Mehmed Sıddık ALADAĞ

Mehmed Sıddık ALADAĞ

GEÇMİŞ KAVİMLERE BENZERLİK, FAZLA BİNA VE İSRAF.

GEÇMİŞ KAVİMLERE BENZERLİK, FAZLA BİNA VE ISRAF

İslam alimleri bildirmişlerdir ki;içinde bulunduğumuz bu asır tek bir kavme değil, geçmişteki helak olan neredeyse tüm kavimlerin günahlarını bünyesinde toplayan karma bir yapıya benzemektedir.

1-Benzerlik nedeni:Günümüz asrının en çok benzetildiği topluluk Hz. Lut'un kavmidir. Aile yapısının bozulması, eşcinselliğin ve her türlü cinsel sapkınlığın "özgürlük" adı altında küresel ölçekte yasallaşması, yaygınlaşması ve savunulması bu benzetmenin en büyük sebebidir.

2- Benzerlik nedeni:Medyen halkı, ticarette hile yapmak, ölçü ve tartıda adaletsizlik etmek, insanların mallarını gasp etmek ve tefecilikle bilinirdi. Bugünün küresel kapitalist sistemi; faiz, rüşvet, haksız kazanç, manipülasyon ve sömürü düzeniyle aynen bu kavmin ekonomik ahlaksızlığını yansıtmaktadır.

3- Benzerlik nedeni:Âd kavmi, devasa binalar inşa etmekle, fiziksel güçleriyle ve Bizden daha güçlü kim var?" diyerek teknolojilerine ve askeri güçlerine güvenip kibirlenmekle bilinirdi. Günümüz dünyasındaki gökdelen yarışı, nükleer ve teknolojik güçle zayıf milletleri ezme arzusu tam bir Âd kavmi karakteridir.

4-Benzerlik nedeni:Maddiyata gömülüp maneviyatı tamamen dışlama, uyarılara kulak tıkama ve inançlı insanlarla dalga geçme yönüyle bugünün ateizm, deizm ve nihilizm akımları Hz. Nuh'un kavmini andırmaktadır.

5-Benzerlik nedeni:karun, Allah ona öyle çok hazineler vermişti ki, bu hazinelerin anahtarlarını bile güçlü ve kalabalık bir insan grubu ancak taşıyabilirdi.Karun, bu malın kendi ilmi ve becerisi sayesinde kazandığını iddia etti.Hz. Musa'ya ve inananlara karşı kibirlendi, zekat ve sadaka gibi ilahi emirleri kabul etmeyerek azgınlık yaptı.Çevresindeki insanlara üstünlük tasladı ve halkına zulmetti.

Ve bu sebeble, hazineleriyle birlikte yerin dibine batırılarak helak oldu.Kur'an-ı Kerim'de (Kasas Suresi) bildirildiği üzere, Allah'ın emriyle yer yarıldı ve Kârun ile sarayları/hazineleri yerin dibine geçirildi.

6-Benzerlik nedeni: Semûd kavmi, kayaları ve dağları yontarak ihtişamlı evler ve saraylar inşa etmişti.Hz. Sâlih, kavmini Allah’a iman etmeye, putlardan vazgeçmeye ve adalete çağırdı.İnkâr: Kavmi, O'na karşı çıkıp "Sen ancak büyülenmiş birisin" diyerek meydan okudu

Bu nedenle, Şiddetli bir sarsıntı (deprem) ve gök gürültüsüyle inananlar kurtulurken, inkârcı kavim evlerinde diz üstü çökmüş olarak yok oldu.Çağımızda putlar sınır açmış ve kimse kimseyi uyarmaz hale gelmiştir.

7-Benzerlik nedeni:Gücü elinde bulunduranların kendilerini yeryüzünün mutlak hakimi (ilahı) gibi görmesi, insanları köleleştirmesi ve kendi çıkarları için kitleleri manipüle etmesi yönüyle modern diktatörlükler ve küresel elitler bu zalim liderlerin sistemlerini yaşatmaktadır.

