Günümüzde modern dünyanın karmaşası içinde yolunu arayan gençlik için en büyük ihtiyaç, yargılayan değil, anlayan bir sestir. İşte bu sesin en gür ve en merhametli yankılarından biri, 1985 yılında aramızdan ayrılan, Halvetî-Cerrahî Tarikatı’nın unutulmaz şeyhi Muzaffer Ozak Efendi’dir. İstanbul’un kalbinde, Karagümrük’teki o mütevazı dergahta pişirdiği aşk ve muhabbeti, sadece Türkiye’ye değil, okyanus ötesine de taşıyan bu büyük zatın gençler üzerindeki etkisi bugün hala taze.
Sevgiyle İnşa Edilen Bir Köprü
Muzaffer Ozak’ı "gençlerin sevgilisi" yapan en temel özellik, kullandığı sevgi ve hoşgörü diliydi. O, dini bir korku unsuru olarak değil, bir "aşk yolu" olarak tarif ederdi. Zor meseleleri günlük hayatın içinden, en sade örneklerle anlatarak genç zihinlerdeki duvarları yıkardı.
Sadece Anadolu’nun çocuklarına değil, 1970’li yıllarda Avrupa ve Amerika’da yaptığı seyahatlerle Batılı gençlerin de kalbine dokundu. Birçok gencin İslam ve tasavvuf neşesiyle tanışmasına vesile olan Ozak, dini sadece anlatmıyor; güler yüzü, tevazusu ve sade yaşamıyla bizzat yaşıyordu.
"Hastane Hasta İçindir": Bir Merhamet Abidesi
Muzaffer Ozak Efendi’nin hayatından süzülen hatıralar, onun insana bakış açısını özetler niteliktedir. Bir gün yanına gelip, "Hocam ben çok günah işledim, buraya gelmeye yüzüm yok" diyen mahcup bir gence verdiği cevap, bugün tüm psikolojik rehberlik derslerine taş çıkaracak cinstendir:
“Evladım, hastane hasta içindir. Günahı olmayanın tövbeye ihtiyacı olmaz.”
Onun için mühim olan kaç kere düşüldüğü değil, hangi samimiyetle ayağa kalkıldığıydı. "Allah’a giden yol samimi olana bir adım mesafededir" diyerek, maneviyatı ulaşılmaz bir zirve değil, hemen yanı başımızdaki bir kalp uyanışı olarak sundu.
Heybeden Dökülen İnciler: Muzaffer Ozak’tan Nasihatler
Onun sohbetlerinden süzülen her cümle, bir ömre rehberlik edecek güçtedir. İşte o eşsiz nasihatlerden bazıları:
-
Kalp Kırmayın: "Kalbi kırma; Kâbe’yi yıkmak kalp kırmaktan daha hafiftir."
-
Ahlak Esastır: "Tasavvufun özü güzel ahlaktır."
-
Edep Tacı: "Edep, insanın manevi elbisesidir."
-
İnsan Sevgisi: "Allah’ı seven insan, Allah’ın kullarını da sever."
Sonuç: Bir Gönül Kazanmak
Muzaffer Ozak Efendi’ye göre bir gönül kazanmak, bin nafile ibadetten hayırlıydı. O, "Ben şeyh değilim, kapıda bekleyen bir hizmetçiyim" diyecek kadar büyüdükçe küçülen bir tevazu abidesiydi.
Bugün onun bıraktığı en büyük miras; dinin korkuyla değil sevgiyle, şekille değil özle, dışlayarak değil kucaklayarak anlatılması gerektiğidir. Ruhu şad, makamı ali olsun.