CUMHURBAŞKANI “NEDEN 3 ÇOCUK YAPIN?” DİYOR!

Sayın Cumhurbaşkanı, vatandaşlara üç çocuk yapın diye teşvik ediyor. Bir kısım insanlar bu teşvike sinirlenerek, bizim aile içimize de karışıyor artık diyorlar. Bizim çocuk yapma veya yapmama hakkımıza onun müdahale etmesine hiç gerek yoktur diyerek sözde çocuk teşviki üzerinden AK Parti ve Cumhurbaşkanını eleştirmeye ve bu yolla oy kaybettirmeye çalışmaktadırlar.

Bugün Almanya’da Alman vatandaşlarında doğum oranları eksiye inmiş ve Almanlar bu konuda çeşitli yasalar çıkararak çocuk sayısını ve doğum oranlarını artırma peşine düşmüşlerdi. Zira Almanya’da şu anda işçi ve kalifiye elaman sıkıntısı çekilmeye başlanmış durumdadır. Alman nüfusunu Türk ve Türkiye kökenli olmayan Kürt ve Arap kökenliler artırmaya devam etmektedirler. Bunlar özelikle Kürt ve Araplar çok çocuk yapmakla Almanya’da meşhur olmuşlardır. Diğer bir nüfusu artırma çalışması da, Almanya’da yasal oturma hakkına sahip olanları Alman vatandaşlığına almak olmuştur. Bu yolla da nüfus artışı sağlanmıştır. Almanya’nın yaşadığı bu sıkıntının ayak izleri bugün Türkiye’de de görülmeye başlanmıştır.

Bundan yıllar önce yani 1980 den önceki koalisyon hükümetlerinin batıdan aldıkları emirler doğrultusunda nüfusu azaltmak için iki çocuktan fazla yapmayın çünkü işsizlik yüksek, bütçe sürekli açık veriyor dolayıslada enflasyonun önüne geçmiyoruz diyerek nüfusun düşmesinin temellerini o günkü hükümetler atmıştır. Daha sonrada kadınlar iş gücü piyasasına dahil edilmiş ve bu yolla evlilikler azalmış, kadınlar kendi geçimlerini sağladıkları için evlenmeyip kariyer yapmayı tercih etmişlerdir.

Oysa enflasyonu düşürmede, genç nüfusun ve yetişkin iş insanlarının çokluğu önemli bir rol oynamaktadır. Ne kadar çok insan varsa, o kadar iş insanı ve iş yeri var demektir. Bu da üretimin ve verginin artması anlamına gelir. Bu yolla da hem işsizlik azalır hem de bütçe açıkları azalır ve enflasyonun önüne geçilir. Nüfus arttıkça oturma ve mesken ihtiyacı da artar. Mesken ve inşaat sektörü bu yolla sürekli canlı kalır ve bu da enflasyonun önüne geçilmesini sağlar. Otomobiller artar ve bunların yakıtlarından ve kendilerinden alınacak olan vergilerle enflasyon düşer. Otomobil ve ağır sanayi canlanır çünkü kalifiye eleman açığı bulunmaz. İşte geçmişte nüfusun düşürülmesi çalışmalarının altında benzer sebepler vardır. O günkü çalışmalar bugün meyvesini vermeye başlamış ve özellikle batı illerinde Türklerin nüfusları sürekli düşerken doğu ve güneydoğu illerinde ise ciddi bir artış olduğu görülmektedir. Buda gösteriyor ki böyle devam edilirse gelecekte Cumhurbaşkanı'nı Kürt nüfusun oyları belirleyecektir.

Doğu ve Güneydoğu illerinde doğurganlık oranı binde dördü geçmiş ve en ön safa yerleşmiştir.

Buradan ülke içerisine girildikçe doğurganlık oranları da devamlı bir düşüş görüldüğü istatistiklere girmiş durumdadır.

