Günümüz küresel siyasetinde sular hiç durulmuyor. ABD, Batılı paydaşları ve bölgedeki ileri karakolu İsrail’in yürüttüğü stratejilere baktığımızda, meselenin sadece sınır güvenliği ya da nükleer başlıklar olmadığını görmek için derin bir ferasete ihtiyaç var. Bugün Orta Doğu’da yaşananlar, aslında yüzyıllar öncesinden kalma bir hesabın modern araçlarla devam ettirilmesidir.
Haçlı Zihniyetinin Modern Yüzü
Geçmiş yüzyıllarda karadan kurdukları Haçlı ordularıyla İslam coğrafyasını dize getiremeyenler, bugün teknolojik üstünlüklerini birer silah olarak kullanıyorlar. İslam ülkeleri ne zaman ki kendi teknolojilerini üretmeye, kendi kaynaklarına sahip çıkmaya başlasa, Batı’nın "rahatı" kaçıyor. Afganistan’dan Libya’ya, Irak’tan Suriye’ye kadar uzanan ateş çemberi, tesadüfi bir istikrarsızlık değil; bilinçli bir tasfiye operasyonudur.
ABD’li yetkililerin geçmişteki söylemlerini hatırlayın: Derdi hiçbir zaman Irak’ta kimyasal silah, Afganistan’da Taliban ya da İran’da sadece nükleer enerji olmadı. Asıl hedef; Siyonist ideolojiye tehdit olarak görülen İslam inancı ve Müslüman varlığıdır.
Sınırlar ve Bahâneler: Akkuyu Tehlikesi
Bakınız, ABD ve İsrail’in İran ile bir kara sınırı yok. 2000 kilometre öteden füzelerle saldırmalarının tek kılıfı "nükleer tehdit". Ancak bu noktada sormamız gereken can alıcı soru şudur: Bugün nükleer bahanesiyle İran’ı hedef alanlar, yarın İsrail’e sadece 350 km uzaklıktaki Mersin Akkuyu Nükleer Santrali’mizi bahane etmeyecekler mi?
Düşman, karşısındakinin mezhebine bakmıyor. Onlar için Sünni olan Afganistan ile Şii olan İran arasında bir fark yok. Küfür tek millet olmuş, topyekûn bir saldırı başlatmışken; bizlerin "O Şii, bu Sünni" diyerek ayrışması, ancak karşı tarafın ekmeğine yağ sürer.
Tebliğ ve Uyanış Vakti
Müslümanlar olarak bugün mezhepsel ihtilafları bir kenara bırakıp Kur’an’ın yolunda ve Peygamberimizin sünnetinde birleşmek zorundayız. Kâfire karşı, eksikleri olsa dahi bir İslam devletini savunmak inancımızın bir gereğidir.
Bu satırları kaleme alırken ne bir beğeni toplama ne de kısır bir tartışma başlatma amacındayım. Tek derdim; ümmetin bilinçlenmesi, tehlikenin farkına varması ve bir kardeşlik duasına vesile olabilmektir. Unutmayalım ki; İslam coğrafyasının kalbine saplanmak istenen bu hançer, sadece bir ülkeyi değil, hepimizi hedef almaktadır.