Bu çağın insanları, bütün kavimlerin helak olacak olan sebeplerini yapmaktan aciz kalmıyor ve daha fazlasını yapmaktadır. Zengin birisi bana gelerek malının zekatı ne kadar olduğunu hesab yapmayı istedi. Bütün malının zekat nisabı toplam 60 bin TL vereceğini çıkardık ve adam derin düşünerek bu kadar para nasıl olur verecem diye cimrilik yaptı.

Allah verdiği malın kırkda birini zekat vermesini emretmiş ve adam kırkda biri bile zekat vermesine cimrilik yapıyor. Bu dünya kimseye kalmaz. Mal mülk hepsi fani ancak yaptığın ameller sana kalır. Dünyanın malı israf ve gösteriş yaparak cimrilik devreye girmez. ancak ebedi hayatı kurtaracaksa cimrilik yapar insan oğlu.

Allah Teâlâ şöyle buyurdu:
Siz, böyle gösteriş ve eğlence olsun diye, her tepeye anıt gibi binalar/köşkler dikip duracak mısınız? (Şuarâ Suresi, 128. Ayet)

(Hz. Hud’un Âd kavmine yaptığı uyarıyı anlatan bu ayet, halkın temel ihtiyaçlar dışında kibir, övünç ve eğlence (israf) amacıyla yüksek yerlere diktiği görkemli yapıları eleştirir.)

Bu ayet sadece Hz. Hud'un kavmine uyarı değil, tüm insanlara birer uyarı olup ve ibret almalıdır. Bu zamanda ki binaların çoğalması nedeniyle bir avuç toprağa hasret kaldık.Binaların yapısında, mal ve para toplama hırsı o kadar çoğaldı ki, hesap bile yapılamiyor.

Açıklama:
Bu söz, modern dünyadaki çarpık kentleşmeyi, aşırı betonlaşmayı ve insanların bitmek bilmeyen maddi hırslarını geçmiş kavimlerin (Âd kavmi) hataları üzerinden eleştirmektedir.

Sözün detaylı açıklaması ve vurguladığı temel noktalar şunlardır:

Binaların aşırı çoğalması nedeniyle insanların doğadan, yeşilden ve topraktan tamamen koptuğu Beton yığınları arasında sıkışıp kalan insanın, en temel doğal ihtiyacı olan bir avuç toprağa bile muhtaç hale geldi.

Bina yapımının artık bir barınma ihtiyacı olmaktan çıkıp, sadece daha fazla servet kazanma ve güç gösterisi yapma yarışına dönüştüğünü anlıyoruz.

İnsanoğlundaki mal toplama hırsının o kadar büyüdüğü ifade edilir ki, bu hırs artık mantıklı bir hesap kitap sınırını aşmıştır.

Ayetlerin sadece o dönemde yaşayan insanlara değil, bugünün modern insanına da hitap ettiği hatırlatılır.Günümüz insanının da tıpkı helak olan eski kavimler gibi dünyaya kazık çakacakmış gibi ölümsüzlük hissiyle ve kibirle devasa binalar diktiği aktarılır.

Özetle bu söz; teknoloji ve mimari gelişirken insanın manen ve ahlaken çöküşünü, doyumsuzluğunu ve doğayı katlederek kendi sonunu hazırladığını anlatan iğneleyici ve düşündürücü bir tespittir.

Kıyametin alameti ile ilgili bir hadis şöyle bildirmiştir:
Yüksek Binalar Yapılması: "Çıplak, ayakkabısız, fakir koyun çobanlarının yüksek bina yapmada birbirleriyle yarıştuklarını gördüğün zaman (bu kıyamet alâmetlerindendir)." (Müslim, Îmân 1)

Açıklama:
Bu hadis-i şerif, toplumsal düzenin altüst olmasını, ekonomik dengelerin aniden değişmesini ve liyakatsizliği anlatmaktadır. İslam literatüründe "Cibril Hadisi" olarak bilinen ve kıyamet alametlerinin sayıldığı meşhur rivayetin bir bölümüdür.