Orta Anadolu illerinde doğurganlık oranları binde üç’e gerilemiş ve daha içerilere girince de mesela İzmir, Ankara, İstanbul gibi büyük şehirlerde ise doğurganlık oranları binde 1.5 olarak tespit edilmiştir.

Bu da şu demektir. Her yıl Türkiye nüfusuna 1 milyon yeni seçmen katılmaktadır. Bundan önceki seçimlerde 5 milyon yeni seçmen oy kullandı ve bunların çoğunluğu Ak Parti’ye oy vermediler. Bu gençlerin çoğunluğu yatarak para kazanmak veya devletin kendilerine bakmasını beklemesi neticesinde, rüşvet, karaborsa, kaçak gelir, tefecilik gibi enflasyonu tetikleyen gelir gruplarında artışlar oldu. Bu tür üretmeyen ve tüketen hatta tüketirken de cepten değil de devletin kasasından tüketen israfçılar arttıkça enflasyon ve düşük gelir grupları artar ve insanlar mutsuz ve çilekeş olarak yaşamaya devam ederler. Genç nüfusun çok düşük olduğu ülkeler, ya kadınları tamamen çalışma hayatına itecekler veyahut ta dışarıdan başka uyrukları transfer ederek kendi vatandaşlığını verecektir. Almanya misali budur.

Bundan önceki seçimlerde Türkiye’de 5 milyon yeni seçmen oy kullanmıştır.

Doğu ve Güneydoğu bölgelerindeki nüfus artışına bakacak olursak Müslüman Kürt seçmenler dahi solcu, komünist ve İslam düşmanı PKK’yı destekleyen partilere oy vermektedirler ve gelecekte de onlar Cumhurbaşkanı’nı direk seçme hakkını elde edeceklerdir. İşte tehlike burada görülmektedir. Hem enflasyon bazında hem de seçim sathında bu çıkmaz yaşanacak gibi görünmektedir. Bu tehlikeyi sezen sayın Cumhurbaşkanı en az üç çocuk yapın diyerek gelecekteki tehlikeyi ortadan kaldırma çabasındadır.

Düşük nüfusun getireceği bir diğer tehlike de ekonomik olacaktır.

Yıllarca bize 2 çocuktan fazla çocuk yapmayın dendi durdu ve insanların çoğunluğu özelikle batı illerinde onu yapmaz hale geldiler. İki çocuk yapın diyenlerin kafasında şu vardı. İş yeri açmak yerine çocuk yapmayı engelleyelim ve böylece ekonomiyi dengede tutalım. Fazla olan nüfusu da yabancı ülkelere işçi olarak gönderdik mi tamamdır bu iş. Enflasyonu böylece yeneriz ve bizden kimsede iş ve aş istemez. Olanlardan alınacak vergilerle de biz geçiniriz. Yatırımlar ise geleceğe kalasın diye düşünülmüştür.

Ne var ki acı gerçekler böyle değilmiş. Ne kadar çok yetişmiş elemana, kalifiye elemana sahip olursanız ekonomininiz de o kadar güçlü ve vergi veren iş sahalarınız da o kadar çok olurmuş ne yazık ki bizleri iki çocuk bile çok olur diye kandırmışlar. Bunu da Emperyalizm ve Siyonizm adına yapmışlar. Nüfusu çok olan hatta en çok olan Çin’e bakacak olursak bugün dünyanın en gelişmiş ve en çok kazanan ülkesi durumun da ve enflasyon da yok bu ülkede. Kalkınmada da zirveye oturmuş durumda. En çok üreten, en çok israfı engelleyen ve çuvalın altını diken, en çok dükkan açan ve en çok gelire sahip olan, kendisine kafa tutulamayan bir ülke durumuna geldi. Kızıl ABD de diğer ülkelere çocuk yapmayın derken, kendi ülkesi için yeni yeni ilhaklar kazanmak için var gücü ile İsrail ile birlikte sağa sola saldırıp durmaktadır. Kanun ve kuralları hiçe saymaktadır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.