı olmanın belki de en kritik unsuru olan güdümleme kavramı üzerinde durmak istiyorum.

Güdümlemeyi kısaca; bir görüşü, kanaati ya da inancı karşı tarafa benimsetme çabası, insanları belli bir amaca yönlendirme gayreti olarak tanımlayabiliriz. Ancak burada çok önemli bir ayrım var:
Güdümleme yaparak insanları yönlendiremeyiz. Güdümleme yerine kendimizi sevdirmeye ve insanlarla etkileşim kurmaya çalışmalıyız.

Nitekim Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) bir Hadis-i Şerif’te şöyle buyurmaktadır:

“İmanı en kuvvetli mümin, güzel ahlaklı olandır. Yanına herkes kolayca yaklaşır, geleni gideni çok olur. Herkesle iyi geçinir. Çevresiyle iyi geçinemeyende hayır yoktur.”
(Taberânî)

Günümüzde en sık düştüğümüz hatalardan biri de şudur:
Eşimizi ya da çocuğumuzu kendimizden bir parça gibi görür, çalışanlarımızı ise emrimiz altındaki kişiler zannederiz. Bu nedenle iletişim kurmak ve ikna etmek yerine, çoğu zaman baskı yoluyla istediğimizi yaptırmaya çalışırız.

Oysa Kur’an-ı Kerim’de Nahl Suresi 125. ayette Rabbimiz bizlere açık bir yol haritası sunar:

“Sen Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle çağır; onlarla en güzel şekilde mücadele et. Şüphesiz Rabbin, yolundan sapanı da hidayete ereni de en iyi bilendir.”

Anne olabiliriz, baba olabiliriz, patron olabiliriz…
Ama bir insanın her şeyi değiliz.
Hiç kimsenin kimlik kartı biz değiliz.

Peki, ne yapmalıyız?

En sağlıklı yol şudur:
Sorunu, sorun sahibine çözdürmek.

Zorla iş yaptırmak mı daha doğru, yoksa kişiyi çözümün parçası hâline getirmek mi?
Kumaşın yırtığını kendi ipliğiyle dikmez miyiz?
Tıpta bile kişinin kendi dokusundan alınan damar başka bir yerine nakledilmez mi?

Elbette bu süreçte hocasından, arkadaşından ya da sözüne değer verdiği başka bir kişiden destek alınabilir. Hatta bazen bizim bir ömürde çözmekte zorlandığımız bir meseleyi, bir başkası tereyağından kıl çeker gibi kolayca çözebilir.

İnsanlarla iletişim kurarken “Böyle yapacaksın” demek yerine,
“Şöyle yapsak nasıl olur?” diye sormak, muhatabı isyan noktasına getirmez.

Özellikle negatif kişilere yaklaşımda emir cümleleri değil, soru cümleleri kullanılmalıdır. Unutmayalım ki huyuna gidildiğinde, en vahşi hayvanlar bile insana hizmet eder.

Bugün endüstride dahi verimliliği artırmak için çalışanları güdümlemek yerine, onlardan teklif almak esas alınmaktadır. Çünkü sorunun yükünü en çok, sorunun içinde olanlar taşır.

Ve şunu da unutmamak gerekir:
Her çaba mutlaka sonuç vermez. Her kazdığımız kuyudan petrol çıkmaz. Ama bu, kazmayı bırakmak için gerekçe değildir.

Mü’min; elinden geleni yapmakla ve sonucu Allah’ın rahmetini ümit etmekle yükümlüdür.
Gayret bizden, hidayet ve netice O’ndandır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.