Hadisin verdiği temel mesajlar ve dikkat çektiği değişimler şunlardır:

Geçmişte çok kısıtlı imkanlara sahip, yalın ayak ve yoksul olan insanların kısa sürede muazzam bir servete kavuşması kastedilir.Sonradan elde edilen zenginliğin; ilim, ahlak veya kalıcı bir değer üretmek yerine, lüks binalarla birbirine hava atma (gösteriş) yarışına dönüşmesi eleştirilir.

Maddi gücün ve yönetimsel gücün, o gücü yönetecek entelektüel, ahlaki ve kültürel birikimi olmayan kişilerin eline geçmesini simgeler.Sorumlulukların ve makamların ehil olmayan kişilere verilmesi, kıyamete giden süreçte toplumsal çöküşün ana nedenlerinden biri olarak sunulur.

Allah'u Teâlâ israf hakında şöyle buyurmuştur:
Çünkü saçıp savuranlar, şeytanların kardeşleridir. Şeytan ise Rabbine karşı çok nankördür.(İsra Sûresi 27)

Bu ayet, israfın (malı ve nimeti gereksiz yere saçıp savurmanın) kötülüğünü ve insanı ruhen şeytana yaklaştırdığını anlatır. Malı mülkü hak etmeyen yerlere, harama, gösterişe veya gereksiz lüksere harcayarak tüketmeyi yasaklar.

Nimetleri yerli yerince kullanmayıp savuran kişilerin, ahlaki ve davranışsal olarak şeytanın yolundan gittiğini ve onun "kardeşleri/dostları" konumuna düştüğünü bildiriyor.

Şeytanın Allah'ın verdiği nimetlere karşı nankörlük etmesi gibi, savurgan insanın da elindeki serveti veya imkânı kötüye kullanarak Allah'ın verdiği rızka nankörlük etmiş olduğunu bildiriyor.

Özetle ayet; harcamalarda ölçülü ve dengeli olunmasını, cimrilik ile israf arasında orta bir yol izlenmesini, servetin ve nimetlerin şükrüne uygun şekilde, yerli yerince harcanması gerektiğini insanlara bildiriyor.

Hazreti Enes Radıyallahu Anh anlatıyor. "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, Ensâr'dan bir zâtın kapısının üstüne yaptırdığı bir kubbe gördü. Bu nedir?" diye sordu.

Bu falancanın inşa ettirdiği bir kubbedir!" dediler. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm: "Böyle sarfedilen her mal, Kıyamet günü sahibine bir vebaldir!" buyurdular.

Bu söz Ensari'ye ulaşmıştı. Kubbe'yi hemen yıktı. Sonra, Aleyhissalâtu vesselâm oradan tekrar geçti, fakat kubbeyi göremedi, akıbetini sordu. "Sizin söylediğiniz kendisine ulaşınca yıktı" denildi.

Bunun üzerine Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm: "Allah ona rahmet kılsın, Allah ona rahmet kılsın!" diye dua buyurdular." Kaynak : İbnu Mace Sünen (4161) - Hds :(7267)

Bu hadis-i şerif, temel olarak dünya malına karşı aşırı düşkünlükten kaçınmayı, lüks ve israfın manevi sorumluluğunu ve Peygamberimiz'e (s.a.v.) itaatin önemini anlatmaktadır.

Hadisin verdiği ana mesajlar ve açıklamaları şunlardır:

İsraf ve Gösterişten Kaçınmaİhtiyaç fazlası harcama: Hadisteki "kubbe", o dönem için barınma ihtiyacını aşan, sadece gösteriş, süs veya kibir amacıyla yapılan lüks bir yapıyı temsil eder.

Malın vebali: Hz. Peygamber’in "Böyle sarfedilen her mal, Kıyamet günü sahibine bir vebaldir" sözü, sadece gösteriş ve hava atmak için harcanan paranın ahirette hesaba çekileceğini gösterir. İslam, meşru ihtiyaçların karşılanmasına izin verirken, kibir ve gurur vesilesi olan harcamaları hoş görmez.

Tam İtaat ve Teslimiyet Anında uygulama:
Ensari zat, Peygamberimiz’in (s.a.v.) doğrudan kendisine bir emri olmamasına rağmen, onun bu durumdan hoşnut olmadığını duyar duymaz binayı yıkmıştır.

