Firuz TÜRKER
CNN TÜRK’te tartışma programı. Alt yazı: ‘Suçlunun seküleri muhafazakârı olmaz’.
Epeydir tartışma programı adı altında havanda su dövme seansları düzenleyen CNN TÜRK’ü izlemediğimden geçerken denk geldi merak ettim acaba bunu kime söylüyorlar diye. O kadar laf salatası dinledim ama merakımı gideremedim, ayrıldım.
Bir kere sekülerle muhafazakarlık karşıtlık oluşturacak şeyler değildir. Ama bizde dindar yerine muhafazakâr kullanıldığı için böyle ‘yanlışlıklar’ bilerek yapılıyor. Seküler kelimesinin sözlük anlamı dünyevidir. Bu kelime ruhani, mistik ve uhrevi kelimeleriyle zıt anlamlıdır. Bu kelimeler ise dini inancı karakterize eder. Muhafazakârlık geleneksel toplumsal etmenlerin korunmasını destekleyen politik ve toplumsal bir felsefedir. Statükocu bir düşünce biçimidir yani. Toplumu sosyal bir devrimle değiştirmek isteyen sosyalist düşünceye karşı ‘var olanı koruma, değişime karşı durma’ biçiminde oluşan ve konservatizm olarak adlandırılan batıdaki politik akımdır.
Peki bu kavramlar neden karıştırılıyor da bugün ülkemizde çok önemli değişim ve gelişmelere destek veren Müslüman dindar kesim ‘muhafazakarlıkla’ nitelendiriliyor? Bu yakıştırma ‘Siyasi İslam’ gibi bir ucube tanımdır. İslam bir dini inanç sistemidir, politik görüş değil. Müslüman olduğu halde değişik politik görüşlere sahip bir sürü insan vardır. Ama Türkçe karşılığı ‘tutuculuk’ olan muhafazakârlığı dindar Müslüman kesime yamamak, bazılarının şark kurnazlığıdır.
İşin ilginç tarafı dindar Müslüman kesimde de bu kabul görüyor. Bunun sebebini yine anlamından saptırılan laiklik dayatmasında görüyorum. Laiklik her dine, her inanca özgür yaşam hakkı tanımak anlamına geldiği halde Müslümanların ensesinde boza pişirmek gibi görüldüğünden dindar kesim böyle bir tercih yapıyor ve muhafazakârlığa talip oluyor diye düşünüyorum.
Bu ülkede uzun yıllardır Kürdüm demek, Aleviyim demek ve bunlar gibi etnik, dinsel, mezhepsel hatta politik kimliğini belirtmek hor görüldüğü için bu tür kavram kargaşaları ortaya çıkıyor. Düşünsenize daha birkaç gün önce birisi çıkıp ‘sağcılık’ diye ne aşağılayıcı ifadeler kullandı. Günümüzde hâlâ ‘AK Partiye oy verdim, veriyorum’ derken bile bazı insanlar sağını solunu kollamak zorunda kalıyor. Peki bütün bu ezilmişlik duygularına karşı kim bayrak açtı, normalleşmenin yolunu kim döşedi? ‘Siyasi İslam’ diye, ‘muhafazakâr’ diye tanımlanmaya çalışılan kadrolar ve onlara destek olanlar. Kadir kıymet bilene.
Suçlunun şusu busu olmaz afurmasına gelince; elbette sadece seküler, muhafazakâr değil ne olursa olsun ister zengin ister fakir ister güçlü ister mazlum ister cahil ister okumuş hiç kimsenin suçlusu kabul edilebilir değildir. Siz gidin de bunu CHP’lilere, fanatik Kemalist kesime, İmamoğlu aşıklarına anlatın.