Adnan ONAY
HOŞ GELDİN YENİ YIL
Bir yılı daha geride bıraktık. Dünya, 2026’ya jeopolitik gerilimlerin derinleştiği, ekonomik belirsizliklerin arttığı ve iklim krizinin hız kesmeden ilerlediği ağır bir gündemle giriyor. Ticaret savaşları, yüksek borç seviyeleri, büyük güçler arası rekabet, yapay zekânın istihdam üzerindeki dönüştürücü etkileri ve siber tehditler, yeni yılın en kritik meydan okumaları arasında yer alıyor.
Küresel Sorunlar ve 2026 Görünümü
Jeopolitik tansiyonun 2026’da daha da yükselmesi bekleniyor. Ukrayna’daki çatışmaların yanı sıra Orta Doğu’da (Gazze, Lübnan, İran ve Suriye eksenli gerilimler) istikrarsızlık, Yemen ve Sudan iç savaşları, ABD-Venezuela ilişkileri ile Çin-Tayvan gerilimi gibi dosyalar gündemde kalmayı sürdürecek. Büyük güçler arası rekabetin yoğunlaşması, nükleer riskler ve bölgesel savaş ihtimalleri küresel istikrarsızlığı artırıyor. Körfez ülkeleri ise jeopolitik riskleri minimize etmek için ekonomik dönüşüm projelerini hızlandırırken, Türkiye güvenlik sorunlarını bu yıl daha dikkatle takip edecek, bununla ilgili ilişkiler kurma çabasını devam ettirecek.
İklim değişikliği hız kesmeden ilerliyor.
2025’te aşırı hava olayları nedeniyle en büyük 10 felaketin ekonomik maliyeti 120 milyar doları aşarken, çatışma ve iklim kaynaklı göçler rekor seviyelere ulaştı. Özellikle Afrika, Orta Doğu ve Asya’da gıda güvensizliği derinleşiyor; milyonlarca insan yerinden edilerek insani krizler tetikleniyor. Kuraklık, seller ve sıcak dalgaları zincirleme etkiler yaratıyor.
Yapay zekâ büyük fırsatlar sunsa da istihdam dönüşümü, etik sorunlar ve siber tehditler öne çıkıyor. 2026’da yapay zekâ yatırımlarının 2 trilyon doları aşması beklenirken, rutin işlerde otomasyon nedeniyle iş kayıpları artsa da yeni alanlarda (veri bilimi, AI mühendisliği) istihdam fırsatları doğuyor. Bazı analizler, yapay zekânın en riskli mesleklerde bile istihdamı artırdığını gösterse de uzun vadede iş gücü piyasasında eşitsizlik riski taşıyor.
Bu küresel sorunlar, 2026’da dünya gündemini domine edecek ve ülkeler arası işbirliğini zorunlu kılacak.
Türkiye’nin 2026 Gündemi
Küresel gelişmeler ülkemizi doğrudan etkilerken, yapısal ve kronik sorunlarımız da ön planda kalmaya devam ediyor. Ekonomi, güvenlik, deprem riski, göç yönetimi ve siyasi gerilimler öne çıkıyor.
Ekonomi:
2025’te enflasyon düşüş eğilimi göstererek Kasım ayı itibarıyla yıllık %31 civarına geriledi (TÜİK verileri). Ancak hayat pahalılığı, gıda, konut ve hizmet fiyatlarındaki artışlar hanehalkını zorlamayı sürdürüyor. Ekonomik büyüme potansiyelin altında kalarak yaklaşık %3,5-3,6 seviyelerinde gerçekleşti (OECD ve IMF tahminleri %3,2-3,6 bandında). Genç işsizlik oranı %15-16 civarında seyrederken, geniş tanımlı işsizlik ve gelir dağılımındaki bozulma derinleşti. Asgari ücret zammı enflasyon karşısında yetersiz kaldı; emekliler ve sabit gelirli kesimler geçim sıkıntısı çekiyor. Faiz politikalarındaki sıkılaşma piyasalarda zorluk yaratmaya devam etti. 2026’da büyümenin benzer seviyelerde (%3,4-3,7) kalması, enflasyonun ise kademeli düşüşle %20-30 bandına inmesi bekleniyor.
Siyasi ve Toplumsal Gerilimler:
Yolsuzluk iddiaları, tutuklamalar ve siyasi mitinglerdeki gerilim 2025’i işaretledi. Toplumun önemli bölümü hayat pahalılığı ve adaletsizlik üzerinden eleştirilerini sürdürdü. Hukuk güvenliği, kurumların öngörülebilirliği ve toplumsal kutuplaşma tartışılmaya devam ediyor.
Deprem Riski:
Türkiye, deprem ülkesi gerçeğini unutmamalı. Özellikle Marmara Bölgesi’ndeki Kuzey Anadolu Fay Hattı yüksek risk taşıyor. Son araştırmalar (Science dergisi), Marmara Denizi’nde 7,0 büyüklüğünde bir deprem olasılığını vurguluyor; fay hattındaki hareketlilik doğuya doğru ilerliyor. 2023 depremlerinin yaraları sarılmaya çalışılsa da hâlâ çözülmeyi bekleyen sorunlar var. Bilim insanları, beklenen büyük depremin yıkıcı etkilerine karşı acil hazırlık çağrısı yapıyor.
Göç ve Mülteci Yönetimi:
Türkiye, dünyada en fazla mülteci barındıran ülkelerden biri olmayı sürdürüyor. 2025’te geçici koruma altındaki Suriyeli sayısı gönüllü geri dönüşler (Esad rejiminin çöküşü sonrası hızlanan) sayesinde yaklaşık 2,5-2,8 milyon seviyelerine geriledi. Entegrasyon, istihdam ve sosyal uyum sorunları devam ederken, düzensiz göçle mücadele ve sınır dışı işlemleri yoğunlaştı. Ekonomik yük ve toplumsal tepkiler hâlâ gündemde; iklim kaynaklı göçlerin artmasıyla yeni baskılar oluşabilir.
2026, hem küresel hem yerel zorluklarla dolu bir yıl olacak.
Jeopolitik riskler, ekonomik toparlanma çabaları ve çevresel tehditler karşısında dayanıklılık kritik önem taşıyor. Beklentimiz; 2026 yılının sorunların daha da azaldığı bir yıl olması..
Yeni yıl, herkes için sağlık, barış, adalet ve refah getirsin.