Tereddütsüz bağlılık:
Bu davranış, sahabenin Hz. Peygamber’in rızasını kazanmak ve günahtan kaçınmak konusunda ne kadar hassas, hızlı ve samimi olduğunu ortaya koyar.

Peygamberimiz'in Hoşnutluğu ve DuasıTevbeye verilen karşılık: Hz. Peygamber, sahabinin hatasını anlayıp hemen düzeltmesinden çok memnun olmuş ve ona "Allah ona rahmet kılsın!" diyerek mükerrer (peş peşe) dua etmiştir.

Manevi kazanç: Kişi dünya malından veya konforundan Allah rızası için vazgeçtiğinde, karşılığında çok daha büyük bir manevi kazanç (Allah'ın ve Resulü'ünün sevgisini) elde eder.

Dünya hayatındaki mal, mülk ve rahatlık geçicidir. Allah sevgisi ise kalıcı ve en büyük kazançtır.İnsanın maddi konforundan Allah rızası için vazgeçebilmesi, güçlü bir imanın göstergesidir.

Maddi bir kayıp gibi görünen fedakarlıkların, aslında insanın ruhunu olgunlaştırdığı ve onu Allah ile Peygamber'e yakınlaştırdığını bildirir.

Kısacası; Allah için yapılan fedakarlıkların asla karşılıksız kalmayacağını, en büyük zenginliğin ise maddi değil manevi (huzur ve ilahi sevgi) olduğunu belirtir.

Bildirmişlerdir ki:
Sonuç ve Ümmet-i Muhammed'in FarkıBüyük İslam alimlerinden Bediüzzaman Said Nursi, bu asrı "Helaket ve Felaket Asrı" olarak tanımlar. Geçmiş kavimler tek bir büyük günah yüzünden topluca helak edilirken (gökten taş yağması, tufan, şiddetli ses vb.), bu asırda tüm bu günahlar bir arada işlenmektedir.

Buna rağmen toplu bir helakin gelmeme sebebi, Hz. Muhammed'in (s.a.v.) ümmeti için yaptığı, "kavminin toptan helak edilmemesi" yönündeki duasıdır. Ancak bu durum, asrın günahlarının manevi bir helake (kalplerin ölmesi, huzursuzluk, bunalımlar ve savaşlar) yol açtığı gerçeğini değiştirmemektedir.

Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurdu;
Altına, gümüşe (paraya), elbiseye (mala mülke) kul olanlar helâk oldu; eğer bunlara mal verilirse hoşlanır, verilmezse razı olmaz (öfkelenir).” (Buhârî, Cihad 70, Rikâk 17)

Hadisin verdiği temel mesajlar şunlardır:
1. Paraya ve Mala Esir Olmak Hadisteki kul olanlar ifadesi, paraya ibadet etmek anlamında değil; parayı, gücü ve malı hayatın tek gayesi haline getirmek anlamındadır.İnsan mala hükmetmelidir; mal insana hükmetmeye başladığında insan özgürlüğünü kaybeder ve o malın kölesi olur.

2. Bu zihniyetteki insanlar, sadece işleri yolunda gittiğinde ve kendilerine maddi bir menfaat (mal/mülk) sağlandığında mutlu ve razı olurlar. Beklentileri karşılanmadığında veya ellerindekini kaybettiklerinde hemen isyan eder, öfkelenir ve derin bir tatminsizlik yaşarlar. İhlasları ve ahlakları dış şartlara bağlıdır.

3. Dünyalığa tapan insan asla doymaz. Bu hırs, kalbi karartır ve kişiyi dünyada da ahirette de mutsuzluğa (helake) götürür.Maddi menfaat için dürüstlük, adalet ve kul hakkı gibi yüce değerler kolayca feda edilir.

Özetle; İslam dini zengin olmayı ya da dünya malını kazanmayı yasaklamaz. Bu hadis, malın cebe değil, kalbe girmesine karşı bir uyarıdır. Mal, hayırlı işler için bir "araç" olmalıdır; hayatın ana "amacı" haline geldiğinde insanı helak eder.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.