Hakikatin Vitrine Hapsedildiği Ülke: Medya, Siyaset ve Sermaye Kıskacında Gerçekler
Yazar Ahmet Şükrü Kılıç, Türkiye’deki medya düzenini ve siyasetin "makyajlı" yüzünü sert bir dille eleştirdi. Medyanın bir pazarlama faaliyetine dönüştüğünü vurgulayan Kılıç, "Mesele iktidar meselesi değil, vitrine kimlerin konduğu meselesidir" dedi.
Türkiye’de medyanın toplumsal sorumluluğunu yitirerek sermaye ve siyasetin bir "vitrini" haline geldiği tartışmaları büyüyor. Gazeteci Ahmet Şükrü Kılıç, kaleme aldığı son yazısında medyanın, siyasetin ve sermayenin iç içe geçmiş kirli ilişkiler ağını deşifre etti. Kılıç’a göre bugün ekranlarda gördüğümüz yüzler, hakikatin temsilcisi değil, sistemin en dayanıklı "maskeleri."
Gazetecilik Değil, Pazarlama Faaliyeti
Kılıç, medyanın artık hakikatin peşinde koşmak yerine "hangi yüzün satılacağına" karar veren bir mekanizmaya dönüştüğünü ifade ediyor. Yazıda, medyanın bir kalkan ve sigorta poliçesi olarak kullanıldığı, patronların vergi borçları ve ihale dosyaları perdelenirken manşetlerin bu amaca hizmet ettiği vurgulanıyor.
"Gazeteler, patronların arka bahçesi değil; doğrudan holdinglerin bekçi kulübesi hâline geldi."
Muhalefetin "Makyajlı" Yüzsüzlüğü
Eleştirilerin odağında sadece iktidar değil, muhalefetin medya ile kurduğu ilişki biçimi de var. Kılıç, muhalefetin kendi medya alanını tek sesli kılmasına dikkat çekerek şu soruyu soruyor: "Hırsızlıkla yargılanan adaylar, satın alınmış delegeler ve milletin parasıyla beslenen medya tetikçileri neyin alternatifi olabilir?"
Yazıya göre, muhalefet iktidarın gerçek bir alternatifi olmaktan ziyade, aynı sahnenin farklı bir "dekoru" konumunda. Kostümler değişse de, sistemin yarattığı kirlilik baki kalıyor.
"Hakikat Dengeyi Bozar"
Sistem dışına itilen ve yalnızlaştırılan gerçek gazetecilere de değinen Ahmet Şükrü Kılıç, "Hakikat dengeyi bozar, vitrin düzenini sarsar" diyerek, medyadaki "denge" kavramının aslında gerçeği örtbas etmek için kullanıldığını savunuyor. Yazıda öne çıkan diğer başlıklar ise şöyle:
-
Sermaye ve Medya İlişkisi: Medya, kamusal bir görevden ziyade ekonomik çıkarları koruyan bir bekçi kulübesidir.
-
Ahlak ve Utanç: Mevcut medya dilinde ahlak ve utanç kavramlarına yer yoktur; sadece konum ve kazanç odaklı bir işleyiş hakimdir.
-
Toplumun Kaybı: Vitrin düzeni sürdükçe, sandıktan kim çıkarsa çıksın kazananın toplum olmayacağı belirtiliyor.
"Bedeli Ağır Oluyor"
Yazısını Konya eski Milletvekili Hacı Ahmet Özdemir’in bir sözüyle noktalayan Kılıç, Türkiye’nin hakikati taşımak yerine saklamayı seçtiğini ve bunun bedelinin toplum için çok ağır olduğunu ifade ediyor. Vitrine yerleştirilen parlatılmış maskelerin ardındaki "depo" ise, tahayyül edilemeyecek kadar tehlikeli bir gerçekliği barındırıyor.